faktör ile cümle
faktör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.И одна внучка, которая на год старше своей тети Ярославы.
Parmak uçlarında yürüme birçok faktöre bağlı olabilir.А нас можно будет уже по пальцам пересчитать.
ERM faydasını yansıtan yedi adet özellik için 25 faktör içermektedir..Одного идентификатора хватает для идентификации 25 предметов.
Aynı zamanda düşük değerli kalite faktörü devre performansını arttırır.Даже небольшое увеличение точности предсказаний существенно увеличивает силу игры.
Faktörlerin ve boyutların bu kombinasyonu bize "kişinin kendi dünyasındaki" resmini çizer.كما أن الصورة التي أنتجتها هذه التركيبة من العناصر والأبعاد تمثل "الفرد في عالمه الخاص".
Yeniden şekillenme aşaması yaş veya genel durum gibi faktörlere bağlı olarak 3-5 yıl sürer.وتأخذ مرحلة إعادة التشكيل مابين ثلاث إلى خمس سنوات معتمدةً على عوامل كالسن و الحالة الصحية.
Kuantum mekaniğinin birinci derece yaklaşımı g faktörünün tüm leptonlar için 2 olduğunu kabul eder.تنبأ أول تقريب لميكانيكا الكم أن عامل جي هو 2 لكل اللبتونات.
Diğer genetik faktörler araştırılmaktadır ve çok olduğu öngörülmektedir.وهناك عوامل وراثية أخرى يجري التحقق منها، والتي من المرجح أن تكون كثيرة.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.يعد حقن العقاقير في الوريد عامل خطورة كبير بالنسبة لفيروس الالتهاب الكبدي ج في العديد من أنحاء العالم.
Diğer ortaya atılan faktörler cinsel yönelim üstündeki genetik kontrolü içermektedir.تشمل العوامل الأخرى المقترحة التحكم الجيني بالتوجه الجنسي.
Biyolojik ve genetik faktörlerin rol oynayabileceği sanılmaktadır.ويبدو أن كل من العوامل البيولوجية والبيئية تلعب دورًا.
Meydana gelen görünür renk çeşitli faktörlere bağlıdır; fakat genellikle sarının bir çeşididir.واللون النهائي للشعر يعتمد على عدة عوامل، ولكن له دائما درجة من درجات اللون الأصفر.
Diş sürmesi bazı çevresel faktörler tarafından değiştirilebilir.قد تتبدَّل عمليّة بزوغ الأسنان بعوامل بيئيّة.
Monozigotik ikizliliğin yatkınlık kazandıran faktörleri bilinmemektedir.العوامل المؤهبة للتوأمة أحادية الزيجوت غير معروفة.
Son yüzyılda bu yaygınlığı yenen iki önemli faktör geliştirildi: korunma ve bağışıklama.وعلى مدار القرن الماضي، تم تطوير عاملين مهمين لمقاومة انتشار هذه الأمراض: الإصحاح البيئي والتحصين.
Yüksek kolesterole ek olarak iki diğer faktör de önemli bulunmuştur.إلى جانب التركيز العالي من الكولسترول، عاملين آخرين مهممين في التسبب بحصاة المرارة.
Genetik faktörler, tip 2 diyabetin yaygın olarak ortaya çıkmasında nispeten küçük bir rol oynarlar.ولكن الجينات تلعب دوراً صغيراً في انتشار السكري النمط الثاني.
Gut oranlarını yaş, ırk ve mevsim dahil birkaç faktörün etkilediği bulunmuştur.وقد عثر على عدد من العوامل التي تؤثر على معدلات النقرس، بما في ذلك السن والعرق وموسم السنة.
Alzheimer vakalarının %1-5'inin sebebinin Genetik faktörler olduğu bulunmuştur.و بشكل عام فإن 5-10% من حالات سرطان المبيض هي جينية السبب.
Doğuştan ve çevre faktörlerinden de gelebilir.من الممكن إطلاقه أيضا من منصات برية وبحرية.
Bilgi gereksinimi ve bilgi arama davranışı pek çok faktörden etkilenmektedir.”غياب المعلومة والأخطاء الاتصالية تزيد من أثرها".
Bu baskın 1967'de yapılan Altı Gün Savaşı'na yol açan faktörlerden biridir.وكانت تلك المعركة من أحد العوامل التي أدت إلى حرب الأيام الستة في 1967، وأول مقدماتها.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.عادة تعمل عوامل النمو إلى مايشير إلى الجزيئات بين الخلايا.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.تحدثُ الإصابة بداء السكري من النوع 2 بسبب اشتراك كل من نمط الحياة والعوامل الوراثية.
Dergi Alıntı Raporlarına göre, dergi 2014 yılında etki faktörü 7,36'dır.ووفقًا لتقرير مستشهد بالمجلات الأكاديمية، فإن المجلة لديها عامل تأثير عام 2016 وهو 7.62.
Karmaşık ekonomik ve kurumsal faktörler Japonya’nın savaş sonrası büyüme faktörlerini oluşturdu.Fatores econômicos e institucionais complexos afetaram o crescimento do Japão no período pós-guerra.
Transkripsiyon faktörleri bunu iki farklı yoldan gerçekletirir.Os factores de transcrição fazem isto de duas maneiras.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.O fator de impacto é usado para comparar diferentes periódicos de uma dada área.
Bu olay, daha sonra Truman Doktrini'nin ortaya çıkmasına belirleyici bir faktör olarak hizmet etti.O incidente mais tarde iria servir como um fator decisivo na emissão da Doutrina Truman.
Mikroskopik etkenler için bağlantılar virial faktörlerle ve Lennard-Jones potansiyelleri tarafından verilir.A força atrativa entre os átomos de modo a efetivar a ligação é devida ao Potencial de Lennard-Jones.
Aile birimi çok çeşitli faktörlerden etkilenebilir.A unidade familiar pode ser afetada por uma variedade de fatores.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.O sistema imunológico deficiente também é um fator de risco para a doença.
Ayrıca makrofajlar ve Schwann hücreleri, tekrar büyümeyi sağlayan nörotropik faktörleri serbest bırakır.Além disso, os macrófagos e as células de Schwann liberam fatores neurotróficos que aumentam o re-crescimento.
Bu faktörler değerlendirilmeden, bir galaksi düzgün ve kalıcı bir yaşam yaratamaz.Sem cumprir estes fatores, não é possível uma região galáctica criar ou sustentar a vida com eficiência.
NF-kappa B (NF-κB, Nuclear Factor kappa B), tüm hücre tiplerinde bulunan bir transkripsiyon faktörüdür.NF-κB (factor nuclear kappa B) é um complexo proteico que desempenha funções como factor de transcrição.
2009'un başında, kapak, ABD'deki cep telefonları için en popüler form faktörü idi.Os flips foram, desde o início de 2009, o formato mais popular para celulares em todo o mundo.
Diğer genetik faktörler araştırılmaktadır ve çok olduğu öngörülmektedir.Estão atualmente a ser investigados outros fatores genéticos, que se acredita serem em grande número.
Viral virülans faktörleri enfeksiyona neden olurlar ve meydana gelen viral hastalığın ciddiliğini belirlerler.O fator de virulência viral determina se a infecção ocorre e o quão graves são os sintomas da doença viral.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.O tabagismo é um fator de risco, embora o abuso de álcool não o seja.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Podem também ser libertados factores de crescimento e factores citotóxicos.
Değerlendirmelerden sonra, F/A-18 Hornet'in performansı seçilmesinde belirleyici faktör oldu.O principal fator para escolher o F/A-18 Hornet, após várias avaliações, foi a performance da aeronave.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Entre os fatores de risco estão a exposição do fumo do tabaco, poeiras e outros tipos de poluição do ar.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Os fatores de crescimento agem como sinalizadores entre células.
Alman Komutanlığı sürpriz faktörünü kullanmıştı.Este sucesso alemão baseou-se muito no elemento surpresa.
Samoylova ayrıca X Factor'un Rus versiyonu Faktor A'nın sezon ikincisi olmuştur.Em 2013, Samoylova foi a vice-campeã da terceira temporada do Faktor A, a versão russa do The X Factor.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.A hipertensão é o fator de risco mais importante e evitável nos casos de morte prematura à escala mundial.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.O desenvolvimento da diabetes de tipo 2 é causado pela combinação de factores genéticos com o estilo de vida.
SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.A pseudo-hipertensão entre os idosos é também um factor a considerar.
Küresel ısınma ve baraj gölü, iklimin değişmesindeki faktörler olarak düşünülmektedir.Sempre considerando-se o solo e o clima como fatores de influência fundamentais.
Fontların karakter tasarımında bu faktörler göz önüne alındı.O design dos personagens em uma fonte levou em conta todos esses fatores.
Bir yılanın tehlikeli olduğunu gösterecek dört önemli faktör vardır.Há quatro espécies de serpentes, nenhuma perigosa para o homem.
Bir kalıp şeker form faktörü var.Tem a forma de uma máquina de doces e lanches.
Oran: Kazancın belirlenmesindeki temel faktör.A proposta básica é clara: ganhar dinheiro.
Bu faktörler dünya üzerinde yaşamın devamı için hayatta kalma ve üremeye katkıda bulunur.Isto garante qualidade e durabilidade ao longo do ciclo de vida da obra .
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Em todo o mundo, o principal fator de risco para a DPOC é fumar.
Gamma fonksiyon: faktöriyel fonksiyonunun bir genellemesi.Função gama: Uma generalização da função fatorial.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Dependendo da carga, a velocidade real pode ser aumentada em até 40%.
Tüm bunlara rağmen bu faktörlerin, tütün kullanımına oranlar daha düşük risk taşıdığına inanılmaktadır.No entanto, acredita-se que em comparação com o fumo de tabaco, o seu papel seja menor.
Biyologlar bu tür faktörlere genelde seçici baskılar olarak değinirler.No entanto, biólogos questionam se este tipo de especiação acontece muito frequentemente.
Diğer olası faktörler ise kandaki düşük potasyum seviyesi ya da yüksek dozda adrenalindir.Outros fatores possíveis são hipercaliemia ou altas doses de adrenalina.
İlgili Sayfalar