faktör ile cümle

faktör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Factorii de risc includ sărăcia, subnutriția, despădurirea și urbanizarea.
Meydana gelen görünür renk çeşitli faktörlere bağlıdır; fakat genellikle sarının bir çeşididir.Rezultatul nuanței vizibile depinde de diferiți factori, dar are întotdeauna o culoare gălbuie.
Aslında birçok faktör İtalyanlar lehineydi.Mai multe unități italiene au început să se destrame.
Auralı migrenler, iskemik inme için riski iki katına çıkararak bir risk faktörü olarak görülmektedir.Migrenele cu aură reprezintă un factor de risc pentru accidentul vascular cerebral dublând riscul.
Monozigotik ikizliliğin yatkınlık kazandıran faktörleri bilinmemektedir.Dovezele în privința monofiliei ecdisozoarelor sunt îndoielnice.
Bu da, sayılan birçok faktörün, cinsiyet gelişiminde etkisi olduğunu kanıtlamaktadır.Acolo, el va descoperi, ca urmare a numeroaselor experiențe, plăcerile sexualității.
Etki zayıflaması, dijital sinyallerin uzun mesafeler boyunca iletimini sınırlandıran önemli bir faktördür.Atenuarea este un factor important de limitare a transmisiei unui semnal pe distanțe mari.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Conform Journal Citation Reports, revista avea un factor de impact de 4,061 în 2010.
Diğer risk faktörleri arasında obezite, ayakta şişme ve yaşlılık sayılabilir.Alți factori de risc includ obezitatea, umflarea piciorului și vârsta înaintată.
Ancak kötü hava koşullarında zaman zaman bu faktör (ve dolayısıyla erişim uzaklığı) değişir.Evenimentul meteorologic neobișnuit a fost atribuit (și de data asta) schimbărilor climatice.
Anladığım kadarıyla, bu iki deneyin ortak faktörleri yok.Din câte înțeleg eu, aceste două experimente nu au factori comuni.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.A gyenge immunfunkció is a betegség egyik rizikófaktora.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.A hipertónia világszerte a korai halálozás legjelentősebb megelőzhető kockázati tényezője.
Bu durum ayaklanmanın başarı ile sonuçlanmasında önemli faktördü.Ez végzetesnek bizonyult a felkelés kimenetele szempontjából.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.A világ sok részén a hepatitis C legfontosabb kockázati tényezője az intravénás drog használat.
Bunlar her insanın yaşamını belirleyen faktörlerdir.Ez a tény meghatározza mindhármuk életét.
Transkripsiyon faktörleri gen ifadesinin düzenlenmesi için zaruridir ve dolayısıyla her canlıda bulunur.A transzkripciós faktorok a génműködés szabályozói és így minden élőlényben megtalálhatóak.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.A kockázati tényezők jelenléte elősegíti a kórokozók elszaporodását.
Bu aşamada, pıhtılaşma faktörlerine ihtiyaç vardır.Ezekre a hieroglifákra a következő szinten lesz szükség.
Rusya'nın iklimi birkaç belirleyici faktörlerin etkisi altında oluşmuştur.Az Oroszországi Föderáció éghajlatának kialakulására néhány meghatározó tényező volt hatással.
İklim değişiklikleri mutluluğu etkileyen faktörlerdendir.Az élőhely klimatikus viszonyaiban a cselekmény hatására bekövetkezett változások.
En büyük faktör lens'tir.A legjelentősebb hangszer a lant volt.
Aplikasyonda yaştan yaşa çalışmada yer değiştirme faktörü söz konusu değildir.Idősebb korban nem kell módosítani az adagot.
Dağların konumları ve uzun mesafeler seyahatleri güçleştiren faktörlerdir.Hegyek, meredélyek nem nehezítették meg utazásakor.
Ölü bölgeler doğal ve antropojenik faktörler nedeniyle de olabilir.A hatások között természetes és antropogén faktorokat említhetünk.
İki tarafında kimliği doğrulanırken ekstra kimlik faktörü gerekebilir.A bizonyításokat vizsgálva egyfajta kettősségre bukkanhatunk.
"GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÖKÇEADA'DA YERLEŞMELERİN DAĞILIŞINDA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER". dergipark.gov.tr."Azon kevesek egyike, akik beírták magukat az autóipar történelmébe." ifj.
Muhtemelen ticari nedenler önemli bir faktör olmuştu.Kereskedelmi ügyletek tárgya pedig csak ingó dolog lehet.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Ennek ellenére vitatott, hogy a test lehűlése a meghűlés rizikófaktorai közé tartozik-e.
Rusya'nın iklimi birkaç belirleyici faktörlerin etkisi altında oluşmuştur.Venäjän ilmaston muotoutumisen taustalla on useampia tekijöitä.
Samoylova ayrıca X Factor'un Rus versiyonu Faktor A'nın sezon ikincisi olmuştur.Samoilova tuli toiseksi Faktor A -kilpailun (Venäjän versio X-Factorista) 3. tuotantokaudella.
Preon araştırması, daha önceden bilinen faktörleri açıklama isteğiyle ( yeniden tanıtma) motive olmuştur.Preonitutkimuksilla on taustalla halu selittää tunnetut faktat uudella tavalla.
Dispute) faktoring şirketi riskten kurtulur.Vuokralleottaja kantaa riskin esineen jäännösarvosta.
Bu yüzden küresel ticaretin büyümesi, küresel istikrarın sağlanmasında önemli bir faktördür.Yritys uskoo, että menestyksekäs kaupankäynti on taloudellisen kasvun edellytys kaikkialla maailmassa.
Not: 2008'in sonuna kadar hesaplama bitmeyeceğinden dolayı, 2008 etki faktörü 2009 yılında yayınlanmaktadır.Investointien ja poistojen määrän vuoksi tulos pysynee vuoden 2008 tasolla.
Temel faktörün ağırlık olduğu uçaklar büyük fayda göreceklerdir.Myös planeettojen painovoimaa voi käyttää hyödyksi.
Bu uzmanlaşma, şirketin pazarlama stratejisindeki başarıyı de etkileyen çok önemli bir faktördür.Liiketoimintamallilla on myös keskeinen rooli strategian toimeenpanon onnistumisessa.
Vücudun insülin kullanımını etkileyen diğer daha az belirgin faktörler de dikkate alınmalıdır.Lisäksi kehikon hajoamisnopeus elimistössä tulee ottaa huomioon.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Kasvutekijät tyypillisesti toimivat solujen välisinä viestimolekyyleinä.
Deniz mağaralarının oluşumunu etkileyen bir diğer faktör de yağmur sularıdır.Toinen merkittävä tekijä järvien sijainnille napa-alueilla on sateet.
Aile birimi çok çeşitli faktörlerden etkilenebilir.Kokoelmaa voivat vahingoittaa useat eri tekijät.
Derinlik ve risk faktörleri hesaplanarak ücret cetvelleri buna göre düzenlenmiştir.Päätökset hinnoista ja palkoista tehdään tämän odotuksen mukaisesti.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Το κάπνισμα είναι ένας παράγοντας κινδύνου, ενώ η χρήση αλκοόλ δεν αποτελεί παράγοντα κινδύνου. .
Bazı çalışmalar, kısa boylu olmak gibi daha tartışmalı potansiyel risk faktörlerini değerlendirmiştir.Μερικές μελέτες έχουν εξετάσει τους πιο αμφιλεγόμενους πιθανούς παράγοντες κινδύνου, όπως το κοντό ανάστημα.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Η εξάπλωση οργανισμών διευκολύνεται όταν υπάρχουν παράγοντες κινδύνου.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Η κακή λειτουργία του ανοσοποιητικού συστήματος αποτελεί ακόμη έναν παράγοντα κινδύνου για τη νόσο.
Cameron filmin başarısında izleyicilerinden paylaşımından önemli bir faktör olduğunu ifade etmiştir.Ο Κάμερον εξήγησε την επιτυχία της ταινίας να έχει σημαντικά επωφεληθεί από την εμπειρία του μοιράσματος.
Turner sendromuna yol açan risk faktörleri henüz tam olarak bilinmemektedir.Οι παράγοντες που συνεισφέρουν στο σύνδρομο Τέρνερ δεν είναι καλά γνωστοί.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Η ανάπτυξη του διαβήτη τύπου 2 οφείλεται στο συνδυασμό γενετικών παραγόντων και τρόπου ζωής.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Οι διατροφικοί παράγοντες επίσης επηρεάζουν τον κίνδυνο εμφάνισης διαβήτη τύπου 2.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.ΟΙ παράγοντες κινδύνου περιλαμβάνουν την έκθεση σε καπνό τσιγάρου, σκόνη, και άλλους αέριους ρύπους.
Diğer bir faktor ise tepkimenin uygulandığı sıcaklıktır.Άλλος σημαντικός παράγοντας που λαμβάνεται υπόψη είναι η θερμοκρασία.
Hastaları Ürdün’e çeken faktör ise tedavi ücretlerinin Avrupa ülkelerindekinden daha düşük olmasıdır.Η αμοιβή των ιατρών είναι από τη χαμηλότερη στις χώρες του ΟΟΣΑ.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Σύμφωνα με το Journal Citation Reports, το περιοδικό έχει παράγοντα επίδρασης 9.598 το 2017.
Korelasyon faktörü ke, 0.55 ile 0.8 arasında değişir.Ο συντελεστής συσχέτισης ke κυμαίνεται μεταξύ 0,55 καιd 0,8.
Ancak, önemli olan bir takım başka faktörler de vardır.Εκτός από τα πέτρινα κεφάλια υπάρχουν και άλλα ενδιαφέροντα στοιχεία.
Birçok çevresel faktör tansiyonu etkilemektedir.Διάφοροι περιβαλλοντικοί παράγοντες επηρεάζουν την αρτηριακή πίεση.
Aurasız migren, bir faktör olarak görünmüyor.Οι ημικρανίες χωρίς αύρα δεν φαίνεται να αποτελούν παράγοντα κινδύνου.
Bununla beraber bu etkiler çeşitli faktörlerden etkilenmektedir.Ωστόσο οι τιμές τους μπορεί να επηρεαστούν και από άλλους παράγοντες.
Oysa taşıma maliyeti pek çok farklı faktöre bağlıdır.Το φορτίο αυτό εξαρτάται από τη διαφορά δυναμικού.
İlgili Sayfalar