faktörü ile cümle
faktörü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Metot etüdü içerisinde emek faktörü bulunan her düzeydeki faaliyet için uygulanabilir.Można ją, odpowiednio dobraną, stosować na wszystkich poziomach sprawności ruchowej.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.Intravenös droganvändning utgör en stor riskfaktor för hepatit C i många delar av världen.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Dåligt immunförsvar är också en riskfaktor för sjukdom.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Huruvida nedkylning av kroppen utgör en riskfaktor för förkylning är dock kontroversiellt.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Å andra sidan har kvävebelastningen ökat och uppgår till motsvarande 40 %.
Bu ayar oranı kazanç faktörüne göre değişir.Denna position varierar beroende på mottagarens längd.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.ВВН називають найпоширенішим фактором ризику гепатиту C у багатьох частинах світу.
Konjugatif plazmidlerin prototipi F-plazmididir, F-faktörü olarak da bilinir.Типовим прикладом кон'югаторної плазміди є F-плазміда, також відома як F-фактор.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Куріння є фактором ризику, хоча вживання алкоголю не є таким фактором.
Her ikisi de kapaklı form faktöründe idi. ^ 180gСтаршими ранглерами ставали А Келі (1842), Дж І.
Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.В деяких випадках розлади сну можуть бути факторами ризику незалежно від депресії.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.Nitrožilní aplikace drog je hlavním rizikovým faktorem při infekci hepatitidou C v mnoha částech světa.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Dalším rizikovým faktorem onemocnění je slabá imunita.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Kouření je rizikovým faktorem, konzumace alkoholu nikoliv.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Role prochladnutí těla jakožto rizikového faktoru při nákaze nachlazením je kontroverzní.
Burada İnsan Faktörü isimli bir çalışma yapmaktadırlar.Věnuje se lidské činnosti zvané studium.
Gut oranlarını yaş, ırk ve mevsim dahil birkaç faktörün etkilediği bulunmuştur.Bylo zjištěno, že na četnost výskytu dny má vliv několik faktorů, například věk, rasa nebo roční období.
Bu halde beraberlik için bir düzeltme faktörü bulunup kullanılır.Myslím si, že tu jste pro ten pocit rozřešení a zadostiučinění.
p53 ya da diğer adıyla tümör protein 53 (TP53), hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür.p53 je protein kódovaný genem TP53 a zároveň transkripční faktor zabraňující vzniku nádorů.
Bu internet bağlantısında hızın büyük bir faktörü kullanım yoğunluğudur.Velikost napětí v síti se udává pomocí efektivní hodnoty.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Un sistem imunitar slăbit poate fi, de asemenea, un factor de risc pentru boală.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Fumatul este un factor de risc de ardere, deși consumul de alcool nu este.
Auralı migrenler, iskemik inme için riski iki katına çıkararak bir risk faktörü olarak görülmektedir.Migrenele cu aură reprezintă un factor de risc pentru accidentul vascular cerebral dublând riscul.
Bu da, sayılan birçok faktörün, cinsiyet gelişiminde etkisi olduğunu kanıtlamaktadır.Acolo, el va descoperi, ca urmare a numeroaselor experiențe, plăcerile sexualității.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Conform Journal Citation Reports, revista avea un factor de impact de 4,061 în 2010.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.A gyenge immunfunkció is a betegség egyik rizikófaktora.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.A világ sok részén a hepatitis C legfontosabb kockázati tényezője az intravénás drog használat.
Aplikasyonda yaştan yaşa çalışmada yer değiştirme faktörü söz konusu değildir.Idősebb korban nem kell módosítani az adagot.
İki tarafında kimliği doğrulanırken ekstra kimlik faktörü gerekebilir.A bizonyításokat vizsgálva egyfajta kettősségre bukkanhatunk.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Ennek ellenére vitatott, hogy a test lehűlése a meghűlés rizikófaktorai közé tartozik-e.
Not: 2008'in sonuna kadar hesaplama bitmeyeceğinden dolayı, 2008 etki faktörü 2009 yılında yayınlanmaktadır.Investointien ja poistojen määrän vuoksi tulos pysynee vuoden 2008 tasolla.
Temel faktörün ağırlık olduğu uçaklar büyük fayda göreceklerdir.Myös planeettojen painovoimaa voi käyttää hyödyksi.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Το κάπνισμα είναι ένας παράγοντας κινδύνου, ενώ η χρήση αλκοόλ δεν αποτελεί παράγοντα κινδύνου. .
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Η κακή λειτουργία του ανοσοποιητικού συστήματος αποτελεί ακόμη έναν παράγοντα κινδύνου για τη νόσο.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Σύμφωνα με το Journal Citation Reports, το περιοδικό έχει παράγοντα επίδρασης 9.598 το 2017.
Korelasyon faktörü ke, 0.55 ile 0.8 arasında değişir.Ο συντελεστής συσχέτισης ke κυμαίνεται μεταξύ 0,55 καιd 0,8.
Bc faktörü de denir.Den kaldes også Q-faktor.
Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.I nogle tilfælde kan søvnforstyrrelser være en risikofaktor i sig selv også uden depression.
Yayınladığı yaklaşık formül sonrasında Blasius sürtünme faktörü olarak da adlandırılmıştır.Den blir også noen ganger kalt Blasius friksjonsfaktor, etter den omtrentlig formelen som han foreslo.
Eğer ki sürtünme faktörünün değeri 0.016 ise Fanning sürtünme faktörü işlenmiş demektir.Hvis verdien av friksjonsfaktoren er 0,016, er det Fannings friksjonsfaktor som er plottet i Moody-diagrammet.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Fungsi kekebalan yang rendah juga menjadi faktor risiko penyakit tersebut.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.Faktor dampak digunakan untuk membandingkan berbagai jurnal dalam bidang tertentu.
Resmi olarak, c bir birimlik alanda bir birimlik zamanı değiştirmenin dönüşüm faktörüdür.Secara formal, c adalah faktor konversi untuk mengubah satuan waktu menjadi satuan ruang.
Genellikle f faktörü ile ifade edilir.Biasanya dilambangkan dengan huruf f.
Darcy sürtünme faktörü 4 katı olduğu Fanning sürtünme faktörü ile karıştırılmamalıdır.Faktor gesekan Darcy besarnya empat kali faktor gesekan Fanning, dan tidak boleh disamakan.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Faktor risiko terbesar dari PPOK secara global adalah merokok tembakau.
Alman Komutanlığı sürpriz faktörünü kullanmıştı.Keberhasilan Jerman sangat bergantung pada elemen kejutan.
Cihaz monoblok biçim faktörüyle üretilmiştir.Segoe UI diproduksi oleh Monotype Imaging.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.IDU là yếu tố nguy cơ chính gây viêm gan siêu vi C ở nhiều nơi trên thế giới.
Kuantum mekaniğinin birinci derece yaklaşımı g faktörünün tüm leptonlar için 2 olduğunu kabul eder.Đối với phép xấp xỉ bậc nhất trong cơ học lượng tử tiên đoán hệ số-g bằng 2 đối với mọi lepton.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.IF được dùng để so sánh các journal khác nhau trong cùng một lĩnh vực nào đó.
Bu gen, hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür ve dolayısıyla bir tümör baskılayıcısıdır.Gen này là một nhân tố phiên mã điều chỉnh chu kỳ tế bào và do đó chức năng như là một gen đè nén bướu.
Faktör VIII (FVIII), anti-hemofilik Faktör (AHF) olarak da bilinen önemli bir kan pıhtılaşma faktörüdür.第VIII因子 (だいはちいんし、Factor VIII、FVIII) は、必須の血液凝固タンパク質で、抗血友病因子 (anti-hemophilic factor, AHF) としても知られる。
Bir kalıp şeker form faktörü var.金平糖の形をしている。
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.これらの障壁は先の4つの生産要素の移転の自由を妨げるものである。
NF-kappa B (NF-κB, Nuclear Factor kappa B), tüm hücre tiplerinde bulunan bir transkripsiyon faktörüdür.NF-κB(エヌエフ・カッパー・ビー、核内因子κB、nuclear factor-kappa B)は転写因子として働くタンパク質複合体である。
Ancak, doğal gazın ekonomiklik faktörü bugün için hidrojenden yüksektir.天然ガスが使われているのは、水素の原料として今のところ最も安価だからである。
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.異なる雑誌の重要度を比較する場合にインパクトファクターを用いるのは有効である。
Not: 2008'in sonuna kadar hesaplama bitmeyeceğinden dolayı, 2008 etki faktörü 2009 yılında yayınlanmaktadır.因未能蒐集到2008年之紀錄,故僅統計2009年以後之總和。
En önemli virulans faktörü toksinidir.最简单的酮是丙酮。