fırsat ile cümle

fırsat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca,Komisyon düzenli olarak çeflitli a¤ oluflturma fırsatlarısunar.L’échangede bonnes pratiques est tout aussi régulier.
Ayrıca,Komisyon düzenli olarak çeflitli a¤ oluflturma fırsatlarısunar.Lisäksi komissio tarjoaa säännöllisesti runsaasti verkostoitumismahdollisuuksia.
Ayrıca,Komisyon düzenli olarak çeflitli a¤ oluflturma fırsatlarısunar.Poleg tega Komisija redno skrbi za širok spektermrežnih priložnosti.
Ayrıca,Komisyon düzenli olarak çeflitli a¤ oluflturma fırsatlarısunar.Εpiιpiλέον,η Εpiιτροpiή piαρέχει τακτικά piοικίλες ευκαιρίες δικτύωσης.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.A jistě, kdyby se byli na onu rozpomínali, z kteréž vyšli, měli dosti času zase se navrátiti.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.A keby boli mysleli na tú, z ktorej vyšli, boli by mali času vrátiť sa.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Als zij hadden gewild, zouden zij naar hun vroegere land hebben kunnen terugkeren.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.A wprawdzie, gdyby byli na onę pamiętali, z której byli wyszli, mieli dosyć czasu wrócić się zaś.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Dacă ar fi avut în vedere pe aceea din care ieşiseră, negreşit că ar fi avut vreme să se întoarcă în ea.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.E se, na verdade, se lembrassem daquela donde haviam saído, teriam oportunidade de voltar.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.És hogyha eszökbe jutott volna az, a melybõl kijöttek, volt volna idejök a visszatérésre.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.In ko bi se bili spominjali tiste, iz katere so bili izšli, bi bili imeli časa povrniti se.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.저희가 나온바 본향을 생각하였더면 돌아갈 기회가 있었으려니와
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Och om de hade menat det land som de hade gått ut ifrån, så hade de haft tillfälle att vända tillbaka dit.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.og dersom de hadde tenkt på det som de var kommet fra, da hadde de jo hatt tid til å vende tilbake;
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Og dersom de havde haft det, hvorfra de vare udgåede, i Tanker, havde de vel haft Tid til at vende tilbage;
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Pues si de veras se acordaran de la tierra de donde salieron, tendrían oportunidad de regresar
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Se avessero pensato a quella da cui erano usciti, avrebbero avuto possibilità di ritornarvi
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.S`ils avaient eu en vue celle d`où ils étaient sortis, ils auraient eu le temps d`y retourner.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Und zwar, wo sie das gemeint hätten, von welchem sie waren ausgezogen, hatten sie ja Zeit, wieder umzukehren.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Ví thử họ đã tưởng đến nơi quê hương mà mình từ đó đi ra, thì cũng có ngày trở lại,
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Ví_thử họ đã tưởng đến_nơi quê_hương mà mình từ đó đi ra , thì cũng có ngày trở_lại ,
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Και εαν μεν ενεθυμουντο εκεινην, εξ ης εξηλθον, ηθελον ευρει καιρον να επιστρεψωσι
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.И если бы они в мыслях имели то отечество , из которого вышли, то имели бы время возвратиться;
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.І справді, коли б ту памятали, з якої вийшли, мали б вони нагоду вернутись.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.С вяра Моисей, като стана на възраст, се отказа да се нарича син на фараоновата дъщеря
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.ואם היתה דעתם על הארץ ההיא אשר יצאו ממנה הלא היה בידם לשוב אליה׃
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.فلو ذكروا ذلك الذي خرجوا منه لكان لهم فرصة للرجوع.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.他 們 若 想 念 所 離 開 的 家 鄉 、 還 有 可 以 回 去 的 機 會
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.他 們 若 想念 所 離開 的 家鄉 、 還 有 可以 回去 的 機會
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.Az apáknak és lányaiknak is volt lehetősége fizikai érintkezésre, ami sokuknak nem volt megoldható egy ideje.
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.아버지와 딸은 심지어 서로 물리적인 접촉을 할 수 있는 기회를 경험했죠. 많은 사람들이 그 동안 가질 수 없던
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.Očetje in hčere so celo izkusili, kako je imeti fizičen stik, kar veliko izmed njih ni imelo dolgo časa.
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.Ojcowie i córki doświadczyli nawet fizycznej obecności drugiej osoby, czego wiele z nich od dawna nie zaznało.
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.Отцам и дочерям выпала возможность ощутить физическую связь, которой они не испытывали уже долгое время.
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.האבות והבנות אפילו חוו הזדמנות לקשר פיזי, משהו שלרבים מהם לא היה
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.حتى أن الآباء و بناتهم حصلوا على فرصة للقرب المكاني من بناتهم، و هذا شئ لم يحصل عليه الكثير منهم
Babalar ve kızları, bir çoğunun bir süredir tecrübe bile etmediği fiziksel bağlantı kurma fırsatı buldular.長い間できなかった 体と体のふれあいを 実現できたのです
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Assicurati di dirlo a papà. Sarà un montepremi!
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Beritahukanlah pada Ayah. Ini akan mendapat banyak sambutan hangat.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Erzähle Vater auf jeden Fall davon. Das wird DER Jackpot.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Fais en sorte de le dire à Papa. C'est le jackpot assuré.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Nhất định phải nói với ba. Sẽ thành công lớn đấy.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Sa ii spui tatei. Sunt sigur castigatoare!
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Var så säker å tala om det för pappa. Det kommer å vli en jackpot.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Vergeet het niet aan mijn vader te vertellen. Het zal een jackpot worden.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Vsekakor povej očetu. Pravi jackpot bodo.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Να τα δείξεις οπωσδήποτε στον μπαμπά. Θα είναι λαχείο.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.Обязательно расскажи папе. Будет настоящий джекпот.
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır..תוודא שאתה מספר לאבא שלי. זה יעשה קופה
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır..كن متأكدًا أن تخبر والدي، أنك ستربح الجائزة الكبرى
Babama mutlaka söyle.Bu büyük bir fırsat olacaktır.そうか?
Babam "Belki" dedi. Unutmayın, 10 yaşında - yani 34 yıl önce bu alanda fırsat gördüm.Portanto, aos 10 anos — há 34 anos — eu vi uma oportunidade naquela sucata.
Babam "Belki" dedi. Unutmayın, 10 yaşında - yani 34 yıl önce bu alanda fırsat gördüm.Спомнете си, на 10-годишна възраст... значи преди 34 години... виждах възможност в тези неща.
Bana da aynı şeye yapma fırsatını sunuyordu.Deci îmi oferea oportunitatea să fac acelaşi lucru.
Bana da aynı şeye yapma fırsatını sunuyordu.Donc il m'offrait la possibilité de faire la même chose.
Bana da aynı şeye yapma fırsatını sunuyordu.E estava a oferecer-me a oportunidade de fazer o mesmo.
Bana da aynı şeye yapma fırsatını sunuyordu.Er bot mir also die Gelegenheit an, dasselbe zu tun.
Bana da aynı şeye yapma fırsatını sunuyordu.Hij bood mij de kans om hetzelfde te doen.
Bana da aynı şeye yapma fırsatını sunuyordu.Jadi dia menawarkan saya kesempatan untuk melakukan hal yang sama.
İlgili Sayfalar