fındık ile cümle
fındık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Temel geçim kaynağı fındıktır.Lakin arazinin geniş olmaması sebebiyle yeterli değildir.Đất của chúng ta đủ rộng lớn, vì vậy đừng lo lắng.
Kupula içerisinde 1-3 kadar fındıksı meyve bulunur.Quả hạch chứa một hạch có 1–3 hạt.
Monte, sütlü krema, fındık ve çikolata karışımından elde edilen bir tatlıdır.Monte là một món đồ tráng miệng với sự kết hợp của kem sữa, quả phỉ và sô cô la.
Yerleşim alanları ve çevreleri fındık bahçeleriyle kaplıdır.Khu vực giữa và quanh các là này là các vườn nho.
Kupula içerisinde 1-3 kadar fındıksı meyve bulunur.果実は液果で種子が1-3個含まれる。
Ünlü Küçük Fındık içmeleri bu mahallenin önemli gelir kaynaklarından biridir.酒造で有名な宮水はそうした伏流水の一つである。
Şimdilerde fındık tarlaları yaygınlaşmıştır.現在は広大な水田地帯が広がっている。
Özellikle fındık hasadı yoğun olarak yapılmaktadır.卵白が入っているので、特に強くシェイクする必要がある。
Eski fındık yetişme alanlarıdır.施設育ちの孤児。
Kısa süre sonra grubun yeni singleı Fındık Kadar internet üzerinde yayınlandı.後にネット局の一部で、単独の特別番組として一挙放送された。
Hilary altı, ablası Haylie Duff sekiz yaşındayken bu ikili San Antonio'da Fındıkkıran Balesi'nde rol aldı.希拉蕊六歲時,和和姐姐海莉·達夫(Haylie Duff)在聖安東尼奧參加了哥倫布芭蕾舞團的芭蕾舞《胡桃夾子》演出。
Kollarında Fındıkkıran ile uykuya dalar.在夢境中化身為手臂。
Daha çok fındık yetiştirilir.但雜交產生的種子更多。
Ağustos ayı içinde Çaybaşı'na fındık toplamak amacı ile ilçe dışından nüfus gelir.8月开设南风餐厅,联络海外同志。
Bilhassa findik yetistirilir!한마디로 조선시대의 이단아!
Özellikle fındık üretimi başı çeker.특히 과일의 씨앗을 꺼내기 쉽다.
Bademlisi, fındıklısı, karışık kurutulmuş meyvelisi olmak üzere birçok çeşidi bulunur.흙 속에는 수많은 종류와 양(量)의 씨앗들이 있다.
Biri fındık yemekten hoşlanıyor ve diğeri hala bir erkek bulmaya çalışıyor."אנחנו מאוד אוהבים את הצליל החי, ואנחנו רוצים מפיק שיוכל לתפוס אותו."
Nemli yapısı fındık yetiştirlmesine uygundur.ההיפופוטם מיטיב להתרבות בשביה.
Fındık önemli geçim kaynaklarının başında gelmektedir.הם הורגים את הטרף על ידי מקורם הגדול.
Fındık üretimi bunların başında gelir.הזרעים רק מתחילים להתפתח בתוכם.
Fındık bahçeleri genel olarak yamaçlarda değil düzlüklerdedir.וברוב המקרים הכשל יהיה בבטון ולא בציפוי.
Son zamanlarda findik üretimi başlamıştır.לאחרונה, הותחל בפיתוח של תעשיית המזון.
Fındık, en önemli geçim kaynağıdır.מימן הוא היסוד הקל ביותר.
Fındık bahçeleri mahallenin yaklaşık %80'ini kaplar.Градината в големия двор, заема около 80% от площта ѝ.
Artvin endüstri yoğun bir şehir değildir. çay ve fındık fabrikaları mevcuttur.Версай никога не е бил индустриален град, въпреки че там има няколко химически и хранително-вкусови фабрики.
Fakat bu yetistiricilik findik haricinde ticari bir ozellik tasimamaktadir.Освен творчески, този проект е и социален.
Mahallede kalan nüfusun çoğunluğu emekli olup fındık ve bahçe işleriyle uğraşmaktadır.Малкото останали жители на селото са пенсионери и се занимават предимно с градинарство.
Fındık üretimi, geçmiş yıllara oranla giderek artmaktadır.Добивът на въглища непрекъснато се повишава в продължение на няколко десетилетия.
Acara'nın çay, fındık, narenciye ve tütün yetiştirmek için iyi imkânları vardır.Аджария е подходяща земя за отглеждане на чай, цитрусови плодове и тютюн.
Yaklaşık 150 yıl önce de "Değirmendere Fındığı" diye meşhur olan taze fındık yetiştirilmeye başlanmıştır.В абатството вече повече от 130 години се произвежда известното полутвърдо сирене „Трапист“.
En bilindik adet, insanların dişleri ile fındık kırmasıdır.Най-лесно е производството на ЗК с прави зъби.
Kendisini fındık taciri olarak göstermişti.Мене той ме познаваше като търновец.
Yerleşim alanları ve çevreleri fındık bahçeleriyle kaplıdır.Животът и дейността в тях е организирана около дворци.
Süt, çikolata ve fındıktan yapılan bir tatlıdır.To je desert napravljen od mlijeka, čokolade i lješnjaka.
Monte, sütlü krema, fındık ve çikolata karışımından elde edilen bir tatlıdır.Monte je desert s kombinacijom kreme od mlijeka, lješnjaka i čokolade.
Bir çotanakta 1-6 arası fındık tanesi olabilir.U tom slučaju idemo do onog 1:1 omjera.
Fındık en çok üretilen tarım ürünüdür.Poljoprivreda je ovdje najzastupljenija gospodarska grana.
Köyün, adını, Fındıklı ilçesindeki en büyük düzlüklere sahip olmasından ötürü aldığı düşünülmektedir.Ova planina je najvjerojatnije dobila ime zbog svoje veličine - golema.
Balıkçılık ve fındık üretimi yapılmaktadır.Rozlišuje sa rybárstvo morské a sladkovodné.
"Fındıkla başladı, teknede Avrupa'nın en iyisi oldu".Toho času patrila k najlepším plavkyniam v Európe.
Bu bir fındık faresi değil bir insan bile olabilir.Už to nie je vodná víla, ale človek.
(Fındıklı semtin diğer kısmı Pürtelaş mahallesindedir.)(Jedinou výnimkou je súbor zabudovaných skríň v spálni).
Kendisini fındık taciri olarak göstermişti.Bol narodený ako Ošer Zarickij.
Ek olarak her ailenin fındık bahçesi vardır.A nakoniec, všetky komunitné záhrady majú svoju štruktúru.
Kollarında Fındıkkıran ile uykuya dalar.Zaspi s Hrestačem v naročju.
Monte, sütlü krema, fındık ve çikolata karışımından elde edilen bir tatlıdır.Monte je sladica iz kombinacije mlečne kreme, lešnikov in čokolade.
Süt, çikolata ve fındıktan yapılan bir tatlıdır.Je sladica iz mleka, čokolade in lešnikov.
Özellikle yaz aylarında fındık yetiştiriciliği yapılmaktadır.Predvsem poleti so priljubljene enolončnice brez mesa.
Tarım olarak bölgede fındık üretimi yapılır.Kot taka lahko v urbanih območjih omogoči pridelavo hrane.
Fındık dışında yapılan tarımın ekonomik bir değeri yoktur.Beloplavuti golobček nima ekonomske vrednosti.
İlçe yerleşkesinin büyük kısmını fındık bahçeleri kaplamaktadır.Njegovi pobudi dolguje Wachau večino značilnih sadnih dreves.
"FARKLI FINDIK ÇEŞİTLERİNDE FINDIK KURDUNUN (Curculio nucum COL.: Curculionidae) ZARAR ORANI"."V" stiki in groba lica v ravnem robu, Giulio Romano za svojo hišo v Mantovi.]]
Clara’nın Fındıkkıran için döktüğü gözyaşları onu canlandırır.Klara joka za svojim mrtvim Hrestačem, njene solze pa ga obudijo v življenje.
Daha sonra ağabeyiyle birlikte fındık ihracatına başlamıştır.Kmalu se je skupaj s starejšo sestro začela udeleževati tekmovanj.
Sadece fındık.Samo Simčič.
Fındık başlıca gelir kaynaklarındandır.Malūnas Šaltinis Šaltinis
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Mergaitė užaugo tetos namuose.
Sade veya fındık unu ile karıştırılarak yenir.Nugara gelsva ar rausva su tamsiu atspalviu.
Fındıkkıran Balesi ilk defa 1892 yılında Sankt-Peterburg'da Mariinski Tiyatrosu'nda sahneye konmuştur.Pirmą kartą baletas pristatytas Mariinsky teatre Sankt Peterburge 1892 metų gruodžio 18 dieną.