Ana içeriğe geç
Sözlük

ezgi ile cümle

ezgi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.Trong các người ca hát có Ê-li-a-síp; trong những người giữ cửa có Sa-lum, Tê-lem, và U-ri.
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.Trong các người ca_hát có Ê - li-a-síp ; trong những người giữ cửa có Sa-lum , Tê-lem , và U-ri .
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.unter den sängern: Eljasib; unter den Torhütern: Sallum, Telem und Uri.
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.Van de zangers alleen Eljasib. Van de poortwachters: Sallum, Telem en Uri.
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.Veisaajia: Eljasib. Ovenvartijoita: Sallum, Telem ja Uuri.
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.zo spevákov Eljašib a z vrátnych Šallum, Telem a Úri,
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.Z zpěváků pak Eliasib, a z vrátných Sallum, Telem a Uri.
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.Και εκ των ψαλτωδων, Ελιασειβ και εκ των θυρωρων, Σαλλουμ και Τελεμ και Ουρει.
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.и из певцов: Елияшив; и из привратников: Шаллум, Телем и Урий;
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.От певците, Елиасив; и от вратарите: Селум, Телем и Урий,
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.ומן המשררים אלישיב ומן השערים שלם וטלם ואורי׃
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.ومن المغنين الياشيب. ومن البوابين شلوم وطالم واوري.
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.歌 唱 的 人 中 、 有 以 利 亞 實 。 守 門 的 人 中 、 有 沙 龍 、 提 聯 、 烏 利
Ezgicilerden: Elyaşiv. Tapınak kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.歌唱 的 人 中 、 有 以利 亞實 。 守門 的 人 中 、 有 沙龍 、 提聯 、 烏利
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;A speváci Héman, Azaf a Étan, s medenými cymbalmi, boli nato, aby dali čuť hudbu a spev.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;A śpiewacy Heman, Asaf, i Etan na cymbałach miedzianych głośno grali.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Assim os cantores Hemã, Asafe e Etã se faziam ouvir com címbalos de bronze;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Cîntăreţii Heman, Asaf şi Etan aveau ţimbale de aramă, ca să sune din ele.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Denn Heman, Asaph und Ethan waren Sänger mit ehernen Zimbeln, hell zu klingen;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Éneklõk: Hémán, Asáf és Etán, réz czimbalmokkal, hogy zengedezzenek;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;I cantori Eman, Asaf ed Etan usavano cembali di bronzo per il loro suono squillante
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;in sicer pevce, Hemana, Asafa in Etana, da glasno godejo na medene cimbale;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Ja veisaajista oli Heemanin, Aasafin ja Eetanin soitettava vaskikymbaaleilla,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;노래하는 자 헤만과 아삽과 에단은 놋제금을 크게 치는 자요
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Les chantres Héman, Asaph et Éthan avaient des cymbales d`airain, pour les faire retentir.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Los músicos Hemán, Asaf y Eitán hacían sonar címbalos de bronce
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Nebo zpěváci Héman, Azaf a Etan hrali hlasitě na cymbálích měděných,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Những người hát xướng, là Hê-man, A-sáp, và Ê-than, dùng những chập chỏa đồng, đặng vang dầy lên;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Những người hát_xướng , là Hê-man , A-sáp , và Ê - than , dùng những chập chỏa đồng , đặng vang dầy lên ;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Och sångarna, Heman, Asaf och Etan, skulle slå kopparcymbaler.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Sangerne Heman, Asaf og Etan skulde slå på kobbercymbler;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Sangerne Heman, Asaf og Etan skulde spille på Kobbercymbler,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Ουτως οι ψαλτωδοι, Αιμαν, Ασαφ και Εθαν, διωρισθησαν δια να ηχωσι με κυμβαλα χαλκινα
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Еман, Асаф и Ефан играли громко на медных кимвалах,
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;Така певците Еман, Асаф и Етан се определиха да дрънкат с медни кимвали;
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;והמשררים הימן אסף ואיתן במצלתים נחשת להשמיע׃
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;والمغنون هيمان وآساف وايثان بصنوج نحاس للتسميع.
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;這 樣 、 派 歌 唱 的 希 幔 、 亞 薩 、 以 探 、 敲 銅 鈸 、 大 發 響 聲
Ezgicilerden Heman, Asaf, Etan tunç zil;這樣 、 派 歌唱 的 希幔 、 亞薩 、 以 探 、 敲銅鈸 、 大 發響聲
Ezgi de Berkay'dan üç kat daha yaşlı. . . . .탈리아의 나이는 3 곱하기 자레드의 나이입니다 당신이 구구단을 알고 있다면 쉽게 계산할 수 있을 것입니다 구구단은 수학에서 아주 중요한 것입니다
Ezgi de Berkay'dan üç kat daha yaşlı. . . . .九九の表を覚えていれば,簡単ですね. 九九の表は数学では,本当に(大切な)ものの1つです. あなたは九九の表を何度も上から下へと おさらいすべきです.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Chẳng còn vừa uống rượu vừa hát nữa ; những tay ghiền rượu cho rượu_mạnh là cay_đắng .
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Chẳng còn vừa uống rượu vừa hát nữa; những tay ghiền rượu cho rượu mạnh là cay đắng.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.De blijdschap van wijn en zang zijn niet meer; de sterke drank geeft een bittere smaak in de mond.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.De drikker ej Vin under Sang, besk smager den stærke Drik.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.De drikker ikke lenger vin under sang; besk er den sterke drikk for dem som drikker den.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Ei laulaen viiniä juoda, väkijuoma käy karvaaksi juojillensa.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Énekléssel nem isznak bort; keserû a részegítõ ital az ívónak;
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Já não bebem vinho ao som das canções; a bebida forte é amarga para os que a bebem.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.노래하며 포도주를 마시지 못하고 독주는 그 마시는 자에게 쓰게될 것이며
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Man singt nicht mehr beim Weintrinken, und gutes Getränk ist bitter denen, die es trinken.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Nebudou píti vína s prozpěvováním, zhořkne opojný nápoj pitelům jeho.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Nebudú piť vína pri speve; zhorkne opojný nápoj tým, ktorí ho pijú.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Nie będą pić wina z śpiewaniem; gorzki będzie napój mocny pijącym go.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.No beben el vino con canción; el licor es amargo a los que lo beben
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Non si beve più il vino tra i canti, la bevanda inebriante è amara per chi la beve
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Nu se mai cîntă cînd se bea vin, şi băuturile tari li se par amare celor ce le beau.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.On ne boit plus de vin en chantant; Les liqueurs fortes sont amères au buveur.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.S petjem ne bodo več pili vina, grenela bo opojna pijača njim, ki jo pijo.
Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.Tak ada lagi yang minum anggur dengan bernyanyi, tak ada lagi yang menikmati lezatnya minuman keras
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod