Çin'in en fakir bölgesinde bulunan Guizhou'daki güzel Dong köyündeyken.כשנסעתי לכפר דונג היפה, בגויג'ואו, המחוז העני ביותר בסין.
Çin'in en fakir bölgesinde bulunan Guizhou'daki güzel Dong köyündeyken.عندما ذهبت الى قرية دونغ الجميلة، في جوازهو، أفقر محافظة في الصين.
Çin'in en fakir bölgesinde bulunan Guizhou'daki güzel Dong köyündeyken.その美しい場所を見て、戻ってきたいと思いました。
Cocuk: Burada siniflar arasinda bir fark yok, ayni sekilde, beyazla zenci veya zenginle fakir arasinda da.Aici nu se fac diferențieri de clasă socială, nu contează daca ești alb sau negru sau dacă ai bani sau nu.
Cocuk: Burada siniflar arasinda bir fark yok, ayni sekilde, beyazla zenci veya zenginle fakir arasinda da.Il n'y a pas de différence ici entre classes, entre noirs ou blancs, fortunés ou pas.
Cocuk: Burada siniflar arasinda bir fark yok, ayni sekilde, beyazla zenci veya zenginle fakir arasinda da.어린이: 여기에서는 신분이 다르거나
Cocuk: Burada siniflar arasinda bir fark yok, ayni sekilde, beyazla zenci veya zenginle fakir arasinda da.ילדה: אין כאן הבדלים בין מעמדות,
Cocuk: Burada siniflar arasinda bir fark yok, ayni sekilde, beyazla zenci veya zenginle fakir arasinda da.طفل: لاتوجد تفرقة هنا بين الطبقات,
Cocuk: Burada siniflar arasinda bir fark yok, ayni sekilde, beyazla zenci veya zenginle fakir arasinda da.白人も黒人もないし、お金の有る無しも関係ないわ
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Attól a perctől, hogy a gyermek megtanul játszani egy hangszeren, nem szegény többé.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Dès qu'un enfant apprend un instrument, ce n'est plus un pauvre,
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Din momentul în care copilul învață să cânte la un instrument, acela nu mai este un copil sărac.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Gdy dziecko nauczy się grać, przestaje być biedne.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.아이가 악기를 연주하는 법을 배우는 그 순간부터, 그 아이는 더 이상 가난하지 않습니다.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Od chvíle, keď sa dieťa začne učiť hrať na hudobný nástroj, už viac nie je chudobné.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Quando gli insegni a suonare, un bambino non è più povero.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Từ giây phút một đứa bé được học chơi một nhạc cụ, cậu bé sẽ không nghèo.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Von der Minute an, in der ein Kind gelehrt wird, ein Instrument zu spielen, ist es nicht mehr arm.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Zodra een kind een instrument leert bespelen, is het niet langer arm.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.Από την στιγμή που ένα παιδί αρχίζει να μαθαίνει να παίζει ένα όργανο δεν είναι πια ένα φτωχό παιδί.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.З тієї хвилини, коли дитина починає вчитися грати на інструменті, вона перестає бути бідною.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.От момента, в който едно дете се научи как да свири, то вече не е бедно.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.С того момента, как ребёнок обучается игре на инструменте, он больше не является бедным.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.ברגע שילד לומד לנגן בכלי, הוא כבר לא עני.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.منذ الدقيقة الأولى التى يتعلم فيها الطفل عزف آلة موسيقية, لايصبح فقيرآ.
Cocuk enstruman calmayi ogrendigi ilk andan itibaren, artik fakir degildir.その子はもう貧しくはありません その子はプロフェッショナルレベルへの道を歩み始めたのであり
Çok fakirlerin seçim şansı yok.A mély szegénységben élőknek nincs választásuk.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Cei foarte săraci nu pot alege.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.De allerarmsten hebben geen keus.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Die ganz Armen haben keine Wahl.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.I più poveri non possono scegliere.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.극빈층은 선택할 수가 없습니다. 우리가 변화를 만들어서
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Les très pauvres n'ont pas le choix.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Los muy pobres no tienen opción.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Những người bần cùng không có lựa chọn.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Os muito pobres não têm escolha.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Ubodzy nie mają wielkiego wyboru.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Οι πολύ φτωχοί δεν έχουν αυτή την επιλογή.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Але бідняки немають можливості вибирати.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Много бедните нямат избор.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.Но у бедняков нет возможности выбирать.
Çok fakirlerin seçim şansı yok.לעניים מאוד אין בחירה. אנחנו צריכים לשנות דברים
Çok fakirlerin seçim şansı yok.الفقير جدا ليس لديه خيار. الأمر متروك لنا لتغيير الأمور
Çok fakirlerin seçim şansı yok.それによって貧しい人達も選べるようになるんです
Çok fakir olduğum için,저는 너무 가난했기에,
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Comme je n'avais pas du tout les moyens, j'ai voulu louer un bureau à Paris, mais c'était trop cher pour moi.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Ich wollte ein Büro in Paris mieten, doch weil ich so arm war, konnte ich mir das nicht leisten.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Jag var väldigt fattig så jag ville hyra ett kontor i Paris, men jag hade inte råd.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Jako że byłem biedny, nie było mnie stać na wynajęcie biura w Paryżu.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Keďže som bol chudobný a chcel som si prenajať kanceláriu v Paríži, nemohol som si to dovoliť.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Omdat ik zo arm was, wilde ik een kantoor in Parijs huren, maar ik kon het me niet veroorloven.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Por eu ser tão pobre, não podia pagar o aluguer de um escritório em Paris.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Protože jsem byl velmi chudý, chtěl jsem si pronajmout kancelář v Paříži, ale nemohl jsem si to dovolit.
Çok fakir olduğum için, Paris'te bir ofis kiralamak istedim; fakat buna param yetmedi.Я був дуже бідний, хотів орендувати офіс у Парижі, але не міг цього дозволити.
Çok fakir olduğum için,Я был очень беден.
Çok fakir olduğum için,משום שהייתי עני,
Çok fakir olduğum için,ولانني لا أملك الكثير من المال
Çok fakir olduğum için,パリに事務所を借りたかったのですが
Çünkü ben fakir sanatı diye adlandırılan bir sanat hareketiyle ilişkilendirilmiştim.왜냐면 절망주의 예술을 하고 있었는데,
Çünkü ben fakir sanatı diye adlandırılan bir sanat hareketiyle ilişkilendirilmiştim.כי יוחסתי לתנועת האמנות ה"נחותה", שבה הרעיון של כשלון היה נושא לדיון באמנות