fırsat ile cümle
fırsat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Ver una oportunidad y decidir qué vas a hacer para tratar de aprovecharla.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Vezi o oportunitate, și decizi ce ai de gând să faci pentru a ajunge acolo.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Vidiš priložnost in se odločiš, da jo boš poskusil izkoristiti.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Vidíte príležitosť a rozhodnete sa ju skúsiť uchopiť.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Vidíte příležitost a rozhodnete se, že ji zkusíte polapit za pačesy.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Vous repérez une opportunité et vous décidez de ce que vous allez faire pour la saisir.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Βλέπει κανείς μια ευκαιρία, και αποφασίζει για το τι θα κάνει για να την αρπάξει.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Вам выпадает шанс и вы решаете, как использовать его.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Виждаш възможност и решаваш, какво ще направиш за да се възползваш от нея.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.Ми бачимо можливість і вирішуємо, що нам потрібно зробити для того, щоб скористатися нею.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.אתם רואים הזדמנות, ומחליטים מה לעשות כדי לנסות לנצל אותה.
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.حيث ترى فرصة سانحة أمامك .. وتقرر انك سوف تستغل تلك الفرصة
Bir fırsat görüyorsunuz ve onu elde etmek için ne yapacağınıza karar veriyorsunuz.それを掴むために これをやろうと決めること つまり 明日は今日より良くなると信じて
Bir fırsat var.C'è qualche possibilità.
Bir fırsat var.Der er muligheder.
Bir fırsat var.Det är möjligt.
Bir fırsat var.Existe la posibilidad de que sí.
Bir fırsat var.Existe uma possibilidade.
Bir fırsat var.Jest taka możliwość.
Bir fırsat var.Mahdollisesti.
Bir fırsat var.Είναι πιθανό.
Bir fırsat var.Есть такая возможность.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Aber eines Tages kam der perfekte Fall. Es war eine Gemüseverkäuferin, die vor ihrem Haus saß.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Ale pewnego dnia, dostaliśmy doskonałą sprawę - kobieta, sprzedawczyni warzyw, siedziała przed domem.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.A nekoč je prišel popoln primer, šlo je za prodajalko zelenjave, ki je sedela pred hišo.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Dar într-o zi a apărut cazul perfect: era o femeie care vindea zarzavat, stătea în faţa unei case.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.De azután egy szép napon jött a tökéletes eset, egy zöldségárus asszony, aki a ház előtt üldögélt.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.하지만 하루는 완벽한 사례가 나왔는데, 그것은 야채장수였던 한 여인이, 집의 바깥쪽에 앉아 있었습니다
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Maar op een dag kwam het perfecte geval. Het was een vrouw die groenten verkocht. Ze zat op straat.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Mas um dia, apareceu o caso perfeito. Era uma mulher que vendia legumes sentada do lado de fora de uma casa.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Men en dag kom den perfekte sag, og det var en kvinde, der var grøntsagssælger, hun sad uden for et hus.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Nhưng một ngày, một vụ hoàn hảo xảy ra, và đó là người đàn bà làm nghề bán rau, bà ấy ngồi ngoài một ngôi nhà.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Pero un día se dio el caso ideal. Fue una mujer que vendía verduras, sentada fuera de una casa.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Але якось трапилась справжня судова справа, і це була одна жінка, яка продавала овочі, вона сиділа біля дому.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Но един ден перфектното дело дойде, и то беше на жена, продавачка на зеленчуци, която стояла пред една къща.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Но однажды слушалось подходящее дело о женщине, продавщице овощей, которая сидела перед домом.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.אבל יום אחד המקרה המושלם הגיע, והוא היה אישה שהיתה מוכרת ירקות היא ישבה מחוץ לבית
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.حتى جاءت القضية المثالية، وقد كانت إمرأة تبيع الخضار، وكانت تجلس خارج منزلها
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.野菜の販売をしている女性が 家の外に座っていた時に なんらかの宝石を盗んだと思われる人が
Biri harika bir kariyerdi. Biri kaçırılmış bir fırsattı.Oto różnica między zawrotną karierą, a zmarnowaną szansą.
Biri harika bir kariyerdi. Biri kaçırılmış bir fırsattı.Pe una era o carieră extraordinară, iar pe cealaltă o oportunitate pierdută.
Biri harika bir kariyerdi. Biri kaçırılmış bir fırsattı.Příklad skvělé kariéry a zmařené příležitosti.
Biri harika bir kariyerdi. Biri kaçırılmış bir fırsattı.Единият имаше страхотна кариера, а другият - пропусната възможност.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.A outra era uma oportunidade perdida.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Bên kia là cơ hội bị bỏ lỡ.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Das andere eine versäumte Chance.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.De ander was een gemiste kans.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Det anden var en forspildt chance.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Druhé premeškaná šanca.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Egy elbaltázott lehetőség volt.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.하나는 기회를 놓친거였죠.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.La otra fue una oportunidad perdida.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.L'autre est une carrière manquée.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Nell'altro un'opportunità mancata.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Toinen oli menetetty mahdollisuus.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Yang satunya lagi adalah kesempatan yang disia-siakan.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Η άλλη ήταν μία χαμένη ευκαιρία.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Другое — упущенной возможностью.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.Оце була втрачена можливість.
Biri kaçırılmış bir fırsattı.ואחד מהם - הזדמנות שהוחמצה.
İlgili Sayfalar