faktörü ile cümle
faktörü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gerilim yoğunluk faktörüStress intensity factor
Bu nedenle, beceriliksiz faktörü ne kadar ciddiyse, ülke o kadar büyüktür.The factor of footlooseness is, therefore, the more serious, the bigger the country.
Gırtlak kanseri için en önemli risk faktörü tütün kullanımıdır.The most important risk factor for laryngeal cancer is tobacco smoking.
Pnomölizin, gram pozitif bir bakteri olan Streptococcus pneumoniae'nin bir virülans faktörüdür.[1]Pneumolysin is a virulence factor of the Gram-positive bacteria Streptococcus pneumoniae.[1]
Jornada 520 serisi 540 ile aynı form faktörüne sahipti, fakat gümüştü.Die Jornada 520 Serie entsprach demselben Format wie die 540er, war aber silbern Lackiert.
Bu direnişçiler 2003 yılından beridir millî anlamda da büyük bir güç faktörü haline geldiler.Sie sind seit 2003 zu einem wichtigen Machtfaktor auch auf nationaler Ebene geworden.
Bir kalıp şeker form faktörü var.Für Süßes gibt es nur einen Rezeptortyp.
Ancak zarın şansı simgelemesinden dolayı şans faktörü de kendisini hissettirmektedir.Er glaube jedoch, dass ein Mann selbst der Schmied seines Glückes sein müsse.
İnsan faktörü erozyonu etkileyen en önemli faktörlerdendir.Vulkanische Eruptionen sind einer der einflussreichsten Effekte.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Schlechte Compliance ist ein Risikofaktor für ein Fortschreiten der Erkrankung.
Güç Faktörü Düzeltme (GFD, İng.Glasfaserverstärkter Kunststoff, kurz GFK (engl.
Aynı zamanda düşük değerli kalite faktörü devre performansını arttırır.Au même moment, la pénurie de métaux précieux fait grimper leur cours.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.En 2010, selon le Journal Citation Reports, la revue a un facteur d'impact de 2,390.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.Le FI est utilisé pour comparer différentes revues dans un même domaine.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.L'alcoolisme est un facteur de risque.
Resmi olarak, c bir birimlik alanda bir birimlik zamanı değiştirmenin dönüşüm faktörüdür.Autrement dit, le facteur c sert à convertir des unités de temps en unités de distance.
Dergi Alıntısı Raporlarına göre derginin etki faktörü 2013 yılında 1.646dır. ^ "Global Health Action".D'après le Journal Citation Reports, le facteur d'impact de ce journal était de 1,664 en 2017.
Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.Le manque de sommeil peut être un facteur de risque indépendant de la dépression.
Toprak biliminde çalıştı ve toprak oluşumu için beş faktörü tanımlayan bir sınıflandırma şeması geliştirdi.También desarrolló un esquema de la clasificación que describía cinco factores para la formación del suelo.
Tipik olarak kapasite faktörü %20 ile 40 arasındadır.Lo habitual es que tengan entre un 20 y un 40% de probabilidad de implantación.
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.Tendrán que vencer obstáculos basados en los cuatro elementos de la naturaleza.
Kapasite faktörü, uygunluk faktörü veya verimlilik ile karıştırılmamalıdır.El factor de planta no se debe confundir con el factor de disponibilidad o con eficiencia.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Según los Journal Citation Reports, el factor de impacto de este periódico era 2.998 en 2014.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Capacidad de carga interna de combustible incrementada: aumentada en un 40 %.
Bu halde beraberlik için bir düzeltme faktörü bulunup kullanılır.Y viceversa y conjuntamente se obtiene un equilibrio.
Korelasyon faktörü ke, 0.55 ile 0.8 arasında değişir.Las densidades varían desde 0.85 hasta 0.95.
Önce rastgele olası olay bulunur, ardından kişi seçme işlemi için belirleme faktörünü ekler.El modo Quiz ocurre después de capturar el elemento del signo de interrogación.
Bu ayar oranı kazanç faktörüne göre değişir.La puntuación para ganar puede variar.
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.Tali barriere impediscono la libertà di movimento dei quattro fattori di produzione.
Kapasite faktörü, uygunluk faktörü veya verimlilik ile karıştırılmamalıdır.Il fattore di capacità non deve essere confuso con il fattore di disponibilità oppure con l'efficienza.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Un sistema immunitario scarsamente efficiente è inoltre un fattore di rischio per la malattia.
Bu numara "dallanma faktörü" olarak anılacaktır.Il fatto viene ricordato come eccidio di Porzûs.
SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.Il sesso è anche un fattore di rischio.
Alman Komutanlığı sürpriz faktörünü kullanmıştı.L'Alto Comando russo sembrava essere stato completamente preso di sorpresa.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Il principale fattore di rischio a livello mondiale per la BPCO è il fumo di tabacco.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.По данным Журнала цитирования, журнал в 2012 году имел импакт-фактор составляет 2.939.
Konjugatif plazmidlerin prototipi F-plazmididir, F-faktörü olarak da bilinir.Наиболее известной конъюгативной плазмидой является F-плазмида, или F-фактор.
Cohen sinir büyüme faktörlerini ve epidermal büyüme faktörünü keşfetti.Открыл фактор роста нервной ткани и эпидермальный фактор роста.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Возможно, фактором риска является потребление алкоголя.
Aynı zamanda düşük değerli kalite faktörü devre performansını arttırır.Даже небольшое увеличение точности предсказаний существенно увеличивает силу игры.
Kuantum mekaniğinin birinci derece yaklaşımı g faktörünün tüm leptonlar için 2 olduğunu kabul eder.تنبأ أول تقريب لميكانيكا الكم أن عامل جي هو 2 لكل اللبتونات.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.يعد حقن العقاقير في الوريد عامل خطورة كبير بالنسبة لفيروس الالتهاب الكبدي ج في العديد من أنحاء العالم.
Gut oranlarını yaş, ırk ve mevsim dahil birkaç faktörün etkilediği bulunmuştur.وقد عثر على عدد من العوامل التي تؤثر على معدلات النقرس، بما في ذلك السن والعرق وموسم السنة.
Dergi Alıntı Raporlarına göre, dergi 2014 yılında etki faktörü 7,36'dır.ووفقًا لتقرير مستشهد بالمجلات الأكاديمية، فإن المجلة لديها عامل تأثير عام 2016 وهو 7.62.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.O fator de impacto é usado para comparar diferentes periódicos de uma dada área.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.O sistema imunológico deficiente também é um fator de risco para a doença.
NF-kappa B (NF-κB, Nuclear Factor kappa B), tüm hücre tiplerinde bulunan bir transkripsiyon faktörüdür.NF-κB (factor nuclear kappa B) é um complexo proteico que desempenha funções como factor de transcrição.
2009'un başında, kapak, ABD'deki cep telefonları için en popüler form faktörü idi.Os flips foram, desde o início de 2009, o formato mais popular para celulares em todo o mundo.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.O tabagismo é um fator de risco, embora o abuso de álcool não o seja.
Alman Komutanlığı sürpriz faktörünü kullanmıştı.Este sucesso alemão baseou-se muito no elemento surpresa.
SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.A pseudo-hipertensão entre os idosos é também um factor a considerar.
Bir kalıp şeker form faktörü var.Tem a forma de uma máquina de doces e lanches.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Em todo o mundo, o principal fator de risco para a DPOC é fumar.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, %40 gibi bir artış sağlar.Dependendo da carga, a velocidade real pode ser aumentada em até 40%.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Volgens Journal Citation Reports had het tijdschrift in 2013 een impactfactor van 2.239.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.De rol van afkoeling als risicofactor voor verkoudheid is onderwerp van discussie.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Een slechte werking van het immuunsysteem speelt ook een rol bij een verhoogd risico op ziekte.
İlk faktör, ikinci faktörün kaç kere kendisine ekleneceğini ifade eder.De eigenwaarde geeft hierbij aan hoeveel additionele variantie door de extra factor wordt verklaard.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Słabe funkcjonowanie systemu immunologicznego jest także czynnikiem ryzyka choroby.
Bozulmuş açlık glukozu mortalite için bir risk faktörüdür.Głodzenie proste prowadzi do głodzenia typu marasmus.