fa ile cümle

fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Çok fazla kameram var.I have a lot of cameras.
1,000 yenden daha fazlasına sahip değilim.I had no more than 1,000 yen.
Ben en fazla üç dolar harcadım.I spent no more than three dollars.
Üç dolardan daha fazla harcamadım.I spent no more than three dollars.
Ben beş dolardan daha fazlasına sahip değilim.I had no more than five dollars.
Bana bakan birini fark ettim.I became aware of someone looking at me.
Ben peyniri, peynirli pastadan daha fazla severim.I like cheese, much more cheesecake.
Elimden geldiği kadar hızlı koştum fakat otobüsü kaçırdım.I ran as fast as I could, but I missed the bus.
Almanca okuyabilirim fakat konuşamam.I can read German, but I can't speak it.
Sanırım hangi yüzme kulübüne katılacağım farketmez.I guess it doesn't make any difference which swimming club I join.
Ben piyano çalamam fakat o çalabilir.I can't play the piano, but she can.
Fransızcayı severim fakat iyi konuşamam.I like French, but I cannot speak it well.
Bir dolma kalem aldım fakat onu kaybettim.I bought a pen, but I lost it.
Buna daha fazla katlanamam.I can't put up with this any longer.
Henry daha fazla bekleyemiyeceğini söyledi.Henry said that he couldn't wait any longer.
Onun davranışına daha fazla katlanamam.I can't put up with his behavior any longer.
Yanımda 1,000 yenden daha fazla yok.I have no more than 1,000 yen with me.
Yanımda yüz yenden daha fazla yok.I have no more than one hundred yen with me.
Badminton oynardım fakat artık oynamıyorum.I used to play badminton, but I don't anymore.
Şaraptan hoşlanmazdım fakat şimdi oldukça düşkünüm.I didn't use to like wine, but now I'm quite fond of it.
Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.I am looking at the matter from a different viewpoint.
Ben bir doktor değilim fakat bir öğretmenim.I am not a doctor, but a teacher.
Yağmur yağdığında kalçamın ağrıdığının farkındayım.I am aware that my hip aches when it rains.
Ben falıma baktırdım.I had my fortune told.
Ben bir sinema fanatiğiyim.I'm a movie fan.
İngilizceyi okuyabilirim fakat konuşamam.I can read English, but I can't speak it.
Onun bürosunu tekrar tekrar aradım fakat kimse cevap vermedi.I called his office again and again, but no one answered.
Yaz tatillerimin dörtte üçünden fazlasını seyahat ederek geçirdim.I spent more than three-quarters of my summer vacations traveling.
Onların evde kalmasını sağlamak için çok uğraştım fakat onlar beni dinlemeyi reddettiler.I tried hard to make them stay home, but they refused to listen to me.
Kira için haftada 50 dolardan daha fazla ödeyemem.I can pay no more than $50 a week for rent.
Okuldan ayrılır ayrılmaz okumanın önemini fark ettim.It wasn't until I left school that I realized the importance of study.
Ben bir öğrenciyim fakat o değil.I am a student, but he isn't.
İzlenildiğimin farkındaydım.I was aware of being watched.
Fark edilmeden onun arkasından geçtim.I passed behind him without being noticed.
Çok fazla paraya ihtiyacım var.I need money badly.
Ben şikâyet ettim fakat onlar bu kazağı geri almayı reddetti.I complained, but they refused to take this sweater back.
Etrafa bakındım fakat kimseyi görmedim.I looked around, but saw nobody.
Çağdaş müziği fazla beğenmediğimi kabul etmeliyim.I must admit I don't like much contemporary music.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Kaplana nişan aldım ve ateş ettim fakat onu ıskaladım.I aimed at the tiger and fired, but missed him.
Mutlu insanların ne kadar nadir olduğunu fark ettim.I realized how rare happy people were.
Gitmedim fakat evde kaldım.I didn't go, but stayed at home.
Gitmeye niyet ettim fakat unuttum.I intended to go, but forgot to.
Şu sıralar çok fazla sorunum var.I have a lot of problems at the moment.
Şu anda sigara içmiyorum fakat içerdim.I don't smoke now, but I used to.
Bugün daha fazla yapacak bir şeyim yok.I have nothing more to do today.
Zenginlik için fazla arzum yok.I don't have much desire for wealth.
Dün sekiz saatten fazla çalıştım.I worked more than eight hours yesterday.
Dün fazla mesai yapmak zorunda kaldım.I had to work overtime yesterday.
Üç liradan daha fazla param yok.I had no more than three pounds.
Benim yanımda şemsiyem vardı fakat arkadaşımın yoktu.I had an umbrella with me but my friend did not.
Yirmi yıldan daha fazla bir süredir belediye başkanıyla tanışıyoruz..I have been acquainted with the mayor for more than twenty years.
Kendim onun bilincinde değildim, fakat onun başarısını kıskanıyor olabilirim.I myself was not conscious of it, but I may have been jealous of his success.
Ben araba sürebilirim fakat Tom süremez.I can drive a car, but Tom can't.
Bir arabam yok fakat kız kardeşimin var.I don't have a car, but my sister does.
Önceleri onu sevmezdim fakat şimdi seviyorum.At first I did not like him, but now I do.
Küçükken yatağımı ıslatırdım fakat yedi yaşına gelmeden önce vazgeçtim.I used to wet the bed when I was small, but I grew out of it by the time I was seven.
Ben yatmaya gittikten sonra bile, salondaki seslerin farkındaydım.Even after I went to bed, I was conscious of the voices in the parlor.
Onun ağladığını fark ettiğimde yemek yemeye başladım.I had hardly started to eat when I noticed that she was crying.
Yüzmeyi severim fakat burada yüzmeyi sevmiyorum.I like swimming, but I don't like to swim here.

İlgili Sayfalar