fırlat ile cümle
fırlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Daha bomba fırlatılmamıştı ve von Neumann teoriyi bir araya getirip bu makinayı yapıyordu.,ופון נוימן מחבר יחד את כל התיאוריה כדי ממש לבנות את הדבר הזה
Daha bomba fırlatılmamıştı ve von Neumann teoriyi bir araya getirip bu makinayı yapıyordu.وفون نيومن بدأ بجمع كل النظريات اللازمة لبناء هذا الشيء
Daha bomba fırlatılmamıştı ve von Neumann teoriyi bir araya getirip bu makinayı yapıyordu.理論に関しては
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Apoi, cu un gest de disperare, el rupt masca din fata si au aruncat-l pe pământ.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Aztán egy mozdulattal a kétségbeesés, s letépte a maszkot az ő arcát, és elhajította azt a földön.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Då, med en gest av desperation, han slet masken från ansiktet och kastade på marken.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Dan, met een gebaar van wanhoop, hij scheurde het masker van zijn gezicht en slingerde het op de grond.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Dann, mit einer Geste der Verzweiflung, er riss ihm die Maske vom Gesicht und schleuderte ihn auf den Boden.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Derefter med en gestus af desperation, han rev masken fra ansigtet og kastede det på jorden.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Kemudian, dengan sikap putus asa, dia merobek topeng dari wajahnya dan melemparkannya di tanah.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.그렇다면, 절망의 몸짓으로, 그는 그의 얼굴에서 마스크를 찢고 그것을 내던 졌 바닥에.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Następnie, w geście rozpaczy, że zerwał maskę z twarzy i rzucił na ziemię.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Pak, s gestem zoufalství, on strhl masku z tváře a mrštil jím na zem.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Poi, con un gesto di disperazione, strappò la maschera dal viso e lo scagliò a terra.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Potem, z gesto obupan, da je strgal masko z njegovega obraza in ga vrgel ob tla.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Potom, s gestom zúfalstva, on strhol masku z tváre a mrštil ním na zem.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Puis, avec un geste de désespoir, il arracha le masque de son visage et le jeta sur le sol.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Sau đó, với một cử chỉ tuyệt vọng, ông xé mặt nạ trên khuôn mặt của mình và ném nó trên mặt đất.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Sitten, ele hän epätoivoissaan repi naamio hänen kasvonsa ja heitti sen kun maa.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Στη συνέχεια, με μια κίνηση απελπισίας, ο έσχισε τη μάσκα από το πρόσωπό του και πέταξαν το επάνω στο έδαφος.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.След това, с един жест на отчаяние, той разкъса маската от лицето си и го хвърлил на земята.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Тогда, с жестом отчаяния, он сорвал маску с лица и швырнул его на землю.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Тоді, з жестом відчаю, він зірвав маску з обличчя і жбурнув його на землю.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.ואז, במחווה של ייאוש, הוא קרע את המסכה מעל פניו וזרק אותו על הקרקע.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.ثم ، مع لفتة من اليأس ، وقال انه مزق قناع من وجهه والقوا عليه على أرض الواقع.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.彼の顔からマスクを裂き、それを投げつける 地面に。 "あなたは正しい"と、彼は叫んだ。"私は王です。
Daha sonra patenci topu fırlatır.Ona ten míček hodí.
Daha sonra patenci topu fırlatır.היא זורקת את הכדור.
Daha sonra patenci topu fırlatır.وهي ترميها
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.bèn phóng Ða - vít , mà rằng : Ta sẽ đóng đinh nó nơi vách . Nhưng_Ða - vít tránh hai lần khỏi mũi giáo .
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.bèn phóng Ða-vít, mà rằng: Ta sẽ đóng đinh nó nơi vách. Nhưng Ða-vít tránh hai lần khỏi mũi giáo.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.Entonces Saúl arrojó la lanza pensando: "¡Clavaré a David en la pared!" Pero David le esquivó dos veces
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.És elhajítá Saul a dárdát, azt gondolván: Dávidot a falhoz szegezem; de Dávid két ízben is félrehajolt elõle.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.I cisnął Saul włócznią, mówiąc: Przebiję Dawida aż ku ścianie; ale się uchylił Dawid przed nim po dwa kroć.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.In Savel vrže sulico, meneč: Pribodem Davida k steni. David pa se mu izogne dvakrat.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.I vyhodil Saul kopí,řka: Prohodím Davida až do stěny. Ale David uhnul se jemu po dvakrát.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.그가 스스로 이르기를 내가 다윗을 벽에 박으리라 하고 그 창을 던졌으나 다윗이 그 앞에서 두 번 피하였더라
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.og kastede det i den Tanke: "Jeg vil spidde David til Væggen!" Men David undveg ham to Gange.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.Saul impugnò la lancia, pensando: «Inchioderò Davide al muro!». Ma Davide gli sfuggì davanti per due volte
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.und er schoß ihn und gedachte: Ich will David an die Wand spießen. David aber wandte sich zweimal von ihm.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.И бросил Саул копье, подумав: пригвожду Давидак стене; но Давид два раза уклонился от него.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.ויטל שאול את החנית ויאמר אכה בדוד ובקיר ויסב דוד מפניו פעמים׃
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.فاشرع شاول الرمح وقال اضرب داود حتى الى الحائط. فتحول داود من امامه مرتين.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.掃 羅 把 槍 一 掄 、 心 裡 說 、 我 要 將 大 衛 刺 透 、 釘 在 牆 上 。 大 衛 躲 避 他 兩 次
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.掃羅 把槍 一 掄 、 心裡說 、 我 要 將 大衛 刺透 、 釘 在 牆上 。 大衛 躲避 他 兩次
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.A tramp av hav stövlar hördes i posten, dörren slås upp, och i rullade en vild uppsättning av sjömän nog.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.A trampende af hav støvler blev hørt i den post, blev døren revet op, og i rullede en vild sæt af søfolk nok.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.A tramping mora topánky zaznela v zápise, dvere sa rozleteli, a vo valcované divoké súbor námorníkov dosť.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.A tramping moře boty zazněla v zápisu, dveře se rozlétly, a ve válcované divoké soubor námořníků dost.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.바다 장화 tramping이 항목에 들었었다 문을 열고 떨어져 그리고에 충분한 매리너스의 야생 집합을 압연.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.Топот сапог моря был слышен в записи; дверь распахнулась, и в прокат диких набор моряков достаточно.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.Тупіт чобіт моря було чути в запису; двері відчинилися, і в прокат диких набір моряків достатньо.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.מצעדם של מגפיים הים נשמע בערך, הדלת נפתחה לרווחה, וב התגלגל קבוצה פרועה של יורדי ים מספיק.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.十分な船員の野生のセットをロールバック。 彼らのシャギーウォッチコートで、そして羊毛inこもって自分の頭を持つ包ま
DH: Bu tarafa doğru fırlatalım.DH : 이쪽으로 뛰어 오르도록 하자고.
DH: Bu tarafa doğru fırlatalım.Să ne schimbăm locurile.
DH: Bu tarafa doğru fırlatalım.דן: בוא נמשיך.
DH: Bu tarafa doğru fırlatalım.دان هولزمان : دعني اذهب الى هناك
DH: Bu tarafa doğru fırlatalım.リチャードの人生を危険にさらした 自分たちの人生もそうするのが当然だ
Diğer sentora saldıran bir kaplana bir kaya parçasını fırlatmak üzere.Він підіймає руки, готовий кинути каменем в тигра, який нападає на іншого кентавра.
İlgili Sayfalar