falan ile cümle
falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."우와, 괜찮아, 화끈한 친구네."
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."Oh, respire, mec."
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."Ooo, relaxează-te, fii calm, omule."
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."Spokojnie, wyluzuj stary".
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."Wow, calma, rilassati amico."
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."Ya, relájate, cálmate, amigo".
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."וואו, תרגע, תרגע בנאדם." ואנשים הטבילו אותי
"Hey, sakin ol dostum." falan diyorum."إهدأ -- إطمئن"
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Ich hatte nichts gemacht, ich hatte ihn nicht mit ins Disneyland genommen oder ihm eine Playstation gekauft.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Jag hade inte gjort något, inte tagit honom till Disney World eller köpt ett Playstation.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Je n'avais rien fait de spécial, je ne l'avais pas emmené à Disney, je ne lui avais pas acheté de Playstation.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Nič nisem naredil - nisem ga peljal v Disney World ali mu kupil Playstation.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Nič som nespravil, nezobral som ho do Disney World-u, ani nekúpil Playstation.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Saya tidak melakukan apa-apa, tidak mengajaknya ke Disney World atau membelikannya Playstation.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Yo no había hecho nada no lo había llevado a Disney ni le había comprado una Playstation.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Δεν είχα κάνει τίποτα, δεν τον είχα πάει στην Ντίσνεϊλαντ ούτε του πήρα Playstation.
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.Аз не бях направил нищо, не го бях завел на Дисни или не му бях купил Playstation.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Ce n'était jamais lui.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Det var aldrig han själv.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Ei koskaan hän itse.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Hij was het nooit zelf.
Hiç bir zaman o değildi, falan...한번도 에두아르도 그 자신이 답인 적은 없었지요.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Niciodată el.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Nigdy na siebie.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Nikdy on.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Non era mai lui.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Nunca era ele.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Nunca era él.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Soha nem ő volt a válasz.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Tidak pernah dirinya.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Ποτέ εκείνος.
Hiç bir zaman o değildi, falan...А он ни при чем.
Hiç bir zaman o değildi, falan...Никога той.
Hiç bir zaman o değildi, falan...התשובה אף פעם לא הייתה הוא.
Hiç bir zaman o değildi, falan...لم يكن هو ابدا
Hiç bir zaman o değildi, falan...自分から物事を離そうとする人は どうも虫が好きません
Hiç borcum yok, öğrenim kredilerimi falan ödedim kapattım.J'ai payé mon prêts de collège, tout.
Hiç borcum yok, öğrenim kredilerimi falan ödedim kapattım.학자금 대출은 모두 갚아버렸구요
Hiç borcum yok, öğrenim kredilerimi falan ödedim kapattım.Tôi đã trả hết các khoản vay vốn sinh viên, và tất cả những thứ khác
Hiç borcum yok, öğrenim kredilerimi falan ödedim kapattım.Я сплатив мій кредит на коледж, все.
Hiç borcum yok, öğrenim kredilerimi falan ödedim kapattım.それで私は、250,000ドルの現金を持っています。
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular."Không có máu tụ, blah blah nhìn vào màu sắc kìa", họ đang nói với nhau như vậy.
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.그 사람들은 "혈종은 없고.. 어쩌구 저쩌구, 색깔 좀 봐" 자기들끼리 말하고 있었어요.
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular."Non ci sono ematomi, bla bla, guarda il colore".
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.Pochylają się nade mną, szturchają i macają, mówią, "Nie ma krwiaków, bla bla, spójrz na ten kolor".
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular."Гематом нет, бла-бла-бла, посмотри на цвет!"
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.Розмовляють між собою, а я відчуваю себе старим автомобілем після ремонту.
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.והם כאילו, "אין שטפי דם, בלה בלה, תסתכל על הצבע," והם מדברים ביניהם
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.ويقولون، "ليس هناك أورام دموية، بلاه بلاه، انظروا إلى اللون "، و يتحدثون فيما بينهم
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.と 互いに話し合っていました まるで私が復旧した自動車のように
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.佢哋好似想講︰ 「無血腫,諸如此類。睇下啲顏色。」 佢哋之間喺度傾偈
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Jesteśmy wolnym społeczeństwem, więc pozwalamy na pornografię i inne -- bagatelizujemy je.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Jsme otevřená společnost, takže necháváme pornografii a takové věci -- prostě je setřesem.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.우리 사회는 자유롭습니다. 그래서 포르노같은 걸 허용하지만 별 신경도 안씁니다.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Mi egy szabad társadalom vagyunk, megengedjük a pornográfiát és ilyesmit - csak megrántjuk a vállunkat.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Nous sommes une société libre, donc nous autorisons la pornographie et toutes ces choses.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Smo svobodna družba in tako dopuščamo pornografijo in podobno -- ob njih skomignemo.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Somos uma sociedade livre, por isso consentimos a pornografia e todas essas coisas — encolhemos os ombros.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Somos una sociedad libre, así que permitimos la pornografía y esas cosas -- les restamos importancia.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Suntem o societate liberă, așa că lăsăm pornografia și toate lucrurile astea -- le minimizăm.