falan ile cümle

falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Vi har ett fritt samhälle, så vi låter pornografi och allt annat -- vi skakar det av oss.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.We zijn een vrije samenleving, dus halen we onze schouders op bij pornografie en dat soort dingen.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Wir sind eine freie Gesellschaft, also lassen wir Pornografie und solche Dinge einfach zu.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Είμαστε μια ελεύθερη κοινωνία, άρα επιτρέπουμε την πορνογραφία και όλα αυτά - απλά αδιαφορούμε.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Мы живем в свободном обществе, и дозволяем порнографию и прочее. Мы просто не обращаем на это внимания.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.Ние сме свободно общество, позволяваме порнографията и всички тези неща -- не им обръщаме внимание.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.כחברה חופשית, אנו מתירים פורנוגרפיה וכדומה,
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.نحن مجتمع متحرر، لذا نسمح بالاباحية وكل الامور الأخرى.. نتغاضى عنها.
Hür bir toplumuz; pornografiye falan izin veriyoruz-- ama önemsemiyoruz.それらは軽い風邪のようなもので
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Ich erzähle Ihnen nichts über Exporte und Preise.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Ik ga niet vertellen over exportcijfers en prijzen.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Je ne vais pas vous parler d'exportations et de prix.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.수입과 가격에 관련된 이야기를 하지는 않을 것입니다.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Nem beszélek exportról és árakról.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Non vi parlerò di esportazioni e di prezzi.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.No voy a hablar acerca de exportaciones ni precios.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Nu voi discuta despre exporturi şi preţuri.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Saya tidak akan mengatakan tentang ekspor dan harga.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Няма да ви говоря за износ и цени.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.Я не стану рассказывать вам об экспорте и ценах.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.לא אספר לכם על יצוא ועל מחירים.
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.و لن أُحدثكم عن الصادرات و الأسعار
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.でも経済学者としてのアイデアや道具を使って
İkinci alternatif ise biraz izbe, karanlık. Az bir şey uğraşsanız gece eğlence mekanı falan olur yani.Máme tu hezkou kancelář a pronájem stojí 2000 dolarů za měsíc.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Aqui ninguém Ihe chama Mogadíscio. Segundo, não percebo nada dos combates, por isso, não perguntes.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.-Blackburn
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Drugo, nič ne vem o borbi, zato ne sprašuj.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Fornavn, Todd. - Så hvordan er det?
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.În al doilea rând nu am idee despre luptă, aşa că fără întrebări.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Po druhé: Neviem nič o bojoch, takže sa nepýtajte.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Y además, yo no sé nada de combate, así que no preguntes.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Zadruhé, nevím nic o bojích, tak se neptej.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Και δεν έχω ιδέα από πόλεμο, γι' αυτό μη ρωτάς.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.Второ, аз нищо не зная за битката, така че не питай.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.שנית, אין לי מושג על הקרבות .אז אל תשאל
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.الاسم الأول، تود. ماذا تشبه؟- ما هى؟-
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Al pasarte silbando la primera bala, la política y esas mierdas... ...salen volando por la ventana.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Atunci cand primul glonţ ţi-a trecut pe la ureche, politica si toate căcaturile astea...nu mai contează.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Až přeletí první kulka kolem tvý hlavy, pilot to hovno schytá , už se jen podíváš oknem.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Čim ti prvi naboj prižvižga zraven glave,... politiko, znanje in vsa ta sranja lahko vržeš skozi okno.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Du syntes ikke vi burde være her? Ved du hvad jeg syntes?
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Keď prvá guľka preletí okolo tvojej hlavy, pilot to hovno schytá, už sa len pozeraj cez okno.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.- Powiedz mu, żeby wyłączył to cholerne radio. - Tak jest. - Powiedz mu, żeby wyłączył radio.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Quando a primeira baIa te passar ao Iado da cabeça, a poIítica e assim... ... deixa de importar.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.-Säg åt honom att stänga av sin förbannade radio. -Ja, Sir. Säg åt honom att stänga av sin radio.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.- Suruh dia matikan radionya. - Baik, Pak. Suruh dia matikan radionya.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Με την πρώτη σφαίρα που θα σου περάσει ξυστά, η πολιτική... ...φεύγει απ' το παράθυρο.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.ברגע שהכדור הראשון חודר לך ...למוח, כל הפוליטיקה והחרא הזה .כבר לא משנים שום דבר
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.مرحبا. هذا منزل ستيفاني وراندي , اترك رساله من فضلك. شكرا لك.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.A piramis alsó szintjén vannak alapvető szükségleteink -- hajlék, ruha, étel, víz, szeretkezés, satöbbi.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.En el nivel más bajo están las necesidades básicas: cobijo, ropa, comida, agua, apareamiento y demás.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.바닥에는 우리의 기초적인 필요가 있습니다-- 의식주, 물, 번식본능 등등..
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.Na camada de baixo temos as necessidades básicas — abrigo, roupa, comida, água, acasalamento etc.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.Na pierwszym poziomie mamy podstawowe potrzeby - schronienie, ubranie, jedzenie, woda, gody, itd.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.Onderaan de piramide staan de basisbehoeften -- onderdak, kleren, voedsel, water, voorplanting enzovoort.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.Pe nivelul de bază sunt nevoile primare -- adăpost, îmbrăcăminte, hrană, apă, împerechere şi aşa mai departe.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.Základnu tvoří základní potřeby: přístřeší, oděv, strava, voda, páření atd.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.Най-долу ние имаме базисни необходимости - подслон, дрехи, храна, вода, чифтосване и т.н.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.На найнижчому рівні основні потреби: дах над головою, одяг, їжа, вода, спарювання і т. д.
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.На самом нижнем уровне основные потребности: кров, одежда, пища, вода, спаривание и т. д.

İlgili Sayfalar