Belalı biri falan mı?And is it some thug?
Oradaki kız mı? Tehlikeli gibi biraz, otobüsün üstünde falan.- Is that a girl? ♪ (The Lumineers, "Ho Hey") ♪
Yani tamam, okuldayken falan böyle şeyler olabilir.You need to do this.
Olası sonuçlardan ürküyorlar. Bazıları sanırım onlara asıldıklarını falan düşünüyorlar.- Because they know people are mean about it and they don't want to be bullied.
Birileri ışığı falan kapatabilir mi?Does somebody want to turn the lights down or somethin'?
Hiç birşey yapmamıştım, Onu Disney World'e götürüp Playstation falan almamıştım.I hadn't done anything, hadn't taken him to Disney World or bought him a Playstation.
Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.The faithful come in their wheelchairs and crutches, and so on.
"Belki kızartmasını falan yaparız"."Maybe we can make fish sticks with it or something."
Üç hafta falan önceydi.It was like three weeks ago.
Ben pul pul olmuş falan değilim.It's not like I flaked or something.
Kuleye bi bakalım, kabartılar, kesikler, sarkmalar falan olduğunu görüyorsunuz.Then, looking up in the turret, you see there are bulges and pokes and sags and so forth.
"Bu meşhur Budweiser birasıdır, başka bira tanımayız, falan filan.." yazıyordu."This is the famous Budweiser beer, we know of no other beer, blah, blah, blah."
Çekül seviyesini, merkezi, alanı önceden ölçmek falan.Right. Perfect!" Predicated on plumb level, square and centered.
"Ay, şuraya sos bulaşmış" falan olurum.Lil' spaghetti sauce there."
İlk sırada temel ihtiyaçlarımız var -- sığınma, giyinme, yiyecek, çiftleşme falan.On the bottom tier, we have basic needs: shelter, clothing, food, water, mating and so forth.
"Test, 1,2,3" falan deSay, "testing, 1,2,3"
Ama falan istemem.Giulio, no buts!
Demek istediğim, biliyorum, bazen hayat tarzlarımız falan çok farklı.I mean, I know sometimes our lifestyles are very different, whatever.
Onlar tarihten kalma falan mı?Are they dating or something?
Kýzgýn falan deđillerdi, bildiđin canlarý sýkýlmýţtý.And they looked bored. They didn't even look angry.
Kahraman falan olmaya çalışmıyordum.You know, it wasn't like I 'm trying to be a hero or anything.
Ben de "tıp eğitimi falan almadım, hiç böyle bir iddiam olmadı" dedim.And I said, "I have no training as a doctor. I never claimed that."
Bir sapık falan mı?A stalker?
Hayali bir arkadaşım olmasına rağmen, W.P'den haberim falan yok.A person just like you! Though I have an imaginary friend, I don't know about W.P.
Ýki sene falan önceydi.It was about 2 years ago.
Bu yakýţýklý geldi. <- 4 sene önce falandý.This handsome guy came here, about 4 years ago.
Burada kaldý. 1 ay falan.He has stayed here, for about a month
Yok, hýý böyle kaza geçirmiţ gibiydi alnýnda dikiţler falan... <- Çok fenaydý hali.No, he appeared to have been an accident, he had stitches on his forehead.
Peki olay neymiţ? Yani o anlý falan. Hiç konuţmuyordu.Then, what had happened to him, I mean his forehead?
Seyyar satýcýlýk falan mý yapýyordu baban?Was he selling things on the car?
Anne, ţu kapýyý açar mýsýn? Etmeyeceđim yemin falan!Mom, could you open this door?
Kadýn falan deđilim ben. Tuzađým.I am not a woman, I am a trap
Ya adam eski kumarhaneci falan, böyle birazcýk karanlýk tiplerden.The guy used to own a casino. He is like mafia
Tahmin ediyorum sadece. Siz kafayý falan mý yediniz Ömer'le?Why are we talking about Omer?
Kliması falan da yok.It doesn't have air conditioning.
Satın falan alabilir miyim?Can I buy it off you or something?
Gözleri faltaşı gibi açık bir çocuk gibi, 'Neden böyle?" diye sordum.Like a wide-eyed kid, I'd say, "Why is that?"
She means the false news about Cemre and Barış's marriage.I didn't understand that, I'm sorry?
İhracat ve fiyatları falan anlatmayacağım.I'm not going to tell you about exports and prices.
Çocuklar fallarını okumazlar.Children do not read horoscopes, ok?
Helikopter numaraları hep eğlencelidir. Dışarıya sarkmak falan işte.Helicopter stunts are always fun, hanging out of them, whatever.
Mesela kötü bir kelime oyunu yaptığında falan.You know, like when you make an awful pun or something.
Bu herifte nereden çıktı, orta dünya'dan falan mı?Where's he from, Middle Earth?
Ama kirk-elli'yi falan tercih ederim.But I prefer for maybe 40 to 50.
Daha hiç bir şey konuşmadık ki... Maaş falan...We haven't discussed anything... salaries and other things...
Baskı hatası falan yok.No misprints.
Para falan umrumda değil.I don't care about money.
İkincisi, ben çarpışma falan bilmiyorum, o yüzden bana sorma.And it's loaded with sharks.
İlk kurşun kafana saplandığında, politikanın falan... bir anlamı kalmaz.Tell him to turn his damn radio off. Yes, sir. Tell him to turn his radio off.
Bunu yapmadıkça para falan alamaz. Hedefe 5 kilometre. Ana yoldan hiç ayrılmıyoruz.Get all your men back here alive.
-Yukarı mı? -Yukarı falan çıkmam! Hayır, olmaz, orası dolu.I got the target.
Referans yok, özgeçmişim falan, hayır.No reference checks. None of the usual background stuff, no.
Ve Dan Falvin'in hemen önünde duruyoruz.Kate: And we are standing in front of the Dan Falvin.
Falcı, 'Sigara içenlere indirim uyguluyorum çünkü söylenecek fazla bir şey yok' diyor.The fortuneteller says, "I give smokers a discount because there's not as much to tell." (Laughter)
Bunlar ağaçlarda falan mı yetişti?And we're gonna talk about a highly technical thing.
Tazminat falan değil.Not fines.
Kafka falan mısın, nesin?Are you Kafka or what?
Hayır, bizi hapishaneye falan göndermeyecekler.No, they are not going to send us to jail whatsoever.
-Otobüsler falan.-With buses and stuff.
- Let's give them false information.- Let's give them false information.