fa ile cümle
fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Sen yüzebilirsin fakat ben yüzemem.You can swim, but I can't swim.
Farkı göreceksin.You will see the difference.
Daha fazla dil bilgisi çalışmalısın.You must study grammar more.
Haklı olabilirsin, ama bizim çok az farklı bir görüşümüz var.You may be right, but we have a slightly different opinion.
Bu konuya farklı açılardan bakmalısın.You must view the matter from different angles.
Bu işte benden daha fazla uzman değilsin.You're not an expert at this job any more than I am.
Çok fazla kahve içiyorsun.You drink too much coffee.
Bir Amerikalı ve bir Kanadalı arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between an American and a Canadian?
Raporunuz çok fazla hata içeriyor.Your paper contains too many mistakes.
Senin cevabın benimkinden farklıdır.Your answer differs from mine.
Fakat senin yardımın için zamanında bitirmemeliydik.But for your help, we should not have finished in time.
Favori TV programın nedir?What is your favorite TV program?
Senin planın iyi fakat benimki daha iyi.Your plan is a good one, but mine is a better one.
Yardımın için sana çok fazla teşekkür edemeyiz.We cannot thank you too much for your help.
Favori TV starın kimdir?Who is your favorite TV star?
Senin fikrin onunkinden nasıl farklılık gösteriyor?How does your opinion differ from his?
Sizin fikriniz benimkinden oldukça farklı.Your opinion is quite different from mine.
Bir insan gibi yaşamanı daha fazla istiyorum.I want you to live more like a human being.
Sizin takımınız çok iyi fakat onlarınki en iyi.Your team is very good, but theirs is the best.
Senin düşüncenle onunki arasında bir farklılık var mı?Is there any difference between your idea and hers?
Direnmenizin faydası yok.It is no use your resisting.
Gidip gitmemen benim için fark etmez.It makes no difference to me whether you go or not.
Evlendiğinde ve çocukların olduğunda lafla peynir gemisi yürümediğini fark edeceksin.When you get married and have kids, you'll realize that actions speak louder than words.
Zengin ya da fakir olup olmaman benim için hiç fark etmez.It makes no difference to me whether you are rich or poor.
Senin bu kadar hasta olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that you were so ill.
Oraya ister taksiyle gidin, ister yayan gidin, fazla bir farkı yoktur.It will make little difference whether you go there by taxi or on foot.
Çok fazla aksiyon içermeyen filmlerde hep sıkılırım.I'm always bored with films that have little action.
Üzgünüm fakat o şimdi dışarıda.Sorry, but he is out now.
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
A ve B arasındaki fark nedir?What is the difference between A and B?
Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.Not a few people live to be over eighty.
Altmış beşten fazla Amerikalılar toplam nüfusun% 12.5'ini oluşturuyor.Americans who are over sixty-five make up 12.5% of the total population.
Beş yıl beklemek için çok fazla uzun.Five years is too long to wait.
Beş dolar'dan biraz fazla param var.I have little more than 5 dollars.
Öğrencilerin %40'ından daha fazlası üniversiteye gidiyor.More than 40 percent of the students go to university.
Üç kişi kazayla ilgili üç farklı açıklama yaptı.The three people gave three different accounts of the accident.
İki kez denedim fakat hiçbiri işe yaramadı.I tried twice, but neither try worked.
İki kişi ortaktır, fakat üç kişi kalabalıktır.Two's company, but three's a crowd.
İkisi arasında sadece marjinal bir fark var.There is only a marginal difference between the two.
İki fikir arasında çok fark yok.There is not much difference between the two opinions.
O, 25 yaşına kadar beş farklı ülkede yaşadı.By the age of 25, she had lived in five different countries.
20 kişiden fazla sipariş verirsek, fiyatta indirim yapıyor musunuz?If we place an order for more than 20 units, would you reduce the price?
Bu on bin yen'den daha fazlaya mal olacak.It will cost more than ten thousand yen.
Bir günde yiyebileceğimizden daha fazla elmamız var.We have more apples than we could eat in a day.
Bir hafta oldu fakat uyku düzensizliğinden hâlâ çekiyorum.It's been a week, but I'm still suffering from jet lag.
Bir haftadan fazla bir süredir seni bekliyorum.I've been waiting for you for over a week.
Bir saatten fazladır onları arıyorum.I've been looking for them for more than one hour.
Bir tanesine gücüm yeter fakat ikisine değil.I can afford one, but not both.
Bir aydan daha fazla bir süre Nagoya'da yaşadım.I lived for more than a month in Nagoya.
15 çeşitten fazla turta var.There are over 15 different kinds of pies.
Ekim ayında bir gün Sadako uyandığında annesinin ağladığını fark etti.One day in October, when Sadako awoke, she found her mother crying.
10 dolardan daha fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend more than $10.
" Evet bu," o devam etti, "faturaların tutulduğu yerdir.""So this," she went on, "is where the receipts are kept."
O, "Daha fazla hiçbir şey söylemeyeceğim çünkü bahaneler üretmekten nefret ederim" dedi.He said, "I will say nothing more, because I hate making excuses."
"Otuz dolar bu küçük oda için çok fazla" diye düşündü."Thirty dollars is a lot for that small room," he thought.
Spor sağlığınız için faydalıdır.Sport is good for your health.
Bu fabrika, otomobil parçaları üretmektedir.This factory manufactures automobile parts.
Bu fabrikanın üretimi % 20 oranında artmıştır.The output of this factory has increased by 20%.
Bu fabrikanın randımanı %20'ye kadar arttı.The output of this factory has increased by 20%.
Bu fabrika, CD çalarlar üretiyor.This factory produces CD players.