Özellikle fakirler tarafından tapılırdı.Тя се грижи особено много за бедните.
Fakirler zekât vermek zorunda değildirler.Поляците не могат да направят нищо.
Yataktayken bütün servetini şehrin hasta ve fakirlerine bağışladığını veraset etti.Budući da ih je grad plaćao liječili su sve, bogate i siromašne.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.Neron je pomagal ljudem po katastrofi.
Fakirler zekât vermek zorunda değildirler.Ravnatelj do revežev ni toleranten.
Hedonizmin keşfi, toplumsal düzenin artık fakirleri istemediği anlamına geliyor.Šis prestižinis meno apdovanojimas reiškė, kad jo daugiau neberibos skurdžios gyvenimo sąlygos.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Turtingesni pradeda gaminti blynus ir dalinti juos vargšams.
Fakirlere, dul ve yetimlere yardımcı olmak için gayret gösterirdi.Ta korraldas leskede ja orbude abistamist.
Daha sonra da fakirlerin evine giderek bu çavdarları onlara vermişler.Mis kivile viidi, võtsid vaesed pärast endale.
Fakirlere verilen haftalık bağış 15$ yani bugünün değeriyle 400$'dı.35 000 annetaja keskmiseks annetussummaks oli 43 dollarit ja 54 senti.
AIDS oranı fakirlerden daha yüksek.가장 가난한 국민들보다 HIV 감염율이 높습니다.
AIDS oranı fakirlerden daha yüksek.lebih banyak terinfeksi HIV dibanding yang miskin.
AIDS oranı fakirlerden daha yüksek.יש יותר איידס מאשר לעניים ביותר.
AIDS oranı fakirlerden daha yüksek.عندهم معدل اصابة بالأيدز أعلى من الأفقر
AIDS oranı fakirlerden daha yüksek.国の中でも違いがあるのです
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Bố mẹ ông là người Do Thái, Nga và trên tất cả, họ rất nghèo.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.I suoi genitori erano ebrei, russi e soprattutto molto poveri.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Jego rodzice byli Żydami, Rosjanami, a ponad wszystko bardzo biednymi ludźmi.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Jeho rodiče byli ruští Židé a byli velice chudí.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.아버지의 부모는 러시아인 이자 유태인이었고, 무엇보다 매우 가난했죠.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Njegovi starši so bili Judje, Rusi, predvsem pa zelo revni.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Orang tuanya adalah orang Yahudi, Rusia, dan sangat miskin.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Os pais dele eram judeus russos e, sobretudo, muito pobres.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Părinții săi erau evrei ruși, foarte săraci.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Seine Eltern waren Juden, Russen und vor allem sehr arm.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Ses parents étaient juifs, Russes, et surtout très pauvres.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Sus padres eran judíos, rusos y sobre todo muy pobres.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Szülei orosz zsidók voltak és mindenek felett nagyon szegények.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Zijn ouders waren Joods, Russisch en vooral erg arm.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Οι γονείς του ήταν Εβραίοι, Ρώσοι και πάνω απ΄ όλα πολύ φτωχοί.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Его родители были русскими евреями, к тому же очень бедными.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Його батьки були євреями, росіянами та, до того ж, дуже бідними.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.Родителите му са били евреи, руснаци и на всичко отгоре много бедни.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.הוריו היו יהודים, רוסים ומעל לכל עניים מאוד.
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.وكان والديه يهوديان .. وفقيران جداً
Ailesi Yahudi, Rus'du, ve dahası çok fakirlerdi.父は14歳で働き始めなければ なりませんでした
Aslında, Guetamala halkının çoğunluğu İspanyol kökenli değil - onlar yerli Maya halkı, ve çok fakirler.Faktanya, mayoritas rakyat Guatemala bukan keturunan Spanyol Mereka suku Indian Maya dan sangat miskin
Aslında, Guetamala halkının çoğunluğu İspanyol kökenli değil - onlar yerli Maya halkı, ve çok fakirler.Valójában a guatemalaiak nagy része nem spanyol leszármazott. Bennszülött maják akik nagyon szegények.
Aslında, Guetamala halkının çoğunluğu İspanyol kökenli değil - onlar yerli Maya halkı, ve çok fakirler.V resnici, večina prebivalstva ni Španskega porekla, so potomci Majev in zelo revni.
Aslında, Guetamala halkının çoğunluğu İspanyol kökenli değil - onlar yerli Maya halkı, ve çok fakirler.Но большинство людей в Гватемале не потомки испанцев - они индейцы майя и очень бедны
Aslında, Guetamala halkının çoğunluğu İspanyol kökenli değil - onlar yerli Maya halkı, ve çok fakirler.למען האמת, רוב תושבי גוואטמלה .הם לא ממוצא ספרדי ,הם צאצאי שבט המאיה .והם עניים מאוד
Aslında, Guetamala halkının çoğunluğu İspanyol kökenli değil - onlar yerli Maya halkı, ve çok fakirler.彼らは先住のマヤ民族で 大変貧しいです 1950年代に人口の2%が
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.피트 당 20달러씩 받는 주요 세입자는 다 찼는데 도시 한복판 다른 곳 임대료의 세 배쯤 되네요.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.È pieno di importanti locatari a 20 dollari a piede -- è il triplo nel mezzo del ghetto.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.Es ist voll von Anker-Mietern bei 20 Dollar pro Fuß -- verdreifache das in der Mitte der Innenstadt.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.És tele van első fecske bérlőkkel négyzetméterenként 200 dollárért -- háromszorosa a belvárosi áraknak.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.Este plin de spaţii de închiriat la 20 de dolari metrul -- triplu faţă de centrul oraşului.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.Het zit vol kernhuurders tegen 20 dollar per voet -- doe dat maal drie in de binnenstad.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.В нем полно ключевых арендаторов, которые платят 20 долларов за фут. Втрое больше, чем в центре города.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.Имаме и много наематели, от по 20 долара на фут -- утроете това в центъра на града.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.יש בו גם דיירי עוגן רבים ב-20 דולר לרגל -- תכפילו את זה פי 3 בלב מרכז הפשע העירוני.
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.وهو مليئ بالمستأجرين بسعر 20 دولار للقدم ثلاثة اضعاف الايجار بداخل وسط المدينة
Ayrıca her biri 20 dolar'dan kiracılarla dolu-- şehirin fakirlerin yaşadığı bölgesinde bunu üçe çarpın.インナーシティーの3倍の価格です 噴水もあります
Ben fakirlerin yeni koruyucusuyum... ...ve gecekonduları yıkıyorum.Героя не волнует, если вы свора пьяных напуганных баранов!
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,Für mich bedeutet das
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla, TED'e gelme fırsatı bulamayanlarla konuşmak anlamına geliyor.Pienso que eso quiere decir pasar más tiempo pensando y hablando de los pobres, los desposeídos,
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla, TED'e gelme fırsatı bulamayanlarla konuşmak anlamına geliyor.Pro mě to znamená přemýšlet a mluvit o chudých, o znevýhodněných, kteří se na TED nikdy nedostanou.
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,제 경우, 그것은 TED 모임 같은데는 참석할 엄두도 못내는 가난하고
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,TED に決して参加できないような 貧乏で 不利益を背負った人たちのことを 考え話すことに
Benim için bu, fakirlerle, dezavantajlılarla,ובשבילי זה אומר להשקיע יותר זמן בלחשוב ולדבר