Bir tavuk falan?Ein Huhn?
Bir tavuk falan?Kurczakiem?
Bir tavuk falan?Un pollo? <br />
Bir tavuk falan?أ"دجاجة؟
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Ahí está.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Ein kleiner Typ, schwarze Jeans etc. auf ganz leerer Bühne.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Jeden mały facet, czarny dzinsy itp. na kompletnie pustej scenie.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Klein mannetje, zwarte jeans en zo, op een volledig leeg podium.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.홀로 블랙진을 입은 작은 사나이가 있습니다. 완전히 빈 스테이지 위에요.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Ông ấy đây. Một người nhỏ bé, mặc jean đen trên một sân khấu trống trải
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Una persona in jeans e maglione nero, su un palco completamente vuoto.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Un gars tout simple, jeans noir et tout, sur une scène complètement vide.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Un omuleț, blugi negri și chestii, pe o scenă goală complet.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Един малък човек, черни дънки и дрехи, на напълно празна сцена.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Стоит себе парень, чёрные джинсы и т.п. на совершенно пустой сцене.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.הנה הוא. בחור קטן אחד, ג'ינס שחור על במה ריקה לחלוטין
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.هاهو هنا . شخص ضئيل الحجم , بنطال (جينز) أسود و ما شابه, على منصة فارغة تماما.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.何もないステージに立っています あなたなら どこを見ますか?
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Ich bin einfach so misstrauisch. Ich lese viele Spionagegeschichten.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Ja som totiž veľmi podozrievavý. Čítam veľa detektívok a podobných vecí.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Jestem podejrzliwy. Czytam dużo powieści szpiegowskich.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Ker sem sumničav, berem veliko kriminalk in podobnega.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.제가 추리 소설을 많이 읽어서 의심이 많아요.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Leio muitos livros de espionagem e outros.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Оскільки я персона підозріла щодо цього всього. Я читав багато шпигунських романів та іншого.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.Т.к. я очень подозрительный. Я читаю множество шпионских романов.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.בגלל שאני חשדן כזה, אני קורא הרבה ספרי ריגול וכאלה.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.لأنني مشكك. قرأت الكثير من روايات التجسس وغيرها.
Bir yığın casus romanı falan okurum ben.(笑) もし-
Bize, normal insanlar gibi bir içki teklifiyle falan yaklaşsaydınız... ...sorun olmazdı.لو أردت أن تنضم إلينا لشكل عادي من التفاعل الاجتماعي مثل كأس من الشراب لكنا وافقنا
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar.Dar oricum, modul în care se termină filmul e că
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar.La Estrella de la Muerta llega más y más cerca, y ves
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar.l'Étoile Noire se rapproche de plus en plus et on voit
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar.Ma ad ogni modo, la fine del film è che
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar. Madde IVI alla fall, sättet som filmen slutar är att DĂśds Stjärnan kommer närmare och närmare och dĂĽ ser man
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar. Madde IV화면에 "데스 스타"가 줌으로 잡히고
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar.Tak či tak, film končí tým, že
Bizimkiler de, "Basýna çýktýk!" falan olurlar."Αν θέλουμε να αλλάξει ο Darth Vader," λένε,
B'nin kuyruğunun A'nın kuyruğu ile aynı yerde başlaması falan gerekmiyor.저희는 이 벡터의 꼬리가 벡터 A의 꼬리에서 시작해야 한다는 것을 말하는 것이 아닙니다.
B'nin kuyruğunun A'nın kuyruğu ile aynı yerde başlaması falan gerekmiyor.Điểm đầu của Véc tơ B không nhất thiết phải trùng với điểm đầu của A
B'nin kuyruğunun A'nın kuyruğu ile aynı yerde başlaması falan gerekmiyor.Takhle nějak to bude potom vypadat.
B'nin kuyruğunun A'nın kuyruğu ile aynı yerde başlaması falan gerekmiyor.We zeggen dus niet dat hij op dezelfde plek als Vector A moet beginnen.
B'nin kuyruğunun A'nın kuyruğu ile aynı yerde başlaması falan gerekmiyor.הם לא חייבים להתחיל מאותה נקודה.
B'nin kuyruğunun A'nın kuyruğu ile aynı yerde başlaması falan gerekmiyor.نحن لانقول نهاية السهم يجب أن تنتهي في نفس المكان الذي يبدأ منه سهم متجه A
Bölge Mahkemesi'nde Korsan Partisi'nin bize verdiği desteği özler olduk açıkçası. -Otobüsler falan.Vi saknar Piratpartiets engagemang från tingsrätten med bussar och...
Bölge Mahkemesi'nde Korsan Partisi'nin bize verdiği desteği özler olduk açıkçası. -Otobüsler falan.Vi saknar Piratpartiets engagemang från tingsrätten med bussar och...
Böyle bir durumda... ...beni kollarına falan almalısın... ...en azından bir reaksiyon ver!Ilyenkor a karjaid közé kellene rántanod vagy valami hasonló, legalább egy kis cselekvés lehetne!
Böyle bir durumda... ...beni kollarına falan almalısın... ...en azından bir reaksiyon ver!Αυτήν την στιγμή, θα έπρεπε να με είχες ήδη αρπάξει και αγκαλιάσει. Θα έπρεπε να υπάρχει λίγη δράση...
Böyle bir durumda... ...beni kollarına falan almalısın... ...en azından bir reaksiyon ver!في هذه الحالة يجب ان تكون قد امسكت بي وعانقتني او ان يكون هناك بعض الاثارة
Böylece katılabilirdiniz. Üyelik falan da istemiyordu.Любой мог прийти, тогда не надо было быть членом.
Böyle sayılara irrasyonel sayı denir. Çılgın falan olduklarından değil.이런 수들을 무리수라고 합니다. 이 숫자들이 미쳐서가 아니라
Böyle sayılara irrasyonel sayı denir. Çılgın falan olduklarından değil.המספרים האלו נקראים מספרים אי רציונליים. לא בגלל שהם משוגעים אלא מכיוון שהשברים
Böyle sayılara irrasyonel sayı denir. Çılgın falan olduklarından değil.分数は整数の比(ratio)であるために有理数(rational)と呼ばれ それ以外は有理数でない つまり無理数なのです
Bu 1000 borçlunun sadece 200ü işini falan kaybedecek. -20%, tedy 200 půjčovatelů ztratí práci, nebo něco podobného.
Bu 1000 borçlunun sadece 200ü işini falan kaybedecek. -何かでデフォルトします。 彼らは、住宅ローンの支払いを、 これ以上は出来ません。
Bu arada, bunlar benim çocuklarım, ve tabii ki harikalar falan.Apropo, aceștia sunt copiii mei, care, bineînțeles, sunt minunați în toate cele.
Bu arada, bunlar benim çocuklarım, ve tabii ki harikalar falan.A propósito, estes são os meus filhos, que, evidentemente, são maravilhosos e assim por diante.
Bu arada, bunlar benim çocuklarım, ve tabii ki harikalar falan.Comunque, questi sono i miei figli, che ovviamente sono meravigliosi.
Bu arada, bunlar benim çocuklarım, ve tabii ki harikalar falan.For øvrigt, så er dette mine børn, som, selvfølgelig, er vidunderlige og så videre.
Bu arada, bunlar benim çocuklarım, ve tabii ki harikalar falan.Förresten är detta mina barn, som naturligtvis är underbara och så vidare.