Ana içeriğe geç
Sözlük

falan filan ile cümle

falan filan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu.これをもじって"これが有名なバドワイザーの家
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.Är det en ansvarig sak att göra? osv.
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.Czy ich posiadanie jest odpowiedzialne?
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.Je to zodpovědné mít děti? atd, atd.
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.아이를 키우는 건 책임감있는 행동일까? 등등에 대해서 말이죠.
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.Είναι αυτό μια υπεύθυνη πράξη; Κτλ, κτλ.
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.האם זהו דבר אחראי לעשות? וכולי ...
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.هل احضارهم الى العالم عمل مسؤول؟ الخ ...الخ
Bu yapılabilecek mantıklı bir şey mi? Falan filan.そして私は平和について考えました
Falan filan.A tak dále.
Falan filan.Atď., atď.
Falan filan.Dsb,., dsb.
Falan filan.Ecc...
Falan filan.Enz., enz.
Falan filan.Etc., etc.
Falan filan.Etc., etc.
Falan filan.Etc.., etc...
Falan filan.Etc., etc.
Falan filan.Et cetera, et cetera.
Falan filan.Etc...
Falan filan.Etc...
Falan filan.In tako naprej.
Falan filan.I tak dalej, I tak dalej.
Falan filan.등등 등등...
Falan filan.Stb., stb.
Falan filan.Vân vân...
Falan filan.И така нататък, и така нататък.
Falan filan.И т.д.
Falan filan.І так далі, і тому подібне.
Falan filan.וכו', וכו'.
Falan filan.الخ، الخ
Falan filan.等等等等
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular."Không có máu tụ, blah blah nhìn vào màu sắc kìa", họ đang nói với nhau như vậy.
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.그 사람들은 "혈종은 없고.. 어쩌구 저쩌구, 색깔 좀 봐" 자기들끼리 말하고 있었어요.
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular."Non ci sono ematomi, bla bla, guarda il colore".
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.Pochylają się nade mną, szturchają i macają, mówią, "Nie ma krwiaków, bla bla, spójrz na ten kolor".
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular."Гематом нет, бла-бла-бла, посмотри на цвет!"
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.Розмовляють між собою, а я відчуваю себе старим автомобілем після ремонту.
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.והם כאילו, "אין שטפי דם, בלה בלה, תסתכל על הצבע," והם מדברים ביניהם
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.ويقولون، "ليس هناك أورام دموية، بلاه بلاه، انظروا إلى اللون "، و يتحدثون فيما بينهم
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.と 互いに話し合っていました まるで私が復旧した自動車のように
"Hiç kanama yok, falan filan, rengine bakın." filan deyip kendi aralarında konuştular.佢哋好似想講︰ 「無血腫,諸如此類。睇下啲顏色。」 佢哋之間喺度傾偈
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.C'est la loi, vous devez faire un appel d'offres, et tout ce qui s'ensuit.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.Dem Gesetz zufolge muss man ein Angebot unterbreiten und so weiter und so fort.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.입찰하는 조례에 따라, 기타 등등.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.Por ley hay que ofertar y todo eso.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.Prawo wymaga przetargu itd., dlatego napisałem "może".
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.Prin lege trebuie să licitezi, şi aşa mai departe şi aşa mai departe.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.Secara hukum, Anda harus melakukan tender, dan berbagai prosedur lain.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan. Tam isim veremiyorum.Theo luật, ta phải đấu thầu, và loằng ngoằng nhiều thứ.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.Volgens de wet moet er geboden worden, en zo verder en zo voort.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.Είναι υποχρεωμένοι από το νόμο να υποβάλλουν προσφορά, κλπ.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.По закон трябва да заложиш и така нататък.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.По закону вам необходимо сделать заявку, и т.д.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.לפי חוק חייבים מכרז, וכך הלאה.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.وفقًا للقانون يتوجب عليك أن تدخل مناقصة، وهكذا وهكذا.
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan.だから、明言はできません
Kendinizi tempolamanızı sağlar, zamanı ölçer ki zamanında bitirebilelim falan filan.Es gibt Ihnen den Takt vor, bietet Ihnen einen Timer damit wir in der Zeit bleiben etc.
Kendinizi tempolamanızı sağlar, zamanı ölçer ki zamanında bitirebilelim falan filan.Ils vous aident à suivre le rythme, ils vous donnent le temps donc vous tiendrez les délais.
Kendinizi tempolamanızı sağlar, zamanı ölçer ki zamanında bitirebilelim falan filan.페이스를 조절하여 정확한 시간에 마칠 수 있습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod