Ana içeriğe geç
Sözlük

fabrikaları ile cümle

fabrikaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.불현듯 저는 그 가방들이 그녀가 일하는 공장에서 만들어진 것들이고, 그것들이 전부 가짜가 아닌 진짜라는 것을 깨닫게 되었습니다.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Lassan sejteni kezdtem, hogy ezek a táskák az ő gyáraikban készültek, és minden egyes darabjuk eredeti.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Perlahan-lahan jelas bagi saya bahwa tas-tas ini dibuat di pabrik mereka, dan semuanya asli.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Počasi sem spoznala, da so te torbe izdelovali v tovarni, kjer dela, in prav vsaka je bila original.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Poco a poco entendí que estos bolsos se hacían en su fábrica, y que cada uno de ellos era auténtico.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Pomału docierało do mnie, że te torby były robione w ich fabryce, a każda z nich była oryginalna.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Медленно до меня начало доходить то, что эти сумки были сделаны на их фабрике, и каждая из них была настоящей.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Пізніше мені спало на думку, що ці сумочки зроблені на їхній фабриці, і кожна з них - оригінал.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Постепенно ми стана ясно, че тези чанти са произведени в тяхната фабрика и всяка една от тях беше автентична.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.בהדרגה הבנתי שהתיקים האלה יוצרו במפעל שלהן, וכל אחד ואחד מהם היה מקורי.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.ببطء أدركت هذه حقائب اليد تم انتاجها من قبل مصنعهم، وكل واحد منهم كانت أصلية.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.考えてみると これらのハンドバッグは あの工場で作られているもので つまり どれも本物だったわけです 明の妹 が両親に話しているのを聞きました
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Chúng là những máy ép đường loại nhỏ.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Es sind Kleinbetriebe für Zuckerverarbeitung.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.São pequenas refinarias de açúcar.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Semua ini adalah pabrik gula skala kecil.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Sono delle piccole presse per estrarre lo zucchero.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Son pequeños molinos de azúcar.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Sunt mici fabrici de zahăr.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Είναι μύλοι ζάχαρης μικρής κλίμακας.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Това са малки захарни мелници.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Це - невеличкі цукрові млини.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.Это маленькие сахарные мельницы.
Büyük domuz market fabrikaları, ortalama yılda 50.000 ila 600.000 domuz "üretiyorlar", kendi değimleriyle.Každá velkofarma "vyrobí", jak s oblibou označují, 50-600 000 mláďat ročně.
Büyük domuz market fabrikaları, ortalama yılda 50.000 ila 600.000 domuz "üretiyorlar", kendi değimleriyle.Rynek świń "produkuje", jak lubi to sam nazywać, pomiędzy 50 a 600 tysięcy świń rocznie
Büyük domuz market fabrikaları, ortalama yılda 50.000 ila 600.000 domuz "üretiyorlar", kendi değimleriyle.Vsaka velika industrijska farma "proizvede", kot se radi izrazijo, med 50.000 in 600.000 prašičev na leto.
Büyük domuz market fabrikaları, ortalama yılda 50.000 ila 600.000 domuz "üretiyorlar", kendi değimleriyle.Κρατιούνται συνεχώς σε κατάσταση εγκυμοσύνης μέσω τεχνητής γονιμοποίησης.
Büyük domuz market fabrikaları, ortalama yılda 50.000 ila 600.000 domuz "üretiyorlar", kendi değimleriyle.מפעלי שיווק חזירים גדולים "מייצרים," כפי שהם אוהבים לקרוא לזה, בין 50,000 ל-600,000 חזירים בשנה... כל אחד מהם.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.Aby uzyskać suchy lód musieliśmy pójść do browarów - prosić, pożyczyć, ukraść, żeby go od nich uzyskać
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.Ehhez viszont sörfőzdékbe kellett mennünk, könyörögtünk, kölcsönkértünk, loptunk, csakhogy adjanak.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.For at få tøris måtte vi gå til bryggerierne -- bede, låne, stjæle for at få disse folk til at give os det.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.För att få tag på isen tvingades vi ta oss till bryggerier och be, låna, stjäla för att komma över den.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.Íbamos a las cervecerías; a rogar, pedir o robar para obtenerlo.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.양조장에가서 부탁도 하고, 빌리기고, 훔치기도 했습니다.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.lo elemosinavamo, prendevamo in prestito, rubavamo.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.Um Trockeneis zu bekommen mussten wir Brauereien -- anbetteln, ausleihen, bestehlen damit sie es uns geben.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.Untuk dapat es kering kami harus ke tempat pembuata bir - memohon, meminjam, mencuri agar bisa mendapatkannya.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.Чтобы получить сухой лёд нам приходилось идти в пивоварни - умолять, занимать, красть, чтобы заполучить его.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.למבשלות -- להתחנן, להשאיל, לגנוב כדי לגרום לאנשים האלה לתת לנו אותו.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.إلى مصانع الجعة - نتسول، نقترض، نسرق لنجعل هؤلاء الناس يعطوننا إياه.
Buzu almak için bira fabrikalarına gitmek zorundaydık -- buzu almak için yalvar, ödünç al, çal.今は液体窒素を持参します
Caddelerimizde, evlerimizde, fabrikalarımızda... ...sürekli aynı sözcük duyuluyor.Beseda se sliši neprestano na naših ulicah... ...v naših domovih, v naših tovarnah in delavnicah. Revolucija!
Caddelerimizde, evlerimizde, fabrikalarımızda... ...sürekli aynı sözcük duyuluyor. Devrim!Kata yang terdengar diucapkan berulang-ulang di jalan,... ...di rumah kita, di pabrik dan bengkel kita.
Caddelerimizde, evlerimizde, fabrikalarımızda... ...sürekli aynı sözcük duyuluyor. Devrim!Μια λέξη ακουγεται επανειλημμένα στους δρόμους μας,... ...στα σπίτια μας, στα εργοστάσια στα εργαστήρια.
Caddelerimizde, evlerimizde, fabrikalarımızda... ...sürekli aynı sözcük duyuluyor.Neustále slyšíte jedno slovo v ulicích... V našich domovech, v továrnách a dílnách.
Caddelerimizde, evlerimizde, fabrikalarımızda... ...sürekli aynı sözcük duyuluyor.Słowo powtarzane na naszych ulicach... ...domach, fabrykach i naszych sklepach. Rewolucja!
Caddelerimizde, evlerimizde, fabrikalarımızda... ...sürekli aynı sözcük duyuluyor.Една дума се чува неколкократно по улиците... ...в нашите домове, в нашите заводи и на работа.
Dolayısıyla ihracat talebi azalırdı. Ve daha az ihracat, fabrikalarında daha az üretim anlamına gelirdi.Znížilo by to teda dopyt po exporte. so zníženým exportom by menej ľudí pracovalo v ich továrňach.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.A sertéstelepek sertések millióit hizlalják vágásra, gabona megy be, és szenny jön ki.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.Con granjas de cerdos engordando para ser abatidos, entran cereales, salen sedimentos.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.Dengan peternakan babi untuk penggemukan babi jutaan pembantaian, biji-bijian dan limbah pergi keluar.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.Med grisfarmar som göder miljoner av grisar för slakt, kommer spannmål in och avfall ut.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.Negli allevamenti ingrassiamo milioni di maiali per poi ucciderli. Entra grano ed escono rifiuti.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.W przypadku świń przeznaczonych na rzeź, dostarczamy zboża uzyskując zanieczyszczenia
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.Zaradi prašičjih farm, ki redijo milijone prašičev za zakol, noter gre žito in ven gredo odplake.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.С фермами борова, откармливающими миллионы свиней для резня, зерно входит, и трата выходит.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.כאשר מפעלי גידול חזירים מפטמים מליוני חזירים לשחיטה, תבואה נכנסת, וצואה יוצאת.
Dünyayı dinleyin, etrafımızda, her yerde gürültü var. Trafiğin gürültüsü, fabrikaların gürültüsü...Cominciamo ad ascoltare il mondo, c'è rumore ovunque attorno a noi: rumori di trasporto, rumori industriali.
Dünyayı dinleyin, etrafımızda, her yerde gürültü var. Trafiğin gürültüsü, fabrikaların gürültüsü...Începem să ascultăm lumea, sunt zgomote peste tot: industriale, de transport.
Dünyayı dinleyin, etrafımızda, her yerde gürültü var. Trafiğin gürültüsü, fabrikaların gürültüsü...Wsłuchując się w świat, wszędzie słyszymy hałas powodowany przez transport i przemysł.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod