fa ile cümle
fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kayak yapmayı yüzmekten çok daha fazla severim.I like skiing much better than swimming.
Öğretmenime çok fazla saygı duyarım.I respect my teacher very much.
Bende bin yenden fazla yok.I have no more than one thousand yen.
Ben fakir bir denizciyim, bu yüzden tekneyle gezmekten hoşlanmıyorum.I am a poor sailor, so I don't like to travel by boat.
Kırsal yaşam beni çok fazla cezbediyor.Rural life appeals to me very much.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
İki saatten daha fazla bekledim.I waited more than two hours.
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazıldığını fark ettim.I noticed the sale prices were written in red ink.
Ben onun varlığının farkında değildim.I was not aware of his presence.
Ben onun faturayı hemen ödemesini istedim.I demanded that he pay the bill immediately.
Toplantıda onun yokluğunun farkında değildim.I was not aware of his absence from the meeting.
Onun terliklerimi giydiğini fark ettim.I noticed he was wearing my slippers.
Onun dışarı çıktığını farketmedim.I didn't notice him go out.
Otururken sırtını duvara yasladığını fark ettim.I noticed him sitting with his back against the wall.
Onunla şahsen tanışmadım fakat onu tanıyorum.I haven't met him in person, but I know of him.
Onu aradım fakat hat meşguldü.I called him, but the line was busy.
Ondan hoşlanıyorum fakat aynı zamanda ona gerçekten inanmıyorum.I like him, but at the same time I don't really trust him.
Onu şahsen tanırım fakat ismen değil.I know him by sight, but not by name.
Ben artık onun küstahlığına daha fazla dayanamam.I cannot stand his arrogance any longer.
Onun küstahlığına daha fazla dayanamam.I can't stand his arrogance any longer.
Odaları için onlara çok fazla para ödedim.I charged them too much money for their room.
Onun yeni gözlük taktığını fark ettim.I noticed that she was wearing new glasses.
Onun yeni bir şapka giydiğini fark ettim.I noticed she was wearing a new hat.
Onun odadan çıktığını farketmedim.I didn't notice her going out of the room.
Ona oyuncak bir kedi aldım fakat o bundan mutlu olmadı.I bought her a toy cat, but she wasn't happy with it.
Onu aramaya niyet etmiştim fakat aramayı unuttum.I meant to call her, but I forgot to.
Ona faizsiz 500 dolar borç verdim.I lent her 500 dollars free of interest.
Onun ofisini aradım fakat kimse cevap vermedi.I called her office, but no one answered.
Onun ellerinin titrediğini fark ettim.I noticed her hands shaking.
Yorgundum fakat uyuyamadım.I was tired, but I couldn't sleep.
Ben fakirim, oysa erkek kardeşlerim çok zengin.I am poor, whereas my brothers are very rich.
Fakir bir köylüden başka bir şey değilim.I am nothing but a poor peasant.
Ben fakirim.I'm poor.
Ben fakirim, ona gücüm yetmez.I, who am poor, cannot afford it.
Babamın fakir olmasından utanmıyorum.I'm not ashamed of my father being poor.
Soğuk algınlığımı atlatmam bir aydan daha fazla zamanımı aldı.It took me more than one month to get over my cold.
Yemek pişirmeye çok fazla ilgim yok.I don't have much interest in cooking.
Yanımda oturan bir adam tarafından yakından izlendiğimi fark ettim.I became aware of being closely observed by a man sitting next to me.
Kimse benden daha fazla ona hayran değildir.No one admires him more than I do.
Beni ikna etmeye çalışmanın faydası yok.It is no use trying to deceive me.
Bana oyun oynamaya çalışmanızın faydası yok.It is no use trying to play a trick on me.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağı bizim için bir farklılık yaratır.It makes a difference to us whether it rains tomorrow.
%5 faizle borç aldık.We borrowed at 5% interest.
Farklı düşünme tarzlarımız var.We have different ways of thinking.
Sermaye, toprak ve iş gücü üretiminin üç ana faktörüdür.Capital, land and labor are the three key factors of production.
Daha fazla söylememe koşullar izin vermiyor.Circumstances do not allow me to say any more.
Çok vaktim yok, bu yüzden bir fast-food restorana uğrayacağım.I don't have much time, so I'm going to drop in at a fast-food restaurant.
Saat farkıyla ilgili kötü bir durumum var.I've got a bad case of jet lag.
Seni bir dahaki sefere gördüğümde, oldukça farklı olacaksın.The next time that I see you, you will be quite different.
Gittikçe daha fazla kırlangıç görebiliriz.We can see more and more swallows.
Gittikçe daha fazla doktor yeni ilaçlar kullanmaya başladı.More and more physicians have begun to use the new medicines.
Kendine fazla güvenme.Don't be overconfident.
Otomobiller fabrikalarda yapılır.Automobiles are made in factories.
Eksikliklerimizin farkında olmalıyız.We should be conscious of our shortcomings.
Yapabileceğini düşündüğünden çok daha fazla okuyabilirsin.You can read a lot more than you think you can.
Hey! Scott! Faturamı öde!Hey! Scott! Pay my bill!
Affedersiniz fakat siz Dr. White değil misiniz?Excuse me, but aren't you Dr. White?
Gerçeği söylemek gerekirse, onu farketmedimTo tell the truth, I didn't notice it.
Öğrenme muhtemelen hemen hemen katıldığımız her faaliyette yer alır.Learning probably takes place in virtually every activity in which we take part.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.