fırça ile cümle
fırça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom her gün dişlerini fırçalar.Tom brushes his teeth every day.
Ellerinde bir boya fırçası olan herkes bir ressam değildir.Not everyone who has a paintbrush in their hand is a painter.
Tom Mary'ye fırça çekti.Tom berated Mary.
Tom dişlerini gerektiği kadar sık fırçalamıyor.Tom doesn't brush his teeth as often as he should.
Arka dişlerimi fırçalamalıyım.I must brush my back teeth.
Git ve dişlerini fırçala.Go and brush your teeth.
Ne sıklıkla bir diş fırçası satın alıyorsun?How often do you buy a toothbrush?
Bana bir saç fırçası gerekiyor.I need a hairbrush.
Bir saç fırçasına ihtiyacım var.I need a hairbrush.
Bir diş fırçasına ihtiyacım var.I need a toothbrush.
Tom dişlerini fırçalamadan yattı.Tom went to bed without brushing his teeth.
Alüminyum dökümler tekrar fırçalanmalıdır.The aluminum castings must be brushed again.
Dişlerimi fırçalamam gerektiği kadar sık fırçalamıyorum.I don't brush my teeth as often as I should.
Tom pantolonuna bulaşan çamuru fırçayla temizledi.Tom brushed the dirt off his pants.
Diş fırçamı kullandın mı?Did you use my toothbrush?
Hangi diş fırçası benim?Which toothbrush is mine?
Tom kızının saçlarını fırçaladı.Tom brushed his daughter's hair.
Her yemekten sonra dişlerimi fırçalamaya çalışıyorum.I try to brush my teeth after every meal.
Dişlerimi fırçalamak istiyorum.I want to brush my teeth.
Dişlerimi fırçalamalıyım.I need to brush my teeth.
Mary yanlışlıkla Tom'un omzunu fırçaladı.Mary accidentally brushed Tom's shoulder.
Tom şapkasının karını fırçayla temizledi.Tom brushed the snow off his hat.
Tom dişlerini fırçalamak zorunda.Tom has to brush his teeth.
Sami dişlerini fırçalamak için banyoya gitti.Sami went to the bathroom to brush his teeth.
Dişlerini fırçala ve yatmaya git.Brush your teeth and go to bed.
Diş fırçanızı almayı hatırladınız mı?Did you remember to pack your toothbrush?
Her yemekten sonra dişlerini fırçalar mısın?Do you brush your teeth after every meal?
Tom fırça yedi.Tom was scolded.
Tom bunu yapmadığım için fırçaladı beni.Tom got on my case for not doing that.
Dişlerimi fırçalamayı hep unutuyorum.I forget to brush my teeth all of the time.
Tom her sabah dişlerini fırçalamadan ağzını yağ ile çalkalar.Tom does oil pulling every morning before brushing his teeth.
Tom her sabah dişlerini fırçalamadan önce yağ çekme yapıyor.Tom does oil pulling every morning before brushing his teeth.
Tom çocuklarına dişlerini fırçalamasını söyledi.Tom told his children to brush their teeth.
Onun fırçası çok ağırıma gitti.I was deeply offended by his scolding.
Diş fırçamı bulamıyorum.I can't find my toothbrush.
Her zaman dişlerini fırçala.Always brush your teeth.
Dişlerini hep fırçala.Always brush your teeth.
Dişlerinizi fırçalarken diş etlerinizde kanama oluyor mu?Do your gums bleed when you brush your teeth?
Git de dişlerini fırçala hemen.Go brush your teeth now.
Diş fırçalamak dişleri çürümeye karşı korumaya yardımcı olur.Brushing the teeth helps protect against dental caries.
Felix yemek yedi ve dişlerini fırçaladı.Felix ate and brush his teeth.
Felix yemek yiyip dişlerini fırçaladı.Felix ate and brush his teeth.
Lukas, Rima'ya dişlerini fırçalamasını tavsiye etti.Lukas advised Rima to brush her teeth.
Dişlerimi günde üç kez fırçalarım.He sheds his skin 3 times a year.
(Bu sert fırçalamayla veya sert bir diş fırçası kullanılmasıyla da oluşabilir.)(This may also be caused by heavy-handed brushing or with a stiff tooth brush.)
Bu tipte bir diş aşınmasının başka bir yaygın sebebi diş fırçalarken aşırı kuvvet uygulamaktır.A common source of this type of tooth wear is excessive force when using a toothbrush.
Koyu renkleri ve ağır fırça darbeleri bir tehdit hissi uyandırır.Its dark palette and heavy brushstrokes convey a sense of menace.
Ayrıca, 2300mAh çıkarılabilir bir pil ve pil kapısının fırçalanmış metal görünümü bulunuyor.It further features a 2300mAh removable battery and a brushed-metal look of the battery door.
Nazlı'nın beyaz elbisesinde fırça darbeleri rahatlığı dikkat çekicidir.There he sees Krystyna naked drying off.
Halitozis Diş fırçası Diş ipi Want Some Life Saving Advice?GSSAPI offers a data-security layer.
Arkasındaki sarı fırça darbeleri güneşi andırır.Yellow brush strokes behind him are evocative of the sun.
Fırçalar farklı boyutlarda üretilir ve farklı amaçlar için kullanılır.Brushes come in many sizes and are used for different purposes.
Fillo genellikle bir dolgu etrafına sarılır ve pişirme öncesi tereyağı ile fırçalanır.The phyllo is generally wrapped around a filling and brushed with butter before baking.
Yayılan fırça deşarjının enerjisi yüksek ve tehlikelidir.Propagating brush discharge is high in energy and dangerous.
Hinault, sık olarak tıraş fırçası gibi görünen saç bandı takardı.Colbert often wore a hair shirt of coarse horsehair as a penitential practice.
[fırçanın kanvas üzerindeki sesi][sound of brush against canvas]
[fırçanın kanvas üzerinde sürtünme sesi] [İç geçirir.][sound of brush scraping against canvas] [sighs]
Onun son bakış anne üzerinde fırçalanmış artık tamamen uyuyordu.His last glimpse brushed over the mother who was now completely asleep.
Daha sonra sadece bu ortatonu birazcık karıştırmak için 28 numaralı fırçamı alıyorum.Then taking my number twenty eight brush just blending out that midtone.
Dudak fırçamı alıyorum ve dudak kalemini dağıtıyorum.Going to take my lip brush and I'm going to blend out that lip pencil.