faktör ile cümle
faktör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bundan sonra kompleman faktör B bağlanacaktır.Y la Compañía B recibió órdenes de detenerlos.
Mikroskopik etkenler için bağlantılar virial faktörlerle ve Lennard-Jones potansiyelleri tarafından verilir.Un átomo experimenta una fuerza atractiva con todos los átomos cercanos según el potencial de Lennard-Jones.
Ancak bu daha yüksek sayıda faktörler için analizler çok nadir olarak yapılmaktadır.Sin embargo, en otras aperturas menos habituales los análisis son mucho más breves.
Çok faktörlü kimlik doğrulama ilavesi ile, zaten birçok ülkede kullanılan temassız ödemelerine benzer.Es similar al pago sin contacto ya utilizado en muchos países, con la adición de verificación en dos pasos.
Bu halde beraberlik için bir düzeltme faktörü bulunup kullanılır.Y viceversa y conjuntamente se obtiene un equilibrio.
Satıcı bu faturanın bir kopyasını Faktoring Şirketi’ne gönderir.La Autoridad pondrá a disposición de la FTO una copia del informe de la visita.
Biyolojik ve genetik faktörlerin rol oynayabileceği sanılmaktadır.En su aparición influyen factores biológicos, genéticos y psicosociales.
Korelasyon faktörü ke, 0.55 ile 0.8 arasında değişir.Las densidades varían desde 0.85 hasta 0.95.
Bu faktörler dünya üzerinde yaşamın devamı için hayatta kalma ve üremeye katkıda bulunur.De este modo, tratan de competir y sobrevivir en el mercado.
Önce rastgele olası olay bulunur, ardından kişi seçme işlemi için belirleme faktörünü ekler.El modo Quiz ocurre después de capturar el elemento del signo de interrogación.
Bu ayar oranı kazanç faktörüne göre değişir.La puntuación para ganar puede variar.
Dispute) faktoring şirketi riskten kurtulur.Un inversor es reacio al riesgo.
Bunlar her insanın yaşamını belirleyen faktörlerdir.Son asuntos de la esfera privada de cada persona.
Fakat günümüzde aşırı avlanma, kirlilik gibi kimi faktörler Marmara'daki balık stoklarını tehdit etmektedir.Sin embargo, ciertas especies invasivas como las almejas amenazan el ecosistema del lago.
Gece gökyzünün karanlık olması optik astronomide çok önemli bir faktördür.L'oscurità del cielo notturno è un importante fattore nell'astronomia ottica.
Beck'e göre yanlı bilgi işleme süreci depresif duygudurumunda bir faktördür.Secondo Beck, il processare informazioni in maniera non-imparziale è un fattore nella depressione.
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.Tali barriere impediscono la libertà di movimento dei quattro fattori di produzione.
Bazı çalışmalar, kısa boylu olmak gibi daha tartışmalı potansiyel risk faktörlerini değerlendirmiştir.Alcuni studi hanno esaminato i fattori di rischio potenziali più controversi, come la bassa statura.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.L'ipertensione è il più importante fattore di rischio prevenibile di morte in tutto il mondo.
Kapasite faktörü, uygunluk faktörü veya verimlilik ile karıştırılmamalıdır.Il fattore di capacità non deve essere confuso con il fattore di disponibilità oppure con l'efficienza.
Tamamlanan senaryo filmin yapımının finanse edilmesinde önemli bir faktördü.La sceneggiatura completa è stata fondamentale per assicurarsi i finanziamenti per la produzione del film.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Un sistema immunitario scarsamente efficiente è inoltre un fattore di rischio per la malattia.
Öncelikle rüzgar dalgaların oluşmasında başlıca bir faktördür.Il vento è il principale fattore nella creazione di onde di tempesta.
Bu numara "dallanma faktörü" olarak anılacaktır.Il fatto viene ricordato come eccidio di Porzûs.
SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.Il sesso è anche un fattore di rischio.
Samoylova ayrıca X Factor'un Rus versiyonu Faktor A'nın sezon ikincisi olmuştur.Nel 2013, la Samojlova participa alla terza edizione di Faktor A, versione russa del programma The X Factor.
İklim değişiklikleri mutluluğu etkileyen faktörlerdendir.I fattori climatici sono le condizioni che producono variazioni sugli elementi climatici.
Etki zayıflaması, dijital sinyallerin uzun mesafeler boyunca iletimini sınırlandıran önemli bir faktördür.L'attenuazione è un importante fattore che limita la trasmissione di un segnale su lunghe distanze.
Bu iki faktör aşağıda açıklanmıştır.Entrambi i temi sono mostrati qui sotto.
1'den başlayarak belirli bir sayma sayısına kadar olan sayıların çarpımına o sayının faktöriyeli denir.Inizierà ad accumulare punti fino ad un certo numero.
Bununla birlikte hatların doluluk oranı da önemli bir faktördür.Questo è in aggiunta al fatto che il numero stesso di carte è una risorsa.
Alman Komutanlığı sürpriz faktörünü kullanmıştı.L'Alto Comando russo sembrava essere stato completamente preso di sorpresa.
Ancak kabakulak olması bu isteğini engelleyen bir faktör olmuştur.L'aver smesso, invece, conferma una raggiunta serenità.
Bir yılanın tehlikeli olduğunu gösterecek dört önemli faktör vardır.Si tratta di un serpente gigante i cui attacchi sono di elemento oscuro.
Bu politikanın temelindeki savlar çeşitli faktörlere dayanır.Gli storici che giungono a questa conclusione si basano su diversi fattori.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Il principale fattore di rischio a livello mondiale per la BPCO è il fumo di tabacco.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Durante l'evento infiammatorio, possono anche essere rilasciati i fattori di crescita e i fattori citotossici.
"Risk factors for goiter and thyroid nodules (Guatr ve tiroid nodülleri için risk faktörleri)".«Risk factors for goiter and thyroid nodules».
Rusya'nın iklimi birkaç belirleyici faktörlerin etkisi altında oluşmuştur.Климат Российской Федерации сформирован под воздействием нескольких определяющих факторов.
Hemen ilk takıma girmeyi başardı ve takımın Ligue 2 bünyesinde gelişmesindeki en önemli faktördü.Он быстро попал в первую команду и был основной частью их прогресса в Лиге 2.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.По данным Журнала цитирования, журнал в 2012 году имел импакт-фактор составляет 2.939.
Dubleks duvar kağıtları genellikle dış faktörlerden koruyucu bir rol oynayan ek kaplamalara sahiptir.Обои дуплекс обычно имеют дополнительные покрытия, выполняющие защитную роль от воздействия внешних факторов.
Konjugatif plazmidlerin prototipi F-plazmididir, F-faktörü olarak da bilinir.Наиболее известной конъюгативной плазмидой является F-плазмида, или F-фактор.
Ancak, toplam faktör verimliliği çok az artmıştı.Но в целом эффект от этих улучшений был минимален.
Otizm riski, çeşitli prenatal ve perinatal faktörlerle bağlantılıdır.Развитие аутизма ассоциировано также с несколькими пре- и перинатальными факторами риска.
Mikroskopik etkenler için bağlantılar virial faktörlerle ve Lennard-Jones potansiyelleri tarafından verilir.Графические процессоры можно использовать только для потенциалов Леннард-Джонса и Кулона.
Bilgi gereksinimi ve bilgi arama davranışı pek çok faktörden etkilenmektedir.”Явка и результаты голосования будут вызывать очень большие вопросы».
Cohen sinir büyüme faktörlerini ve epidermal büyüme faktörünü keşfetti.Открыл фактор роста нервной ткани и эпидермальный фактор роста.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Факторы роста функционируют как сигнальные молекулы для взаимодействия между клетками.
Hastaları Ürdün’e çeken faktör ise tedavi ücretlerinin Avrupa ülkelerindekinden daha düşük olmasıdır.Стоимость лечения в больницах для иностранцев меньше, чем в Западной Европе.
Bu iki faktör aşağıda açıklanmıştır.Эти два утверждения более детально обсуждаются ниже.
Gümrük Birliği, bu gelişmelerde büyük bir faktördür.Таможенный союз считается важным фактором, приведшим к обоим этим событиям.
Beck'e göre yanlı bilgi işleme süreci depresif duygudurumunda bir faktördür.Согласно Беку, фактором депрессии является предвзятая обработка информации.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Возможно, фактором риска является потребление алкоголя.
Tedavisi için vücuduna haftalık faktör VIII enjekte edilmesi gerekiyordu.Так, специальную лечебную мазь для глаз ей необходимо было наносить трижды в день.
Buradaki en önemli faktör sayı üstünlüğüydü.Самые скабрёзные сюжеты были здесь преобладающими.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Кроме того, могут играть роль выделяемые факторы роста и цитотоксические факторы.
Bu aşamada promotörün -10 ile -35 arasındaki bölgesinin şekli bozulur, ve σ faktör RNA polimerazdan ayrışır.В этот момент промотор (участок ДНК −10…-35 шагов) завершается, и σ-фактор отделяется от РНК-полимеразы.
Bunda en önemli faktör göçtür.В этом кроется главная проблема.
Isının belirleyici bir faktör olmadığı kimyasal deneylerde kullanılabilir.Вероятно, это переключение происходит с помощью неидентифицированного химического фактора.
İlgili Sayfalar