fa ile cümle

fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kedi canlı bir fare ile oynuyordu.The cat was playing with a live mouse.
Kedi yakaladığı fareyi hırpalamaya başladı.The cat began to tear at the mouse it caught.
Bir kediyi öldürmenin birden fazla yolu var.There's more ways than one to kill a cat.
Yağmur ormanları dünyaya birçok faydalar sağlar.Rainforests provide the earth with many benefits.
Yaşlı olanlar genç olanlara göre her zaman daha fazla bilmiyorlar.The older ones do not always know more than the younger ones.
Onlar yıldan yıla daha fakirleşiyorlar.From year to year they were growing poorer.
Yetenek çalışanları teşvik etmede düşünülen tek faktördür.Ability is the only factor considered in promoting employees.
Beynimiz faaliyetlerimizi kontrol eder.Our brains control our activities.
Bir at çok faydalıdır.A horse is very useful.
Kutu çok ağırdı fakat onu taşımayı başardı.The box was heavy, but he managed to carry it.
Refahın sonsuza dek sürmeyeceğini fark etmelisin.You must realize that prosperity does not last forever.
Onun oldukça fazla kendine güveni var.He has a lot of confidence.
O kadar çok televizyon izlemeseydi, çalışmak için daha fazla zamanı olurdu.If he did not watch so much television, he would have more time for study.
Onun odadan ayrıldığını fark etmedim.I didn't notice when he left the room.
Şüphesiz onun yokluğunun farkındasın.You are doubtless aware of his absence.
Onun parayı kaybetmiş olduğunu fark ettim.It occurred to me that he must have lost the money.
O, evi özlediği için değil fakat parası kalmadığı için döndü.He came back not because he was homesick, but because he was running short of money.
Onun içeri gelişini fark ettin mi?Did you notice him coming in?
Onun odaya gizlice girdiğini fark ettim.I noticed him sneak into the room.
Onun beyzbol veya futbolu sevmesi benim için fark etmez.It makes no difference to me whether he likes baseball or football.
Faturayı ödemediği için suyu kestiler.They shut his water off because he didn't pay the bill.
Onunla yirmi yıldan daha fazla süredir samimiyim.I have been on friendly terms with him for more than twenty years.
Onunla tartışmanın faydası yok.It's no use arguing with him.
Onunla tartışmaya çalışmanın faydası yok.It is no use trying to argue with him.
Onun hakkında onu ikna etmeye çalışmanın faydası yok.It is no use trying to convince him of that.
Ona daha fazla katlanamam.I can't put up with him any longer.
Ona gitmemesini rica ettim, fakat yine de gitti.I asked him not to go, but he left all the same.
Ona tekrar rica etmenin faydası yok.It is no use asking him again.
Onunla İngilizce konuştum fakat kendimi ifade edemedim.I spoke to him in English, but I couldn't make myself understood.
Ondan yardım istemenin hiçbir faydası yok.There is no use in asking him for assistance.
Onu görmek için gittim fakat o dışarıdaydı.I went to see him, but he was out.
Ondan yardım istemenin faydası yok.It's no use asking him for help.
Ona telefon ettim fakat orada değildi.I called him up, but he wasn't there.
Japon edebiyatını ona tanıtmaya çalışmanın bir faydası yok.There is no point in trying to introduce Japanese literature to him.
Ona gereğinden fazla para verme.Don't give him more money than is necessary.
Onunla konuşmak faydasız.It is useless to talk to him.
Onunla konuşmanın faydası yok.It is no use talking with him.
Onun tavsiyelerinden hiçbiri faydalı değildi.None of his advice was very useful.
Onun düşüncesi bizimkinden oldukça farklı.His opinion is quite different from ours.
Onun fikri benimkinden farklı.His opinion is different from mine.
O varlıklı görünüyor fakat aslında değil.He looks wealthy, but actually he's not.
Onun dileği sonunda farkedildi.His wish was realized at last.
Onun fikri benimkinden çok farklı.His idea is very different from mine.
Görüşleri benimkinden çok farklı.His ideas are quite different from mine.
Onun fikirleri benimkilerden oldukça farklı.His ideas are quite different from mine.
Onun keşfinin değeri onun ölümünün sonrasına kadar fark edilmedi.The value of his discovery was not realized until after his death.
Onun yetenekleri çok mükemmeldi ve farklıydı.His abilities were very great and various.
Çok fazla sigara içmekten, dişleri sararmış.His teeth are yellow from smoking too much.
Onun bisikleti bundan farklıdır.His bicycle is different from this one.
Onun tavsiyesi faydasız.His advice is of no use.
Onun davranışına daha fazla dayanamam.I can't stand his behavior anymore.
Herkes onun yeni saç stilini fark etti.Everyone remarked on his new hairstyle.
Oğlu fabrikanın yönetimini devraldı.His son took on the management of the factory.
Onun tekliflerinin fazla olduğunu sanmıyorum.I don't think his proposals amount to much.
Onun cevabı benimkinden farklıdır.His answer is different from mine.
Onun yıllık geliri 100.000$'dan fazladır.His annual income is more than $100000.
Onun atı üç boy farkla kazandı.His horse won by three lengths.
Onun borç miktarı ödeyebileceğinden çok fazla.His debts amount to more than he can pay.
Onun kabalığına daha fazla dayanamam.I can't put up with his rudeness any more.
Onun ebeveynleri oğullarını üniversiteye gönderemeyecek kadar çok fakirdi.His parents were too poor to send their son to college.

İlgili Sayfalar