fırlat ile cümle
fırlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?Quindi i files più "leggeri" non riescono a muoverla. Ma se è lei a spostarsi, travolge tutto!
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?Şi chestiile mai ușoare nu prea se mișcă. Şi dacă o arunc peste cele ușore, corect?
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?Takže lehčí věci tím vlastně moc nehýbají. Ale pokud je hodím na tyhle lehčí týpky, že?
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?Yang lebih ringan tidak akan membuatnya bergeming Tapi jika dilemparkan ke yang lebih ringan, demikian bukan?
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?Затова по-леките неща не се движат наистина. Но ако го хвърля по по-леките, а?
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?И более легкие объекты не могут сдвинуть ее. А если я брошу ее на эти более легкие малыши, что тогда?
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?הוא כבד יותר. אז הדברים הקלים לא באמת מזיזים אותו אבל אם אני זורק אותו על היותר קלים, אז?
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?في الحقيقة هي أثقل. لذا فالملفات الأخف لا يمكنها إزاحتها لكن اذا رميتها على الملفات الأخف، صحيح؟
Bu yüzden hafif şeyler gerçekten hareket etmiyor fakat hafif olanlara bunu fırlatırsam, tamam?でも、こいつを軽いやつらに投げつけると、どうなるでしょう? (笑い)
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Akkor megragadám a két táblát, és elhajítám a két kezembõl, és összetörém azokat a ti szemeitek láttára.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Allora afferrai le due tavole, le gettai con le mie mani e le spezzai sotto i vostri occhi
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Am apucat atunci cele două table, le-am aruncat din mînile mele, şi le-am sfărîmat subt ochii voştri.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Da faßte ich beide Tafeln und warf sie aus meinen Händen und zerbrach sie vor euren Augen
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Da greb jeg de to Tavler og kastede dem ud af mine Hænder og knuste dem for eders Øjne.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Entonces tomé las dos tablas, las arrojé de mis dos manos y las rompí delante de vuestros ojos
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Je saisis les deux tables, je les jetai de mes mains, et je les brisai sous vos yeux.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.내가 그 두 돌판을 내 두 손에서 들어 던져 너희의 목전에서 깨뜨렸었노라
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Maka di depan matamu kedua batu perjanjian itu saya banting sampai hancur berkeping-keping
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Peguei então das duas tábuas e, arrojando-as das minhas mãos, quebrei-as diante dos vossos olhos.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.pochytil som dve dosky a hodil som ich s oboch svojich rúk a rozbil som ich pred vašimi očami.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Pochytiv ty dvě dsky, povrhl jsem je z obou rukou svých, a polámal jsem je před očima vašima.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Så tok jeg og kastet fra mig begge tavlene som jeg hadde i mine hender, og slo dem i stykker for eders øine.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Silloin minä tartuin molempiin tauluihin ja heitin ne käsistäni ja murskasin ne teidän silmienne edessä.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Ta bèn nắm hai bảng đá , liệng ra khỏi tay , đập bể trước mặt các ngươi .
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Ta bèn nắm hai bảng đá, liệng ra khỏi tay, đập bể trước mặt các ngươi.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Tedaj zgrabim tisti plošči ter ju vržem iz rok, in razbil sem ju pred vašimi očmi.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Tedy wziąwszy ja one dwie tablice, porzuciłem je z obu rąk moich, a stłukłem je przed oczyma waszemi.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.και πιασας τας δυο πλακας, ερριψα αυτας απο των δυο χειρων μου και συνετριψα αυτας εμπροσθεν των οφθαλμων σας
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.и взял я обе скрижали, и бросил их из обеих рук своих, и разбил их пред глазами вашими.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.Тогава взех двете плочи та ги хвърлих из двете си ръце, и ги строших пред очите ви.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.ואתפש בשני הלחת ואשלכם מעל שתי ידי ואשברם לעיניכם׃
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.فاخذت اللوحين وطرحتهما من يديّ وكسّرتهما امام اعينكم.
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.我 就 把 那 兩 塊 版 從 我 手 中 扔 下 去 、 在 你 們 眼 前 摔 碎 了
Bu yüzden iki levhayı fırlatıp attım, gözünüzün önünde parçaladım.我 就 把 那 兩塊版從 我 手中 扔 下去 、 在 你 們眼前 摔 碎了
Çığlık atmayacak mısın? Bana yastık fırlatmayacak mısın?الن تصرخي طلبا للنجدة؟ الن تلقي بالوسادة علي؟
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.1989년에 쏘아 올려진 코비(COBE) 인공위성이 이러한 변화를 발견하였습니다.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.A fost satelitul COBE, lansat în 1989, şi am descoperit aceste mici variaţiuni.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Da war der COBE-Satellit, der 1989 gestartet wurde, mit dem wir diese Variationen entdeckt haben.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Dzięki satelicie COBE, wystrzelonemu w 1989 roku, odkryliśmy te nieregularności.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Először volt a COBE műhold, amelyet 1989-ben lőttek fel, ez fedezete fel a szabálytalanságokat.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Entonces estaba el satélite COBE, el cual fue lanzado en 1989, y descubrimos estas variaciones.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Er was de COBE satelliet, die in 1989 gelanceerd is, en toen ontdekten we deze variaties
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Fu dunque attraverso il satellite COBE, lanciato nel 1989, che potemmo scoprire queste variazioni.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Il y a eu le satellite COBE, qui a été lancé en 1989, et on a découvert ces variations.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Primeiro foi lançado o satélite COBE, em 1989, e assim descobrimos estas variações.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Υπήρχε ο δορυφόρος COBE, που εκτοξεύθηκε το 1989, και ανακαλύψαμε αυτές τις διακυμάνσεις.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.И така, имахме сателита COBE, изстрелян през 1989, и открихме тези отклонения.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.Спутник COBE был запущен в 1989, и мы обнаружили эти неоднородности.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.היה הלוויין קוב אשר שוגר בשנת 1989, וגילינו את הסטיות הללו.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.لذا فكان هناك قمر كوبي والذي دشن في 1989 وبه تم اكتشاف هذه الاختلافات.
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.この相違を発見したのです 2000年にはWMAP衛星が打ち上げられ
Çok geçmeden, bir mekanizma geliştirdi. Neredeyse mancınık gibi nesneleri fırlatabildiğiniz bir mekanizma.Het duurde niet lang of hij had een mechanisme bedacht, om voorwerpen te lanceren en in het rond te schieten.
Çünkü nükleer patlama enerjisi gönderiyorsunuz ve bir parça dinamiti fırlatmaktan farklı bu.당신은 단지 한개의 다이나마이트가 아닌 핵 폭발 에너지를 보내는 것이지요.
Çünkü nükleer patlama enerjisi gönderiyorsunuz ve bir parça dinamiti fırlatmaktan farklı bu.Wysyła się energię wybuchu jądrowego, nie jakiejś tam laski dynamitu, i wycelowuje się nią w statek.
Çünkü nükleer patlama enerjisi gönderiyorsunuz ve bir parça dinamiti fırlatmaktan farklı bu.כך שהאנרגיה של הפיצוץ האטומי -- לא כמו סתם מקל דינמיט,
Çünkü nükleer patlama enerjisi gönderiyorsunuz ve bir parça dinamiti fırlatmaktan farklı bu.لذا أنتم أرسلتم طاقة انفجار نووي -- وليس مجرد أصابع ديناميت،
Çünkü nükleer patlama enerjisi gönderiyorsunuz ve bir parça dinamiti fırlatmaktan farklı bu.単なる棒状のダイナマイトとは異なり これを宇宙船に向けるのです
Daha bomba fırlatılmamıştı ve von Neumann teoriyi bir araya getirip bu makinayı yapıyordu.Juin 1945.
Daha bomba fırlatılmamıştı ve von Neumann teoriyi bir araya getirip bu makinayı yapıyordu.La bomba no había sido lanzada aún, y von Neumann estaba organizando la teoría para construir esto,
Daha bomba fırlatılmamıştı ve von Neumann teoriyi bir araya getirip bu makinayı yapıyordu.von Neumann은 모든 이론을 종합해서 이것을 만들어 내게 됩니다.
İlgili Sayfalar