fırtınayı ile cümle
fırtınayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Siyah bulutlar gelen gök gürültülü fırtınayı bildirdi.Black clouds announced the coming thunderstorm.
Yeni koalisyon hükümeti fırtınayı kazasız belasız atlatmaya çalışıyor.The new coalition government is trying to ride out the storm.
Sami ölümcül bir fırtınayı harekete geçirdi.Sami has set a deadly storm in motion.
Fırtınayı dinliyordum.I was listening to the storm.
Fırtınayı ani başlayan soğuk takip etti.The storm was followed by a cold snap.
Yunanistan'da ve Avrupa'da fırtınayı biz tetikledik, ama işimiz kolay değil.We have weathered the storm, in Greece and in Europe, but we remain challenged.
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".But I said, "But the storm won the Armada. The gods sent the storm."
O'nun gürleyişi fırtınayı haber verir, Sığırlar bile fırtına kopacağını bildirir.Its noise tells about him, and the livestock also concerning the storm that comes up.
Fırtınayı limanlığa çevirdi, Yatıştı dalgalar;He makes the storm a calm, so that its waves are still.
Allah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti.Which He sent to assail them for seven nights and eight days running.
Süleyman'a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik).And unto Solomon (We subdued) the wind in its raging.
Sırp kenti, vatandaşların ekonomik fırtınayı atlatmasına yardımcı oluyorSerbian town helps residents weather economic storm
Güçlü rüzgar kayması ve azalan deniz yüzeyi sıcaklıkları fırtınayı önemli ölçüde zayıflattı.Strong wind shear and decreasing sea surface temperatures significantly weakened the storm.
Ancak beklenmedik bir rüzgar fırtınayı Quduqa'da geri estirdiğinde büyülü hile geri tepti.But the magical ploy backfired when an unexpected wind blew the storm back at Quduqa.
Herodot bu fırtınayı tanrı iradesine bağlamaktadır.Las tormentas se asocian con la Ira de Dios.
Fırtınayı ani başlayan soğuk takip etti.بدأت الرياح تجزء العاصفة آنا تقريبا.
Kopacak fırtınayı bekliyordum.Spodziewał się potopu.
Kopacak fırtınayı bekliyordum.Vatukkatähden myrsky.
Joe Keller, o fırtınayı atlatıp tekrar zengin olur.Tämän kuultuaan Joe Keller murtuu ja tappaa itsensä.
Yaklaşan bir fırtınayı öngördükten sonra Max, kasabanın yok olmasını önlemek için sorumluluk alır.Sau khi nhìn thấy một cơn bão sẽ đến trong tương lai, Max cần phải ngăn chặn nó phá hủy thị trấn cô đang sống.
Yaklaşan bir fırtınayı öngördükten sonra Max, kasabanın yok olmasını önlemek için sorumluluk alır.在预见一场风暴即将到来后,麦克斯必须承担起责任,防止小镇遭受破坏。
Fırtınayı ani başlayan soğuk takip etti.在寒风下玛丽开始哭泣。
Joe Keller, o fırtınayı atlatıp tekrar zengin olur.陳秋菊此後勤儉治產,因而致富。
Yaklaşan bir fırtınayı öngördükten sonra Max, kasabanın yok olmasını önlemek için sorumluluk alır.폭풍의 접근을 예견한 뒤로 맥스는 자신의 동네를 파괴로부터 막아야 할 책임이 지워진다.
Joe Keller, o fırtınayı atlatıp tekrar zengin olur.이에 루크 스카이워커는 계략을 짠 뒤 자바 더 헛에게 찾아간다.
Kopacak fırtınayı bekliyordum.Sovhoosi keskasula oli Torma.
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Aber ich entgegnete: "Der Sturm hat die Armada gewonnen. Die Götter haben ihn geschickt."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".A ja powiedziałem: "Ale to sztorm pokonał Wielką Armadę. To bogowie zesłali sztorm."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Dar eu am spus: "Dar furtuna a cucerit Armada. Zeii au trimis furtuna."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Invece ho detto "La tempesta ha abbattuto l'Armada. Gli Dei hanno mandato la tempesta"
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Kata saya, "Tapi badailah yang memenangkan Armada." Para dewa yang mengirimkan badai."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".하지만 난 말했죠, "하지만 무적함대를 물리친 건 폭풍이야. 신들이 폭풍을 보내셨어."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Maar ik antwoordde: "De storm overwon de Armada. De goden stuurden de storm. "
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Mais j'ai dit "C'est la tempête qui a gagné l'Armada. Les dieux ont envoyé la tempête."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Mas eu disse: "Mas a tempestade venceu a Armada. "Os deuses enviaram a tempestade."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Men jeg sagde: "Jamen stormen vandt armadaen. Guderne sendte stormen".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Nhưng tôi nói: "Nhưng cơn bão thắng trận Armada. Các thần linh đã đem cơn bảo đến."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Yo dije: "La tormenta diezmó a la Armada. Los dioses enviaron la tormenta".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Αλλά εγώ είπα: "Αλλά η καταιγίδα νίκησε την Αρμάδα." Οι θεοί έστειλαν την καταιγίδα."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".А я відповів: "Непереможну армаду переміг шторм. Боги послали шторм".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".А я ответил: "Шторм победил Непобедимую армаду. Боги послали шторм".
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".Но аз казвам: Но бурята спечели срещу Армадата. Боговете изпратиха бурята."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".אבל אני אמרתי, "אבל הסערה ניצחה את הארמדה. האלים שלחו את הסערה"
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".ولكني قلت: "ولكن العاصفة هي التي ربحتها. والأرباب هم الذين أرسلوا العاصفة."
Ama ben dedim ki, "Armada'yı fırtına kazandı ve fırtınayı tanrılar gönderdiler".神々が嵐をもたらしたのです 私が何をしていたのわかりますか?
Erkeklerinin bu fırtınayı atlatıp evlerine sağ salim dönebileceğinden emin değiller, endişe içindeler.Kvůli bouři si nejsou jisté, že se jim vrátí zpět z moře.
Erkeklerinin bu fırtınayı atlatıp evlerine sağ salim dönebileceğinden emin değiller, endişe içindeler.Не са сигурни дали мъжете им ще успеят да се върнат.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Älä aliarvioi myrskyä, tulokas.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Förringa inte stormen, färsking.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Não minimizes a tempestade, novato.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Nie lekceważ zamieci, żółtodziobie.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Non sottovalutare la tempesta, pivello.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Ten cuidado con la tormenta, novato.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Undervurder ikke stormen, grønskolling.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Μην υποτιμάς τη θύελλα.
Fırtınayı hafife alma, çaylak.Не надо недооценивать бури, новичок.
Fırtınayı limanlığa çevirdi, Yatıştı dalgalar;(106:29) Он превращает бурю в тишину, и волны умолкают.
Fırtınayı limanlığa çevirdi, Yatıştı dalgalar;A oprit furtuna, a adus liniştea, şi valurile s'au potolit.
Fırtınayı limanlığa çevirdi, Yatıştı dalgalar;Badai yang mengamuk disuruh-Nya diam, ombak-ombak pun menjadi tenang
Fırtınayı limanlığa çevirdi, Yatıştı dalgalar;Él trae calma a la tempestad, y se apaciguan sus olas