faktör ile cümle
faktör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Muhtemelen ticari nedenler önemli bir faktör olmuştu.Sannolikt har bland annat fisket varit en bidragande orsak.
AU-zengini elemanlar ayrıca c-Jun ve c-Fos gibi onkogenik transkripsiyon faktörlerini düzenler.Dessa snabbverkande gener i sin tur uttrycker nya transkriptionsfaktorer, som Fos, Jun och Myc.
Işıklifindeki saçılma birçok çeşitli faktörden kaynaklanır.Deras skarpa syn beror på en rad faktorer.
Faktörlerin ve boyutların bu kombinasyonu bize "kişinin kendi dünyasındaki" resmini çizer.Ця комбінація факторів та вимірів утворює «особу у її власному світі».
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.ВВН називають найпоширенішим фактором ризику гепатиту C у багатьох частинах світу.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Причиною розвитку діабету 2 типу є поєднання факторів стилю життя та генетики.
Transkripsiyon faktörleri bunu iki farklı yoldan gerçekletirir.Фактори транскрипції роблять це двома шляхами.
Plazmidlerin ne olduğu bilinmeden evvelki zamanlarda R-faktörler olarak bilinirlerdi.Історично відомі як R-фактори, до того як природа плазмід була розкрита.
Beck'e göre yanlı bilgi işleme süreci depresif duygudurumunda bir faktördür.Відповідно до Бека, чинником депресії є упереджена обробка інформації.
Konjugatif plazmidlerin prototipi F-plazmididir, F-faktörü olarak da bilinir.Типовим прикладом кон'югаторної плазміди є F-плазміда, також відома як F-фактор.
Etki zayıflaması, dijital sinyallerin uzun mesafeler boyunca iletimini sınırlandıran önemli bir faktördür.Загасання —- є основним фактором, що обмежує просування цифрового сигналу на великі відстані.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Куріння є фактором ризику, хоча вживання алкоголю не є таким фактором.
Şu an mobil aygıtların en son form faktörlerinden biri olarak kabul ediliyor.Одна з останніх серійних модернізацій цієї машини.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Фактори режиму харчування також впливають на ризик розвитку діабету 2-го типу.
Bonse eşitsizliği Faktöriyel sayı sistemi Primoriyel asal sayıЗакон діючих мас Принцип детальної рівноваги
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.Гіпертензія є найбільш значним фактором ризику передчасної смерті в усьому світі, який можна попередити.
Her ikisi de kapaklı form faktöründe idi. ^ 180gСтаршими ранглерами ставали А Келі (1842), Дж І.
İnsanların hafızasını cinsiyet ve kültür de dâhil olmak üzere birçok faktör etkiler.Їх місія врятувати хоча б декількох людей та елементи людської культури.
Bu baskın 1967'de yapılan Altı Gün Savaşı'na yol açan faktörlerden biridir.1967 році ця місцевість була одним об'єктів части Шестиденної війни.
Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.В деяких випадках розлади сну можуть бути факторами ризику незалежно від депресії.
Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir.Крім того, фактори росту важливі для регулювання різноманітності клітинних процесів.
Viral virülans faktörleri enfeksiyona neden olurlar ve meydana gelen viral hastalığın ciddiliğini belirlerler.Вірусні фактори вірулентності визначають, чи інфекція відбувається, і наскільки тяжкі симптоми хвороби.
Bununla birlikte hatların doluluk oranı da önemli bir faktördür.До того ж складність необхідних обчислень досить висока.
2019: X Faktör2019: «Х-Фактор»
Risk faktörleri arasında kadın anatomisi, cinsel ilişki ve aile geçmişi sayılabilir.Mezi rizikové faktory patří ženská anatomie, pohlavní styk a rodinná anamnéza.
İnsanların hafızasını cinsiyet ve kültür de dâhil olmak üzere birçok faktör etkiler.Paměť u lidí ovlivňuje mnoho faktorů, včetně pohlaví a kultury.
Kişinin geri çağırabileceği çocukluk anısı miktarı birçok faktöre bağlıdır.Množství časných vzpomínek z dětství, které si člověk dokáže vybavit, závisí na mnoha faktorech.
Gerçekte bu faktörler yüzünden askeri hareketlilik yavaşlamıştı, ama daha çok Alman tarafında.Vojenské operace byly těmito okolnostmi sice výrazně zpomaleny, ale to se týkalo zejména německé strany.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Šíření těchto organismů usnadňují rizikové faktory.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.Nitrožilní aplikace drog je hlavním rizikovým faktorem při infekci hepatitidou C v mnoha částech světa.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Dalším rizikovým faktorem onemocnění je slabá imunita.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Diabetes 2. typu se může vyskytnout na základě kombinace genetických faktorů a aspektů životního stylu.
Ölü bölgeler doğal ve antropojenik faktörler nedeniyle de olabilir.Tyto impulsy mohou být způsobeny přirozenými nebo antropogenními faktory.
Teknik ve kol kuvveti bir bilek güreşi maçını kazanmada en önemli iki faktördür.Síla rukou a především technika jsou dva nejdůležitější faktory, které přispějí k vítězství v přetláčení.
Petrol önemli politik faktör haline gelir.Strana se stala významnou politickou silou.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Kouření je rizikovým faktorem, konzumace alkoholu nikoliv.
Böylece q farklı doğrusal faktörleri elde edilir.Pro jakostní faktor Q jsou používány následující hodnoty.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Zpravidla se růstové faktory účastní signalizace mezi buňkami.
Tek bir nedeni yoktur, çeşitli faktörlerin bir araya gelmesi ile oluşur.Pachatel se nenajde, za příčinu je označena kombinace řady faktorů.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Role prochladnutí těla jakožto rizikového faktoru při nákaze nachlazením je kontroverzní.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Známe však rizikové faktory, které zvyšují pravděpodobnost vzniku onemocnění.
Burada İnsan Faktörü isimli bir çalışma yapmaktadırlar.Věnuje se lidské činnosti zvané studium.
Gut oranlarını yaş, ırk ve mevsim dahil birkaç faktörün etkilediği bulunmuştur.Bylo zjištěno, že na četnost výskytu dny má vliv několik faktorů, například věk, rasa nebo roční období.
Üretim faktörlerinin ortak kullanımı (Kolektivizasyon) zorunlu hale getirildi.Základním předpokladem jsou výrobní zdroje (činitele).
Bunlar her insanın yaşamını belirleyen faktörlerdir.Zahrnuje emise spojené s životem každého člověka.
Bu halde beraberlik için bir düzeltme faktörü bulunup kullanılır.Myslím si, že tu jste pro ten pocit rozřešení a zadostiučinění.
Bununla birlikte Toplam ısı yükünü etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.Dodává ale, že k plnému vysvětlení je třeba započítat i vliv oxidu uhličitého.
p53 ya da diğer adıyla tümör protein 53 (TP53), hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür.p53 je protein kódovaný genem TP53 a zároveň transkripční faktor zabraňující vzniku nádorů.
Bu internet bağlantısında hızın büyük bir faktörü kullanım yoğunluğudur.Velikost napětí v síti se udává pomocí efektivní hodnoty.
Ayrıca şifreleme anahtarının uzunluğu da güvenlik anlamında önemli bir faktördür.Velký prostor klíčů je tak nutnou podmínkou pro bezpečnost šifry.
Bu bulgular genetik faktörlerin cinsel yönelim üstündeki etkisinin önemli olduğunu destekler.Za cíl si kladli rozpoznat, jak velkou roli v procesu imigrace hraje etnická identita přistěhovalců.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Na vznik diabetu 2. typu má vliv i jídelníček.
NATO üyesi olan Türkiye, bölgede daima istikrar sağlayıcı bir faktör oldu."Turcia, membru NATO, a fost întotdeauna un factor de stabilitate în regiune”.
Risk faktörleri arasında kadın anatomisi, cinsel ilişki ve aile geçmişi sayılabilir.Factorii de risc includ anatomia femeii, raporturile sexuale și antecedentele în familie.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Apariția diabetului de tip 2 este determinată de o combinație între stilul de viață și factorii genetici.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Un sistem imunitar slăbit poate fi, de asemenea, un factor de risc pentru boală.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Factorii de risc includ expunerea la fum de tutun, praf și alte poluări ale aerului.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Răspândirea organismelor este facilitată în prezența factorilor de risc.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Fumatul este un factor de risc de ardere, deși consumul de alcool nu este.
Aurasız migren, bir faktör olarak görünmüyor.Migrenele fără aură nu constituie un factor.
İlgili Sayfalar