falan ile cümle
falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu bir elips. y lerin yükseliği ve x lerin karesi falan. .이건 타원입니다. x와 y의 제곱에 더 가중치를 두는 타원입니다.
Bu bir elips. y lerin yükseliği ve x lerin karesi falan. .Това е елипса, където просто можете един вид да претеглите квадратите на у и на х.
Bu bir elips. y lerin yükseliği ve x lerin karesi falan. .هذا قطع ناقص، حيث يمكنك تقدير y^2 و x^2
Bu buz küpü bir donmuş gölün falan üzerinde duruyor olabilir.Dit hier is de kracht.
Bu buz küpü bir donmuş gölün falan üzerinde duruyor olabilir.Možná stojí na větším jezeře nebo ledu.
Bu buz küpü bir donmuş gölün falan üzerinde duruyor olabilir.אולי זה צף על אגם גדול או על גבי קרחון או משהו דומה.
Bu buz küpü bir donmuş gölün falan üzerinde duruyor olabilir.そして、アイス キューブ、斜めに引っ張っています。
Bu demek ki annen 30 yaşında falan.Dann wäre deine Mutter ungefähr 30 Jahre alt.
Bu demek ki annen 30 yaşında falan.Quindi tua Mamma compira' 30 anni.
Bu demek ki annen 30 yaşında falan.Αυτό σημαίνει ότι είναι 30 χρονών.
Bu demek ki annen 30 yaşında falan.Значит, ей должно быть 30 лет.
Bu demek ki annen 30 yaşında falan.若い時の息子です
Bu herifte nereden çıktı, orta dünya'dan falan mı?Da dove viene, dalla Terra di Mezzo?
Bu herifte nereden çıktı, orta dünya'dan falan mı?Il sort d'où lui, la Terre du Milieu?
Bu herifte nereden çıktı, orta dünya'dan falan mı?Wo kommt er her, Mittel Erde?
Bu herifte nereden çıktı, orta dünya'dan falan mı?Από που είναι, από την Μέση Γη;
Bu herifte nereden çıktı, orta dünya'dan falan mı?Он что из Средиземья?
Bu herifte nereden çıktı, orta dünya'dan falan mı?このホビットを呼んだの誰?
Bu iki cümle falan.2문장이면 됩니다.
Bu iki cümle falan.Asta e, știți, două propoziții.
Bu iki cümle falan.C'est plutôt, deux phrases.
Bu iki cümle falan.Dat is twee zinnen of zo.
Bu iki cümle falan.Solo due frasi, tipo:
Bu iki cümle falan.Два предложения.
Bu iki cümle falan.Това са, нали се сещате, две изречения.
Bunu neden yapmak isteyesin ki?" falan dediler.Γιατί θέλεις να το κάνεις αυτό; "
Bunu neden yapmak isteyesin ki?" falan dediler.Защо би искала да се занимаваш с това?"
Bunu neden yapmak isteyesin ki?" falan dediler.С чего бы тебе вдруг захотелось преподавать?"
Bunu neden yapmak isteyesin ki?" falan dediler.Чому б ти цього хотіла?"
Bunu neden yapmak isteyesin ki?" falan dediler.למה שתרצי לעשות את זה?"
Bunu neden yapmak isteyesin ki?" falan dediler.لماذا تريدين القيام بهذا؟ "
Bunu neden yapmak isteyesin ki?" falan dediler.私の教師としてのキャリアは こうして
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Das alles hatten wir nicht geplant.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Dit was allemaal niet gepland.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.우리는 그런것까진 예상하지 못했었거든요.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Nie spodziewaliśmy się tego.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.No lo habíamos planeado, para nada.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Non lo avevamo previsto.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Nous ne l'avions pas prévu du tout.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Nu ne-am gândit la asta.
Bu konuda bir planımız falan yoktu. Sonra bu profesyonel müzisyenler kullanmaya başladı,Професионални музиканти също започнаха да го използват, например, на фестивала този уикенд,
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Δεν ήταν καθόλου στα σχέδιά μας.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Ми цього зовсім не планували.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.Мы совсем не планировали этого.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.לא תכננו את זה בכלל.
Bu konuda bir planımız falan yoktu.لم نخطط لذلك ابداً
Bu konuda bir planımız falan yoktu.そして プロの音楽家たちも使い始めました
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Aceasta este vestita bere Budweiser, nu ştim de vreo altă bere, bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Ceci est la célèbre bière Budweiser, nous ne connaissons aucune autre bière, blablabla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Das ist das berühmte Budweiser-Bier, wir kennen kein anderes Bier, bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Dit is het beroemde Budweiser bier, er is geen ander bier dat, bla bla bla..."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Esta é a famosa cerveja Budweiser, não há outra cerveja, blá, blá, blá,"
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Esta es la conocida cerveza Budweiser, la incomparable, bla bla bla".
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Ez a híres Budweiser sör, nem ismerünk más sört, blablabla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."이것은 유명한 버드와이저 맥주이고, 유일한 .. 중얼 중얼..." 이라고 써 있는데
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Questa è la famosa birra Budweiser, non conosciamo nessun altra birra, bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Toto je slavné pivo Budweiser. Žádné jiné pivo bla, bla, bla."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Това е известната бира Бъдуайзър, ние друга бира не познаваме, бла, бла, бла."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Це знамените пиво Будвайзер, ми не визнаємо іншого пива, і т.д. і т.п..."
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."Это знаменитое пиво Будвайзер, мы не признаём другого пива, и т.д. и т.п..."