fırsat ile cümle

fırsat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Biri kaçırılmış bir fırsattı.أحدهم كان فرصة ضائعة
Biri kaçırılmış bir fırsattı.しかし こういう人もいるでしょう
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.A jó az, hogy kétpárti, és esélyegyenlőséget teremt a korrupcióra.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Cette corruption comporte des bons côtés et des mauvais côtés. Le bon côté, c'est qu'elle est bipartite,
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Die gute ist, dass sie beide Parteien betrifft, Chancengleichheit in der Korruption.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Dobra: to system dwupartyjny, korupcja równych szans.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Het goede is onder andere dat het van twee partijen komt: gelijke-kansen-corruptie.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.좋은 소식은, 우리가 양당제라는 것입니다. 부패할 여지가 똑같이 있는 것이죠.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Kúsok dobrej správy je, že je to obojstranná korupcia s rovnakými možnosťami.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.La buona notizia è che è bipartisan, una corruzione con eguali opportunità.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Partea bună e că e bipartinică, e o corupție cu șanse egale.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Una buena es que es bipartidista, hay corrupción equiprobable.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Ας πούμε ότι τα καλά νέα είναι ότι η διαφθορά είναι διακομματική, έχουν όλοι ίσες ευκαιρίες στην διαφθορά.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Хорошая в том, что эта коррупция равных возможностей, от которой страдают и левые и правые.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Част от хубавата новина е, че това е бипартизъм, корупция с равни възможности.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.בשורה טובה קטנה אחת היא שהיא דו-מפלגתית, שחיתות שוות-הזדמנויות.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.احد الاخبار الجيدة هو الثنائية الحزبية, تكافئ الفرص في الفساد.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.これが超党派的で 機会均等の腐敗ということです 私たちリベラルが重要視する課題の 多くは議会を通りません
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Acum câteva săptămâni, am avut ocazia să merg în Arabia Saudită.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Beberapa minggu lalu, saya berkesempatan pergi ke Arab Saudi.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Enkele weken geleden kreeg ik de kans om naar Saoedi-Arabië te gaan.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Hace unas semanas tuve la oportunidad de ir a Arabia Saudita.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Kilka tygodni temu, miałem możliwość być w Arabii Saudyjskiej.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Pred niekoľkými týždňami som mal príležitosť ísť do Saudskej Arábie.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Qualche settimana fa, ho avuto l'opportunità di andare in Arabia Saudita.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Trong vài tuần vừa qua, tôi đã có cơ hội đến Saudi Arabia.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Vor einigen Wochen hatte ich die Möglichkeit, nach Saudi Arabien zu gehen.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Кілька тижнів тому, мені трапилась можливість відвідати Саудівську Аравію.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Несколько недель назад мне удалось посетить Саудовскую Аравию.
Birkaç hafta önce, Suudi Arabistan'a gitme fırsatım oldu.Преди няколко седмици имах възможността да отида до Саудитска Арабия.
Birkaç şahsi meselem olduğu için, bu arayı fırsat olarak değerlendiriyorum.Személyes ügyek elintézése miatt kihasználom az alkalmat a távozásra. Á, igazán.
Birkaç şahsi meselem olduğu için, bu arayı fırsat olarak değerlendiriyorum.Επειδή έχω κάποια προσωπικά ζητήματα να διευθετήσω, παίρνω την ευκαιρία να κάνω ένα διάλειμμα. Αχ, καλά . . .
Birkaç şahsi meselem olduğu için, bu arayı fırsat olarak değerlendiriyorum.بما انه لدي بعض الامور العائلية العالقة, فانا اغتنم الفرصة للحصول على اجازة ...اوه حسنا
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Eles olharam para uma situação. vêem um problema ou talvez uma oportunidade.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Họ thấy vấn đề cần giải quyết hay một cơ hội. Họ nghĩ ra nhiều giải pháp khác nhau cho vấn đề đó
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Ils voient un problème ou une opportunité.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.그들은 이 속에서 문제점을 발견하거나 혹은 기회를 엿보기도 합니다. 그들 앞에 놓인 일련의 상황들에 의해 제기되어진
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Ven un problema o tal vez ven una oportunidad.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Widzą problem albo szansę.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Ze zien een probleem of misschien een kans. Ze bedenken een oplossing voor het probleem.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Βλέπουν ένα πρόβλημα ή ίσως μια ευκαιρία.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Вони бачать проблему або можливість.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.Они видят некоторую проблему и, возможно, пути ее решения.
Bir problemle karşılaşırlar, veya bir fırsat görürler.فوجدوا مشكلةً، أو ربّما وجدوا فرصة. جاؤوا بمجموعة من
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.그리고 이건 전쟁 군인들의 얘기를 가감없이 얘기할 수 있는 일생일대의 기회라는 것을 깨달았습니다.
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.Me di cuenta de que era una oportunidad única en mi vida: Poder narrar la historia de un soldado en directo.
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.ותפשתי שזו הזדמנות של פעם בחיים לספר את סיפורו של לוחם תוך כדי התרחשותו.
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.و ادركت ايضا ان هذه فرصة تأتي مرة واحدة في الحياه لسرد قصة حياة محارب كما هي .
Bir savaşçının öyküsünü anlatmanın hayatta bir kere ele geçecek bir fırsat olduğunu düşündüm.またとない機会だとも気づきました その夜は興奮したまま眠りに就きました
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Daje wam niezliczone okazje, aby jakoś wznieść się na wyższy poziom.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Det erbjuder dit otaliga möjligheter att på något sätt, ta steget till högre mark.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Ele oferece a você inúmeras oportunidades para, de alguma forma, passar a um nível mais elevado.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Es bietet dir unzählige Möglichkeiten, um irgendwie...zu Höherem voranzuschreiten.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Il offre d'innombrables possibilités, pour en quelque sorte, s'élever à un niveau supérieur.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Ofrece innumerables oportunidades para, de alguna forma, subir a un terreno más elevado.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Ponuja nešteto priložnosti, da nekako stopimo na višja tla.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Számtalan lehetőséget kínál, hogy valamiképpen egy magasabb szintre léphess.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Она предлагает тебе бесчисленные возможности каким-то образом подняться на более высокий уровень.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...הוא מציע לך אינספור הזדמנויות שבהם יש איזושהי אפשרות לגדול.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...يوفر لكم فرص لا تحصى. بطريقة ما أن ... ترتقي إلى درجات أعلى.
İlgili Sayfalar