fa ile cümle
fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bayrak yarışında Yankiler fark atıyorlar.The Yankees are running away with the pennant race.
Kalabalıkta onu bulmaya çalışmanın faydası yok.It is of no use to try to find him in the crowd.
Erkek kardeşim okumaya öylesine dalmıştı ki odaya girdiğimde beni farketmedi.My brother was so absorbed in reading that he did not notice me when I entered the room.
Tarz güzel, ama farklı bir renginiz var mı?The style is nice, but do you have it in a different color?
Daha fazla deneyime sahip olduğunuzdan dolayı daha fazla bilgelik kazanırsınız.You get more wisdom as you have more experiences.
Onu planından vazgeçirmeye çalışmanın faydası yok.It is no use trying to talk him out of his plan.
Polis bir adamın gizlice içeri girdiğini fark etti.The policeman noticed a man sneak in.
Sanat bir lüks değil fakat bir gerekliliktir.Art is not a luxury, but a necessity.
Tiyatroda çok fazla seyirci vardı.There was a large audience in the theater.
Gittikçe daha fazla kadın evlendikten sonra çalışmaya devam ediyor.More and more women continue to work after marriage.
Gece ve gündüz kadar farklılar.They are as different as day and night.
Sağlığına daha fazla dikkat etmelisin?You should pay more attention to your health.
Sağlık mutluluk için önemli bir faktördür.Health is an important factor of happiness.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.It is not until you have lost your health that you realize its value.
Sağlığını kaybedene kadar onun değerini fark etmezsin.You don't realize its value until you have lost your health.
Bir köpek bir kediyi ve bir kedi bir fareyi kovalar.A dog runs after a cat, and the cat after a mouse.
Çalışma çok fazla enerji alır fakat bu çabaya değer.Study takes a lot of energy, but it is worth the effort.
O stajyerlere talimatları verdi fakat onlar talimatlarla ilgili karar veremediler.He gave instructions to the trainees, but they couldn't make heads or tails of them.
Sert oynamanın bir faydası yok.It's no use playing tough.
Akıllı bir kişi hatalarından faydalanır.A wise person profits by his mistakes.
Mikroskop ve teleskop arasındaki farklılığı biliyor musun?Do you know the difference between a microscope and a telescope?
Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.Subtle differences in tone discriminate the original from the copy.
Ciddi bir eğitim etkisi nedeniyle çocuk tamamen farklı bir kişi haline geldi.Due to severe educational influence the child became a wholly different person.
Biz şu anda daha fazla erkeğe ihtiyacımız yok.We need no more men at present.
Ortalama yetenekteki işçiler şu anda yılda 10.000 dolardan fazla kazanırlar.The average skilled workers now earn over $10,000 a year.
Biz, mevcut koşullar altında daha fazla fiyat indirimi teklif edemeyiz.We cannot offer a further price reduction under the current circumstances.
Modern arabalar birçok yönden eski olanlardan farklıdır.Modern cars differ from the early ones in many ways.
Söylemek ve yapmak iki farklı şeydir.Saying and doing are two different things.
Yanlış zamanda konuşulan bir söz iyilikten çok daha fazla zarar yapabilir.A word spoken at the wrong time can do very much more harm than good.
Her birey farklıdır.Each individual is different.
Eski yöntemlere sadık kalmaya çalışmanın bir faydası yok.It's no use trying to stick to the old ways.
Eski astronomlar takımyıldızları fark ettiler ve onlara isimler verdiler.Ancient astronomers noticed constellations and gave them names.
Yalnızlık ile izole edilmeyi birbirine karıştırmamak gerek. Bunlar iki farklı şey.We shouldn't confuse solitude with isolation. They are two separate things.
Gelecek hayatında faydalı olacak kitaplar oku.Read such books as will be useful in later life.
Bazı baskı hataları var fakat her şeyi hesaba katarsak iyi bir kitap.There are some misprints, but all in all, it's a good book.
Işık dalgaları uzayda ve farklı türde malzemelerde yolculuk ederler.Light waves travel through space and various kinds of materials.
Çok fazla ışık gözü incitir.Too much light hurts the eye.
Ne söylediğimiz ve ne demek istediğimiz genellikle oldukça farklıdır.What we say and what we mean are often quite different.
Çok fazla konuşuyorsun.You talk too much.
"Çok fazla konuşuyorsun." dedi."You talk too much," he said.
Fazla merak iyi değildir.Curiosity killed the cat.
Fabrikaya birçok işçi alındı.Many men were hired at the factory.
Fabrikada yangın haberi bir sansasyon yarattı.The news of the fire in the factory caused a sensation.
Fabrika atıkları bazen nehirlerimizi kirletir.Factory waste sometimes pollutes our rivers.
Onlar fabrikayı kapatmaya karar verdiler.They decided to shut down the factory.
Fabrika tam kapasite çalışıyor.The factory is running at full capacity.
Bir fabrika, bir yerleşim bölgesi için uygun değildir.A factory is not suitable for a residential district.
Fabrika on yıl önce kapatıldı.The factory was shut down ten years ago.
Fabrika üretimini azaltmak zorunda kaldı.The factory had to cut back its production.
Fabrikalar kömürden temiz bir yakıta geçmek için teşvik edilmiştir.Factories have been urged to switch from coal to a cleaner fuel.
Ben Hiroşima'lıyım fakat şimdi Tokyo'da yaşıyorum.I am from Hiroshima, but now I live in Tokyo.
Bana siyah çay ve yeşil çay arasındaki farkı tanımlayabilir misin?Can you describe to me the difference between black tea and green tea?
Çok fazla düşünüyorsun.You think too much.
Sanırım çok fazla endişeleniyorsun.I think you worry too much.
Oraya gitmek zorundayım fakat gitmeyeceğim.I ought to go there, but I won't.
Hatlar arasında daha fazla boşluk bırakın.Leave more space between the lines.
Konferansçı genel olarak Amerikan edebiyatı ve özellikle Faulkner hakkında konuştu.The lecturer spoke generally about American literature and specifically about Faulkner.
Biz yüksek faizle para ödünç aldık.We borrowed money at high interest.
Hayata şimdi daha farklı bakıyorum.I see life differently now.
Hayata artık daha farklı bakıyorum.I see life differently now.