fa ile cümle
fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Büyükannem bana istediğimden daha fazlasını verdi.My grandmother gave me more than I wanted.
Tasarruflarım o kadar küçük ki onlar çok fazla dayanmayacak.My savings are so small that they won't last much longer.
Benim önerim caddeler boyunca daha fazla ağaç ekilmesidir.My suggestion is for more trees to be planted along the streets.
Babam ve erkek kardeşim bu fabrikada çalışmaktadır.My father and my brother work in this factory.
Odamda fazla mobilya yok.There isn't much furniture in my room.
Fizik hakkında çok fazla bilgim yok.I don't have much knowledge of physics.
Kız kardeşim oğlu Jimmy benim favori yeğenimdir.My sister's son Jimmy is my favorite nephew.
Anladığım kadarıyla, bu iki deneyin ortak faktörleri yok.In my understanding, those two experiments do not have common factors.
On taneden fazla kitabım yok.I have no more than ten books.
Eve geldiğimde, benim bavullardan birinin kaybolduğunu fark ettim.When I got home, I realized that one of my suitcases had disappeared.
Bana bakan adamın farkında değildim.I was not conscious of a man looking at me.
Onun faturayı ödemesine itiraz ettim.I objected to his paying the bill.
Bir yıldan daha fazla bir süredir diyetteyim.I have been on a diet for more than a year.
Yirmi kişiyi partime davet ettim fakat onların hepsi gelmedi.I asked twenty people to my party but not all of them came.
En fazla beş yüz Yenim var.I've got no more than five hundred yen.
Senin ülken hakkında daha fazla şey bilmek istiyorum.I want to know more about your country.
Senin sahip olduğunun dört katı daha fazla CD'lerim var.I have four times more CDs than you do.
Sanırım daha fazla yemen gerekli.I think it necessary for you to eat more.
Benden çok daha fazla golf tutkunudur.He is much more of a golf enthusiast than I am.
Elimde fazla param yok.I do not have much money on hand.
Bütün isimlerini hatırladığım çok fazla insanla tanıştım.I met too many people to remember all their names.
Daha fazla yürüyemeyecek kadar yorgundum.I was too tired to walk any more.
Fazla şarap içmem.I don't drink much wine.
Çiçeklerle fazla ilgilenmem.I don't care for flowers very much.
Çevrede fazla bulunmadım.I have not been around much.
Kural olarak, geç kalkarım, ama bu sabah farklıydı.As a rule, I get up late, but this morning was different.
Farklı ülkelerden oyuncak bebekler toplarım.I collect dolls from different countries.
Ben çok şey denedim fakat yine de başarısız oldum.I tried many things but failed after all.
Yanımda çok fazla nakit taşımam.I don't carry much cash with me.
Bir kamera aldım fakat ertesi gün onu kaybettim.I bought a camera, but I lost it the next day.
Karaokeyi seviyorum fakat büyük bir şarkıcı değilim.I love karaoke, but I'm not much of a singer.
Ben günden güne çok fazla İngilizce çalıştım.I studied English very hard day after day.
Beş yıldan daha fazla bir süredir bu paltoyu giyiyorum.I have been wearing this overcoat for more than five years.
Sanırım bu sözlük yeni başlayanlar için faydalıdır.I think this dictionary useful for beginners.
Bu sihirbazlıktaki hileyi fark ettim.I was aware of the trick in this magic.
Bu tür içkiden fazla hoşlanmam.I do not much care for this kind of drink.
Ben bu kitapların ikisini de okudum fakat onlardan hiçbiri ilginç değil.I have read both of these books, but neither of them is interesting.
Şimdiye kadar ondan fazla yabancı ülkeye gittim.I have been to more than ten foreign countries so far.
Bunu dün bitirmeye niyet ettim fakat bitiremedim.I had intended to finish this yesterday, but I couldn't.
Bilgisayarlar hakkında çok fazla şey bilmiyorum.I don't know much about computers.
Jim'e kendini çok fazla içmekten dizginlemesini söyledim.I told Jim to restrain himself from drinking too much.
Sadece en fazla 100 dolar ödeyebilirim.I can only pay 100 dollars at most.
Partiye katılmak istedim fakat yapamadım.I wanted to take part in the party but I couldn't.
Onun konuşmasından çok fazla etkilendim.I was greatly impressed by the speech.
Hilenin farkında değildim.I was not aware of the trick.
Ben tehlikenin farkındaydım.I was aware of the danger.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.I was fully alive to the danger.
Ben makinenin faydası olmadığını anladım.I found that the machine was of no use.
Ben prensip olarak yasağa katılıyorum fakat uygulamada oldukça zor olacak.I agree with the ban in principle, but in practice it will be extremely difficult.
İşin 10.000 dolardan daha fazlaya mal olacağını tahmin ediyorum.I estimate that the work will cost more than $10,000.
Ben gerçeğin farkındaydım.I was aware of that fact.
Gerçeğin farkındayım.I am aware of the fact.
Belgeye bakmak üç saatten fazla zamanımı alacaktır.It will take me more than three hours to look over the document.
Adamın yüzünü hatırlıyorum fakat adını hatırlayamıyorum.I remember the man's face but I can't call his name to mind.
Cumartesi öğleden sonrayı tamamen çok fazla TV izleyerek geçirdim.I spent Saturday afternoon watching entirely too much TV.
Sorunların büyüklüğünü fark etmemiştim.I hadn't realized the magnitude of the problems.
Ben onun iyi bir kitap olduğunu düşünmüştüm fakat Jim başka türlü düşündü.I thought it was a good book, but Jim thought otherwise.
Bu ikisi arasındaki farkı açıklayamam.I can't explain the difference between those two.
Onların arasındaki farkı fark etmedim.I didn't realize the difference between them.
Genellikle saat altıda kalkarım, fakat dün sabah sekizde kalktım.As a rule I get up at six o'clock, but yesterday morning I got up at eight.