Ana içeriğe geç
Sözlük

fır ile cümle

fır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Biz büyük bir fırsat kaçırdık.We've missed a great opportunity.
Bu muhtemelen senin diş fırçan.That's probably your toothbrush.
O fırsat kayboldu.That opportunity has been lost.
Her fırsattan yararlanmaya çalışın.Try to profit from every opportunity.
Bir fırtına sırasında dağlara tırmanmak tehlikelidir.It's dangerous to climb mountains during a storm.
Bir fırtına sırasında bir dağa tırmanmak tehlikelidir.It's dangerous to climb a mountain during a storm.
Tom fırsatı olduğunda gitmeliydi.Tom should've left when he had the chance.
Uçağın fırtına nedeniyle uçamayacak olması mümkündür.It's possible that the airplane won't be able to fly due to the storm.
Ders fırtına nedeniyle iptal edildi.The class was canceled due to the storm.
Hava tahminine göre, bir fırtına geliyor.According to the weather forecast, a storm's coming.
Sen zaten kendi dişlerini fırçalamadın mı?Did you already brush your teeth?
Ben bazı fırsatları elde ettim.I've had some chances.
Tom pastayı fırına koydu.Tom put the cake in the oven.
Asla sahip olmadığım fırsatlara sahip olmanı istiyorum.I want you to have opportunities that I never had.
Bir fırtına avcısı olmak istiyorum.I want to be a storm chaser.
Çocuklarımın o fırsata sahip olmasını istiyorum.I want my children to have that opportunity.
Tom'un hâlâ fırsatları var.Tom still has opportunities.
Tom bir zamanlar bir fırında çalıştı.Tom once worked at a bakery.
Yeni bir diş fırçasına ihtiyacım var.I need a new toothbrush.
Pasta fırından çıkmaya hazır.The cake is ready to come out of the oven.
Pasta şimdi fırında ve yaklaşık on dakika içinde dışarı çıkmaya hazır olmalı.The cake is in the oven now and it should be ready to come out in about ten minutes.
Tom kendine yeni bir diş fırçası aldı.Tom bought himself a new toothbrush.
Ben fırtınanın dinmesini bekliyorum.I am waiting for the storm to blow over.
Gemi fırtınalı denizde battı.The ship foundered in the stormy sea.
Ben her zaman tatlı yedikten sonra dişlerimi fırçalarım.I always brush my teeth after eating sweets.
Günde en az iki kez dişlerinizi fırçalayın.Brush your teeth at least twice a day.
Jüpiter'in Büyük Kırmızı Leke'si dev bir fırtınadır.Jupiter's Great Red Spot is a giant storm.
Çin dünyanın ilk kuantum uydusunu fırlattı.China has launched the world's first quantum satellite.
Fırında bir kekim var.I have a cake in the oven.
Pizza, odun ateşli bir fırında pişti.The pizza was cooked in a wood-fired oven.
Tom'un arka bahçesinde bir pizza fırını var.Tom has a pizza oven in his backyard.
Pizzayı fırına koy.Put the pizza in the oven.
Pizzanın sıcak fırında pişirilmesi gerekir.Pizza needs to be cooked in a hot oven.
Gelen büyük bir fırtına var.There's a big storm coming.
Biz fırtınaya yakalandık.We got caught in the storm.
Acele etsek iyi olur yoksa biz kamp alanına ulaşmadan önce fırtınaya yakalanırız.We had better hurry or we'll be caught in the storm before we reach the camping site.
Fırında çalışan genç kadın güzeldir.The young woman who works at the bakery is pretty.
Fırın ne zaman açılıyor?When does the bakery open?
Tom çalılardan dışarı fırladı.Tom jumped out of the bushes.
Roket bu sabah fırlatıldı.The rocket was launched this morning.
Dişlerimi fırçaladım.I brushed my teeth.
Diş fırçası nerede?Where's the toothbrush?
Fırsat kesinlikle orada.The opportunity is definitely there.
Mary koltuğundan fırladı.Mary jumped out of her seat.
Mary, Kate'in saçını fırçaladı.Mary brushed Kate's hair.
Roket, fırlatma rampası üzerinde patladı.The rocket exploded on the launch pad.
Mary atını fırçaladı.Mary brushed her horse.
Mary atını fırçalıyor.Mary is brushing her horse.
Tom atını fırçaladı.Tom brushed his horse.
Fırtına bütün o gece şiddetle esmişti.The storm raged fiercely all that night.
Tom yataktan dışarı fırladı.Tom leapt out of bed.
Biri her gün dişlerini fırçalamalı.One should brush one's teeth every day.
Her öğünden sonra dişlerini fırçalamalısın.You should brush your teeth after every meal.
Evin arkasında ekmek pişirmek için bir tuğla fırın var.Behind the house there is a brick oven for baking bread.
O gece bir fırtına vardı.There was a storm that night.
Biz dişçiyi her ziyaret edişimizde eve yeni diş fırçaları ile geliriz.We come home with new toothbrushes every time we visit the dentist.
Fırtına bitkileri zarar verir.Maybe Tom has the right idea.
Fırtına bitkilere zarar verecek.The storm will damage the crops.
Fırtına muhtemelen ürünlere zarar verecek.The storm will likely damage the crops.
Bir sürü fırsatımız vardı.We had a lot of chances.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod