Ana içeriğe geç
Sözlük

fahişe ile cümle

fahişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hindistanda federal polisi "ülkede 1.2 milyon çocuk fahişe olduğuna inanılmaktadır" açıklamasını yaptı.قالت الشرطة الفيدرالية الهندية في عام 2009 أنها تعتقد أن حوالي 1.2 مليون طفل في الهند يشاركون في الدعارة.
Kimliği bir türlü açığa çıkarılamayan Karındeşen Jack 1888 yılında Londra'da fahişeleri öldürmüştür.جاك السفاح قاتل العاهرات في لندن سنة 1888.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.إذ رأته بغي من البغايا .
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.و" شلكُة" التي تصف ممارسات الدعارة اللواتي يتقاضين أجراً مقابل عملهن.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.كذلك فإن الميل للابتعاد عن الغرباء من الأمور غير المألوفة.
Fahişeliğiyle ulusları, büyüleriyle halkları kendine tutsak etti."كان أهل الذمة أحرار في اختيار مساكنهم وأعمالهم التي يكسبون بها رزقهم.
Peter, kendisine yeni bir kariyer bulmada zorlanmaktadır ve bunun için ucuz bir fahişe olmayı bile dener.Peter tem problemas em encontrar um novo emprego, e tenta até mesmo se tornar uma prostituta barata.
Kamboçyada 18 yaşından küçük fahişe oranının bütün fahişelerin üçte biri olduğu tahmin edilmektedir.No Camboja, foi estimado que cerca de um terço de todas as prostitutas são menores de 18 anos.
Fahişeliğiyle ulusları, büyüleriyle halkları kendine tutsak etti."Aí Odisseu e os seus saquearam a cidade apoderando-se das mulheres e das riquezas.
Fahişe (film), Alan J. Pakula'nın yönettiği 1971 yapımı film.É um filme de 1973 dirigido por Alan J. Pakula.
Tyrion babasının emirlerine karşı çıkarak fahişesi Shae'yi (Sibel Kekilli) de başkente götürür.Desobedecendo as ordens do pai, ele leva a prostituta Shae junto consigo.
Sunny: Genç bir fahişedir.Sylvia - uma jovem prostituta.
O kitaplarında mürebbiyeler, dullar ve hatta fahişeler için öneriler sunmuştur.Depois dispomos de cartas de nomeação, e de cartas enviados, por ou para os feitores.
Daha iyi bir kazanç elde etmek için fahişelik yapmaya başladı.Supera dificuldades prostituindo-se para ganhar mais algum dinheiro.
Buna göre Büyük Kent, Büyük Babil ve Fahişe aynı şeydir.Para ele dançarina e prostituta são a mesma coisa.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Esta regra não se aplica aos estrangeiros.
Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım.Nosso fenômeno não é genital, mas de sensibilidade, de atitude.
Şair, bu açıdan fahişeler ve ressamların yakın olduğunu düşünüyordu.Neste período, a pintura de paisagem e a mistura de pintura e de poema eram muito populares.
Fuhuş yapan kadın seks işçisine fahişe denir.Uma pessoa que trabalha neste campo é chamado de prostituta, e é um tipo de profissional do sexo.
Taylandda çocukların zorla fahişelik yaptırıldığı oranının 40% olduğu tahmin edilmektedir.In Thailand schat men dat 40% van de prostituees minderjarig is.
Caligula duruşmalardan, fahişelikten ve evlilikten ağır vergiler almayı denemiştir.Caligula hief belastingen op rechtszaken, huwelijken en prostitutie.
Sunny: Genç bir fahişedir.Danny, da's een hoer.
Luigi’nin en değer verdiği fahişesidir.Hij is de jongere versie van Luigi.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Hier gaat het dan om hoeren.
Diğer İzlandalılar Guðriður'u aşağılamış ve onu bir fahişe ve dinsiz olarak görmüşlerdir.De andere IJslanders keken neer op Guðríður, beschouwden haar als hoer en heidin bovendien.
Fahişe olduğunu bilmiyordum." dedi."Ze was niet zomaar een hoer.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Ook vreemdelingen worden niet als gelijkwaardige mensen beschouwd.
Bir fahişe olan Vistilia'nın kızıdır ve babasının kim olduğu bilinmez.Ze was de dochter van Vistilla, een prostituee, en een onbekende vader.
Bu hastalık onu rahatsız etse de o korumasız bir şekilde fahişelerle yatmaya devam etti.Daarin verontschuldigt hij zich omdat hij met een prostitué geslapen heeft.
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.Een prostituant is iemand die geld betaalt om seks te hebben met een prostituee.
Ayrıca esnaf, fahişeler, hamile kadınlar ve doğum bir koruyucusu olan bir tanrıçaydı.Ze was ook de beschermvrouwe van kunstenaars, prostituees en zwangere vrouwen.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.De film is gebaseerd op de gelijknamige roman van Honoré de Balzac uit 1831.
Tyrion babasının emirlerine karşı çıkarak fahişesi Shae'yi (Sibel Kekilli) de başkente götürür.Onderweg komt Tyrion zijn voormalige concubine, de prostituee Shae, tegen in de vertrekken van zijn vader.
Çocukları filminde bir fahişeyi oynadı.Hij zou in de films een jong kind spelen.
Maria bir fahişe olduğunu kabul etti.Maria heeft toegegeven dat ze een hoer was.
Öldürülen yine bir fahişedir.Zostaje zamordowana prostytutka.
16 yaşındayken fahişelik yapmaya başladı.W wieku 16 lat została prostytutką.
Aşk Bir Fahişedir, Peter Medak'ın yönettiği 1993 yapımı film.Romeo Is Bleeding) – film z 1993 roku w reżyserii Petera Medaka.
Altı ay boyunca erkek fahişe olarak çalışıp aşkı aradı.W tym samym okresie pracował przez sześć miesięcy jako męska prostytutka.
Mesai saatleri dışında da fahişelik yapmayı sürdürür.Poza pracą zawodową zajmował się numizmatyką.
Sevimli Fahişe, Woody Allen'ın yönettiği 1995 yapımı film.Mighty Aphrodite) – film z 1995 roku w reżyserii Woody’ego Allena.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Nie wszyscy też są dla siebie obcy.
Kontes kırbaçlandı, vesikalandı ve fahişeler hapishanesine atıldı.Spisek zdekonspirowano, a Wierzbicki trafił do więzienia.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.Ferragus – powieść Honoriusza Balzaka z 1833.
"Kadın da aynı şeyi yapabilir ama sen ona fahişe diyorsun."Może jednak zachować swoje dotychczasowe imię, a członkowie rodziny określają ją zaimkiem "ona".
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.Enligt lagen är de prostituerade arbetare som säljer sexuella tjänster för pengar.
Fahişe (roman, Jackie Collins), Jackie Collins'in 1979 tarihli romanı.Hollywoodfruar (Hollywood Wives) är en roman från 1983 av Jackie Collins.
Seks turizmi, fahişelerin cinsel ilişkiye girmeleri için çalıştırıp seyahat ettikleri sektördür.Sexturism avser resande som företas i syfte att köpa sexuella tjänster av prostituerader.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Жінки займаються гончарством.
Öldürülen yine bir fahişedir.Саме із-за неї і вбили повію.
Buna göre Büyük Kent, Büyük Babil ve Fahişe aynı şeydir.У цьому сенсі комплекс мачо схожий з комплексом Мадонни і Блудниці.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Також можуть нагороджуватись іноземці.
"Kadın da aynı şeyi yapabilir ama sen ona fahişe diyorsun."В обговоренні беруть участь тільки жінки, але й обрати жертву вони можуть лише серед жінок».
Bar fahişelik için kullanılmamasına karşın uyuşturucu satışları ve diğer "nakdi işlemler" yer alırdı.Přestože bar nebyl využíván k prostituci, probíhal tam prodej drog a jiné „hotovostní transakce“.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Kromě toho pojištovny nemají povinnost cizince pojistit.
Ünlü oyuncu bu filmde ise bir fahişe rolünü canlandırmıştır.V tomto snímku ztvárnila roli prostitutky.
Geçmiş yıllarda giderek artan sayıda erkek fahişe olsa bile, neredeyse hepsi kadındır.I přesto, že se obecně rodí víc mužů než žen, je v mnoha zemích napříč všemi věkovými kategoriemi víc žen.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.Originální název románu Plukovník Chabert Honoré de Balzaca z roku 1832.
Şair, bu açıdan fahişeler ve ressamların yakın olduğunu düşünüyordu.V této práci srovnával projev básníků symbolistů a imagistů.
Resimleri dansçı ve fahişeleri konu aldığı için sık sık muhafazakar kesimlerce eleştirildi.Často zobrazovaným motivem byly nahé tanečnice a zachycení pohybu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod