Üç gemiyle çıkıp gelen Phokaialının kendilerine eziyet etmesine katlanmak istemediler.La cosa che non sapevano è che tre Marines vi si erano trincerati.
Daha belirli olarak, eziyet korkusuna yol açan bir kuruntuya işaret etmek için kullanılır.Ad esempio, occorre riconoscere i comportamenti che indicano dolore.
Hristiyanların eziyet görmelerine engel oldu.I cristiani erano ostinati nella loro inadempienza.
Onu kıskanan aman vermez kral Herakles'e eziyet etmekten hoşlanmaktadır.È pelato e detesta Rei Kuon.
Ben onlara eziyet etmiyorum.Я их не мучаю.
Hayvanlara eziyet etmeye bir son ver.Перестань мучить животное.
Okulda öğrencilere yapılanları gördükten sonra, onlara karşı yapılan eziyetlere karşı mücadele eder.После того, как ученики узнают о том, кто она такая, они начинают относиться к ней с опаской.
Halka da birçok eziyetlerde bulundular.ذكر اختلاف الناس في الحمق.
Çocuklara eziyetin pek çok biçimi vardır.يوجد العديد من الأسباب لعمى الأطفال.
Sağ tarafta ise Cehennem'e gidecekler yer almakta ve şeytanlar tarafından eziyet görmektedir.Eles sofrerão por seus pecados no inferno até depois do Milênio, quando ressuscitarão.
Her bölümde bir kedi ve farenin birbirlerine türlü eziyetler yaşatması gösterilmektedir.Em cada estado e território, existe um catálogo de espécies ameaçadas.
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.Volgens de Verenigde Naties zijn de Rohingya één van de meest vervolgde minderheden ter wereld.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Gevangenen werden niet zelden gemarteld.
Jimmy'ye eziyet eder.Jim verdenkt hem.
Yasal olarak cezalandırılabilmelerine rağmen (gerçekte) nadiren eziyet edilirdi.Jednak jedynie najniżsi rangą, spośród nich, zostali skazani i to za względnie niegroźne przestępstwa.
Çocuklara eziyeti önlemek için birçok ülkede özel yasalar çıkarılmıştır.Niemal w każdym kraju na świecie obowiązują przepisy mające na celu zapobieganie pracy dzieci.
Cehennemden, ebedi eziyet yeri değil, sadece bütün insanların girdiği mezar anlaşılmalıdır.Piekło oznacza po prostu grób, a nie miejsce wiecznych cierpień.
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.Enligt FN är rohingyafolket en av världens mest förföljda folkgrupper.
Bu eziyetlerden dolayı, Meksika ile kurmaya çalıştığı ticaret anlaşmaları geri çevrilmiştir.Kvůli těmto omezením byly obchodní dohody s Mexikem, které se pokoušel uzavřít, odmítnuty.
Koğuşta Zehra'ya eziyet etmeyen üç kişiden biridir.Una dintre probleme era cea a jucătorilor care nu sunt angajați la siloz.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Ekkor ismét kezdetét vette a keresztények, s kisebb mértékben a zsidók üldözése.
Bu eziyetlerden dolayı, Meksika ile kurmaya çalıştığı ticaret anlaşmaları geri çevrilmiştir.Näiden vainojen takia kauppasopimukset Meksikon kanssa, joiden parissa Hamakura oli uurastanut, kiellettiin.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Ulkopuolista tukea juutalaiset saivat vain harvoin.
Jin olanlardan kendisini sorumlu tutar ve bir daha uyumamak için kendisine eziyet eder.Jin ryntää halaamaan Sunia ja lupaa etteivät he enää koskaan ole erossa.
Çocuklara eziyet, çocuklara yönelik bedensel saldırı ya da zihinsel ve duygusal incitmeye verilen addır.Heitä on lapsena pahoinpidelty ruumiillisesti tai henkisesti tai käytetty seksuaalisesti hyväksi.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Εξαπέλυσε διωγμό εναντίον τους καθώς και κατά των Εβραίων, σε μικρότερο όμως βαθμό.
Stan bir Yahudi olup bu sebeple Henry tarafından eziyete maruz kalmaktadır.Είναι Εβραίος και διώκεται από τον Χένρι Μπάουερς για αυτόν τον λόγο.
Anlatıldığına göre burada Hıristiyanlara eziyet uygulamıştır.Λέγεται ότι ασπάσθηκε τον Χριστιανισμό.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Han forfulgte nu de kristne og til en vis grad også jøderne.
Yasal olarak cezalandırılabilmelerine rağmen (gerçekte) nadiren eziyet edilirdi.Karena itulah, ia dapat mempersiapkan pembuatan hukum, namun sedikit yang diciptakan.
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.Theo Liên Hiệp Quốc, các Rohingya là một trong những dân tộc thiểu số của thế giới bị ngược đãi nhất.
Tüm bunların yanında çok acı veren yakılma ve eziyet içeren cezalar da bulunuyordu.Xung quanh vụ việc này cũng có khá nhiều cái chết thương tâm do mắc phải sự lừa phỉnh.
Sağ tarafta ise Cehennem'e gidecekler yer almakta ve şeytanlar tarafından eziyet görmektedir.鶴見地獄や八幡地獄に比べると知名度は著しく低い。
Halka da birçok eziyetlerde bulundular.また多くの住民が負傷した。
Hristiyanların eziyet görmelerine engel oldu.あなたたち皆がキリストの苦しみを考慮できるようにしなさい。
Sitopati Yunanca "kytos" (boş hücre, oyuk) ve "pathos" (acı, eziyet) kelimelerinden türemiştir.パターンレースの日本語訳が「重賞競走(毎年“重ねて”施行されることから)」である。
Jimmy'ye eziyet eder.ジムにひとめぼれする。
Dorabella tek başına bırakılmanın bir eziyet olduğundan şikayete başlar.Dorothyが脱退したため活動休止になる。
Eşcinselliğinden dolayı eziyete tabi tutulmuş bütün gey ve lezbiyenlerin anısına kurulmuştur.同性愛であることを理由に迫害された全てのゲイおよびレズビアンを追悼するために作られた。
Sağ tarafta ise Cehennem'e gidecekler yer almakta ve şeytanlar tarafından eziyet görmektedir.在信奉伊斯蘭教的部落裡,蠍子被認為是與地獄有關的動物,被視為是惡魔及惡靈的化身。
Yasal olarak cezalandırılabilmelerine rağmen (gerçekte) nadiren eziyet edilirdi.源休因赏赐太少,心里常对朝廷怀怨。
Hristiyanların eziyet görmelerine engel oldu.基督徒應當效法他們的榜樣。
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.按照聯合國的説法,羅興亞人是世界上受到迫害最嚴重的少數民族之一。
Yasal olarak cezalandırılabilmelerine rağmen (gerçekte) nadiren eziyet edilirdi.고법지인(苦法智忍)은 줄여서 고법인(苦法忍)이라고도 한다.
Sağ tarafta ise Cehennem'e gidecekler yer almakta ve şeytanlar tarafından eziyet görmektedir.이후로, 너희는 권좌의 오른쪽에 앉아 있고 하늘의 구름을 타고 오는 사람의 아들을 보게 될 것이다.""
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.그리고 아시리아인과 그보다 적은 유대인들의 기독교를 탄압하였다.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.יהודים מבקרים בו לעיתים רחוקות.
Anlatıldığına göre burada Hıristiyanlara eziyet uygulamıştır.Izraz su rabili vjerojatno rani kršćani.
Oldukça eziyetli bir iştir.Je to dosť primitívna práca.
Onu kıskanan aman vermez kral Herakles'e eziyet etmekten hoşlanmaktadır.Sam veš, da kralj ne greši, ko besni proti celemu Kanaanu.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Po to jis persekiojo krikščionis ir, ne taip aršiai, žydus.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Enne seda olid nad kristlased ja vähesel määral ka judaistid.
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...Aber der Schmerz, die Umstände, stets daran zu denken, nicht zu vergessen es bei längeren
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...그러나 여러분이 긴 여행을 갈 때, 주의를 기울여야 하고, 지갑에 그것을 넣어야 하는 그 고통, 그 불편함.
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...אבל הכאב, חוסר הנוחות, לזכור לשים את זה בארנק כשאתם יוצאים לנסיעה ארוכה,
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...ولكن الألم ، وعدم الراحة ، ، مع إيلاء الاهتمام ، و التذكر لوضعها في حقيبتك عندما تذهب في رحلة طويلة ،
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...皆さんが長旅にでるとき 注意を払い バンドバックにそれを入れるのを覚えていても 日々の暮しがあり 問題になります
[Aşırı eziyetli]ESTREMA SOFFERENZA
[Aşırı eziyetli][Extreem leed]
[Aşırı eziyetli][ Extrémní utrpení ]