faktör ile cümle
faktör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Entre os fatores de risco estão a pobreza, a desnutrição, desmatamento e urbanização.
Bu moleküler yapılardaki temel faktör elektron çiftlerinin var olmasıdır.Um fator fundamental nestas estruturas moleculares é a existência de pares de elétrons.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Volgens Journal Citation Reports had het tijdschrift in 2013 een impactfactor van 2.239.
1959'da Vanderbilt Üniversitesi'ne geçtikten sonra çalışmalarına hücresel büyüme faktörleri ile devam etti.Vanaf a1959 zette hij Aan de Vanderbilt University zijn onderzoek naar deze groeifactoren voort.
Çevresel faktörler.Omgevingsfactoren.
Genetik ve çevresel faktörlerin oluşumunda önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.Genetische en omgevingsfactoren lijken in ieder geval een rol te spelen.
Bunlar her insanın yaşamını belirleyen faktörlerdir.Die stellen elk het leven van een mens voor.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.De rol van afkoeling als risicofactor voor verkoudheid is onderwerp van discussie.
Değerlendirmelerden sonra, F/A-18 Hornet'in performansı seçilmesinde belirleyici faktör oldu.Nu hij niet meer kan bewegen, is hij een makkelijk doelwit voor de F/A-18 hornets.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Sommige geneesmiddelen kunnen het risico doen toenemen.
Konsantrasyonu temel olarak etkileyen dört önemli faktör vardır.Om zijn werk te begrijpen, zijn ten minste vier invloedssferen van groot belang.
Bununla birlikte Toplam ısı yükünü etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.Het is belangrijk om alle factoren die van invloed kunnen zijn op de klachten in kaart te brengen.
Kişinin geri çağırabileceği çocukluk anısı miktarı birçok faktöre bağlıdır.In hoeverre het kind de arm kan en gaat gebruiken is van zeer veel factoren afhankelijk.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.Obesitas is wereldwijd een van de belangrijkste vermijdbare doodsoorzaken.
Doğru seçim yapmak için önemli faktörler belirlenir.Actuele invloedsfactoren bepalen de juiste keuze.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Een slechte werking van het immuunsysteem speelt ook een rol bij een verhoogd risico op ziekte.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Risicofactoren zijn onder meer: armoede, ondervoeding, ontbossing en verstedelijking.
İlk faktör, ikinci faktörün kaç kere kendisine ekleneceğini ifade eder.De eigenwaarde geeft hierbij aan hoeveel additionele variantie door de extra factor wordt verklaard.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Rozwój cukrzycy typu 2 jest spowodowany połączeniem stylu życia i czynników genetycznych.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Słabe funkcjonowanie systemu immunologicznego jest także czynnikiem ryzyka choroby.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Czynniki wzrostowe i cytotoksyczne również mogą być uwolnione.
Diamond çevresel faktörlerin insanlık tarihinde büyük etki yarattığını savunan ilk kişi değildir.Diamond nie był pierwszym autorem wskazującym na czynniki środowiskowe jako decydujące o ludzkiej historii.
Ölü bölgeler doğal ve antropojenik faktörler nedeniyle de olabilir.Zaburzenie może być spowodowane zarówno przez czynniki naturalne jak i antropogeniczne.
Böylece q farklı doğrusal faktörleri elde edilir.Wiadomości zamieszczane przez Q mają kilka charakterystycznych postaci.
Alkol genel olarak damar sertliğini hızlandıran faktörlerdendir.Najczęściej do uszkodzenia trzustki prowadzi alkohol.
Bozulmuş açlık glukozu mortalite için bir risk faktörüdür.Głodzenie proste prowadzi do głodzenia typu marasmus.
Diğer ortaya atılan faktörler cinsel yönelim üstündeki genetik kontrolü içermektedir.Pozostałe umożliwiają kontrolowany dostęp do genów.
Tam istihdam, bir ekonomide mevcut olan tüm üretim faktörlerinin tam olarak kullanılmasıdır.Tak więc w gospodarce następuje efektywne wykorzystanie wszystkich zasobów czynników wytwórczych.
Anne adayının yaşı çoğul gebelik riskini artıran faktördür.Ponadto, mnogie warianty imienia księżniczki, znacznie zwiększają ryzyko pomyłek.
Risk faktörleri arasında kadın anatomisi, cinsel ilişki ve aile geçmişi sayılabilir.Czynnikami ryzyka są: anatomia kobieca, aktywność seksualna oraz występowanie choroby w rodzinie.
Sistem maliyeti açısından çok büyük artışa sebep olan bir faktördür.Co stałoby się, gdyby system miał bardzo podwyższony koszt działania?
Bununla birlikte hatların doluluk oranı da önemli bir faktördür.Oczywiście walące się domy były również czynnikiem znaczącym.
Bunda en önemli faktör göçtür.Najważniejsze pod tym względem były jednak wysiedlenia.
Atmosfer yoğunluğu, hava taşıtlarının performansını etkileyen en önemli faktörlerden biridir.Jazda samochodem jest jednym z głównych czynników przyczyniających się do zanieczyszczenia powietrza.
"Denklem bozan faktör"."Ustalony zestaw kłamstw".
Unutmadan tüm ölçek faktörlerinin çarpımları Jakobiyen determinanttir.Wiadomo, że o jego rozległości decydują czynniki dziedziczne.
İki faktörlü kimlik doğrulama birçok faktörlü kimlik doğrulama yöntemi türüdür.Jest kilka powodów, by chcieć, aby większa liczba typów danych spełniała te wymagania.
Bu olay, daha sonra Truman Doktrini'nin ortaya çıkmasına belirleyici bir faktör olarak hizmet etti.Doktrynę tę uznaje się za rozwinięcie doktryny Trumana.
Kişiye özgü sağlık duyusunu belirleyen temel faktör olup, insanın günlük yaşamında merkezi bir rol oynar.Podkreślana jest kluczowa rola pielęgniarki, odpowiedzialnej za codzienne towarzyszenie umierającemu.
Bu faktörler teleseminarları çok uygun maliyetli bir dağıtım yöntemi haline getirmektedir.Dokonuje się go za pośrednictwem odpowiednio dobranego czynnika rozdzielającego.
Metot etüdü içerisinde emek faktörü bulunan her düzeydeki faaliyet için uygulanabilir.Można ją, odpowiednio dobraną, stosować na wszystkich poziomach sprawności ruchowej.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.Intravenös droganvändning utgör en stor riskfaktor för hepatit C i många delar av världen.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Dåligt immunförsvar är också en riskfaktor för sjukdom.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Utvecklingen av typ 2-diabetes beror på en kombination av livsstilsfaktorer och genetiska faktorer.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Huruvida nedkylning av kroppen utgör en riskfaktor för förkylning är dock kontroversiellt.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Riskfaktorer innefattar exponering för tobaksrök, damm, och andra luftföroreningar.
Bununla beraber, bir tanığın telkine açık oluşunu etkileyen birden çok faktör vardır.Ett spår dyker emellertid snabbt upp i form av ett vittne.
29 Ekim - Ben Foster, Amerikalı faktör.29 oktober – Ben Foster, amerikansk skådespelare.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Å andra sidan har kvävebelastningen ökat och uppgår till motsvarande 40 %.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Spridningen av organismer underlättas när riskfaktorer föreligger.
Üçüncü faktör oyunun hata işleme sistemidir.Den tredje orsaken ligger i spelens undantagshantering.
İki faktörlü kimlik doğrulama birçok faktörlü kimlik doğrulama yöntemi türüdür.Tvåfaktorsautentisering är en typ av multifaktorautentisering.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Riskfaktorer innefattar bland annat: fattigdom, näringsbrist, skogsskövling och urbanisering.
Bu ayar oranı kazanç faktörüne göre değişir.Denna position varierar beroende på mottagarens längd.
II.B.3.a yerleşik çekirdek faktörleri aktivasyon halinden bağimsız olarak çekirdekte yer alır.II.B.3.a Resident nuclear factors – Befinner sig i cellkärnan oavsett aktiveringsstatus.
Otizm riski, çeşitli prenatal ve perinatal faktörlerle bağlantılıdır.Autism förknippas med vissa perinatala och förlossningsbetingade tillstånd.
Diğer risk faktörleri arasında obezite, ayakta şişme ve yaşlılık sayılabilir.Andra riskfaktorer är bland annat fetma, benödem, och ökad ålder.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.Hypertoni är den viktigaste förebyggbara riskfaktorn av för tidig död i världen.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Födo-faktorer påverkar också risken att utveckla typ 2-diabetes.
Faktoring Şirketi, vadesi gelince alıcıdan fatura bedelini tahsil eder ve satıcıya kalan ödemeyi yapar.Precis som med övriga kontokort betalar kortföretaget handlaren och fakturerar i sin tur kortinnehavaren.
İlgili Sayfalar