eylem ile cümle
eylem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1915'te küçük de olsa yer yer eylemler yapılıyordu.In 1915 vonden dergelijke kleinere aanvallen regelmatig plaats.
Burada bir problemin pozisyonundan diğer problem pozisyonuna geçişteki eyleme 'hamle denmektedir.Een andere optie is het "probleem van het lijden" in een breder perspectief te plaatsen.
Siyasi olduğu açık olan bu eylem basında tepki topladı.In de politiek werd ontstemd gereageerd op de onthulling.
Bu denklem kütlenin eylemsizlikle nasıl ilişkili olduğunu göstermektedir.Hij lijkt intuïtief te begrijpen hoe dingen werken.
Stalin bu tarz eylemlere açıkça karşı çıkıyordu.Stalin was hier fel op tegen.
Eylemsizlik başka bir şeye bağlı olmalıdır.Maar het herbakken heeft ergens anders mee te maken.
Âlem-i şemsin ahvalini tasvir etmekle bir hurdebînî böceğin kalbini teşrih eylemek edebiyatça müsavidir .Hoe hoger het hart, hoe lager de ziel. (uit het Fries) Hoogmoed is het kenmerk van een dwaas.
“How to Do Things With Words” (Söz- eylem kuramı) Austin’in asıl eseridir.De oorsprong van het begrip ligt in het werk How to Do Things With Words van John Austin.
Bir eylem sonucunda oluşan Karma’nın niteliğini, o eylemi yapmanın temelindeki amaç (Cetana) belirler.Karma wordt vooral bepaald door de intentie die de actie motiveert.
Terör eylemi nedeniyle hüküm giyenler.Ze waren bestemd voor terreuracties.
Acil eylem (urgent actions) : 1973 yılında uygulamaya konmuştur.Doordenkertjes voor elke dag (1973) Moet je doen!
Eylem, üstünde cereyan ettiği yerin şekline göre biçim almakta ve buna göre şekillenmektedir.Het organisme reageert op dit veld zoals het dit ervaart en waarneemt.
Söz konusu eylemlerin mutlaka "kasten" işlenmesi gerekmemektedir.Deze acties mogen echter niet zonder meer als "straf" worden beschouwd.
1985'e kadar terör eylemlerinin azalmasına rağmen, cinayetlerin çoğu çözülememiştir.Maar door de sterke daling van de energieprijzen in 1985 werden de meeste onderzoeken stopgezet.
Buna göre, insanın ne geleceği ne de kendi eylemlerini belirlemeye gücü yetmez.Dit betekent niet dat mensen niet weten wat zij willen of hun eigen keuzes niet kunnen maken.
Fuller'ın bir eylemciye göre oldukça çenebaz olduğunu söyledi.Volgens ooggetuigen was Farquhar een matig acteur.
Kavram ile “şeyler”, söz ile eylem arasındaki ilişki nedir?Wat is de overeenkomst / het verschil in betekenis tussen de woorden bedrijf en concern?
2014 - Türkiye'de Kobani eylemleri başladı.Daar vochten zij mee tegen IS tijdens de Slag om Kobani in 2014.
Allah'a ait eylem de "kesb" değil, kesbe bağlı "halk"tır.Zij dienen niet als ‘geestelijkheid’, die het bahá'í-geloof niet kent.
Protesto eylemleri Recavi serbest bırakılana kadar devam etti.Alle activiteiten dienden te worden stilgelegd tot na de bevrijding.
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.De tevredenheid wordt zelfs veroordeeld als misdrijf…
Defin eylemi ölüm gerçekleştikten sonra en kısa zamanda icra edilmelidir.Deze wordt zo spoedig mogelijk na het overlijden verzonden.
MLSPB'ye katıldı ve örgütün düzenlediği pek çok eylemde yer aldı.Hij betoonde zich zeer actief in de NSB waarvoor hij diverse functies vervulde.
Bu eylem Fransa ve İngiltere’de hukuki ve siyasi iki sorun yaratmıştır.Deze verwildering heeft in Spanje en Frankrijk problemen veroorzaakt.
Eylemleri de somut olaylar etrafında bu ilkeler için düzenlenmektedir.Dit boek is rondom de bovenstaande gebeurtenissen gesitueerd.
Türkçedeki başlıca yardımcı fiiller etmek, eylemek, olmak, kılmak ve yapmak'tır.De belangrijkste Nederlandse hulpwerkwoorden zijn: hoeven, kunnen, moeten, mogen en willen.
1906 ve 1907'de çeşitli şiddet eylemlerinde bulundu.Uiteindelijk raakte men het eens, in 1906 en 1907 maakte men werk van de onteigeningsprocedures.
Ancak, 1996'da radikal Arnavutlar Kosova Kurtuluş Ordusu'nu kurarak silahlı eylemlere başladılar.In 1996 nam het Kosovaarse Bevrijdingsleger de wapens op.
Eyleme ise "1 Mayıs Harekâtı" ismini verdi.Het optreden werd door NME 'het optreden van het jaar' genoemd.
Lenin, bu ilkeyi "Tartışmada özgürlük, eylemde birlik"" şeklinde özetlemiştir.Lenin zelf vat democratisch centralisme samen als "vrijheid van discussie en kritiek, eenheid in actie."
Yaklaşık 12 saat süren rehin alma eylemi kansız sona erdi.De gijzeling duurde van begin tot einde ongeveer twaalf uur.
Tanrı, insanların bütün düşüncelerini ve eylemlerini bilir.God weet het uiteindelijke oordeel over ieder mens al van tevoren.
Bundan sonra öğrenci ve işçi eylemlerinin hızı azalır.Na WOII verdwijnen deze 'arbeidersstudenten'.
Hurûfi akımı bir sıra eylemle başkentteki sosyal barışa aksi etkiler yapmıştı.De Haagse Dierentuin kreeg zo onbedoeld een extra sociaal nut voor de Haagse samenleving.
Engels buraya bir delege olarak katıldı ve eylem stratejisinin geliştirilmesine öncülük etti.Engels trad hierbij op als vertegenwoordiger en had veel invloed op de ontwikkelde strategie van de bond.
Aynı zamanda siyasi eylemlerini de sürdürdü.Hij ontwikkelde ook politieke activiteiten.
Her şüpheli eylemi hemen rapor et.Rapporteer elke verdachte activiteit onmiddellijk.
Ben bu tür eylemlere taraftar değilim.Ik ben geen voorstander van dit soort acties.
Mairead Corrigan (27 Ocak 1944), Kuzey İrlandalı bir barış eylemcisidir.Mairead Corrigan (ur. 27 stycznia 1944 w Belfaście) - działaczka pokojowa Irlandii Północnej.
FEMEN eylemleri buna örnek gösterilebilir.Mistyka kobiet ukazuje tego przykłady.
Aynı zamanda siyasi eylemlerini de sürdürdü.Kontynuował jednocześnie swoją aktywność polityczną.
Konferansın ana sonucu Viyana Deklarasyonu ve Eylem Programının kabul edilmesi olmuştur.Dokument przyjęty przez uczestniczki i uczestników konferencji to Deklaracja wiedeńska i Program działania.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Był także gorącym orędownikiem praw kobiet.
İsrail, katliamı durdurmak için hiçbir eylemde bulunmadı.Izrael nie zdecydował się na uderzenie odwetowe.
Protesto eylemleri Recavi serbest bırakılana kadar devam etti.Organizacja zapowiedziała kontynuowanie działań zbrojnych do czasu jego uwolnienia.
Aslında bu eylemimiz yeni aksiyonumuz bir yerde tepkiydi.Dawało to sposobność działalności na nowych terenach.
Bu direniş hareketi sabotaj eylemleri şeklinde gerçekleşti.W okresie wojny brał udział w akcjach sabotażowych ruchu oporu.
Askeri eylemler duracaktır.Incydenty zbrojne ustały.
1979 yılında grev dalgaları ve eylemleri yoğunlaştı.W 1905 strajki rolne i demonstracje.
Bu koşullar, öncelikli şart olarak eylemlerin icra edilmesini gerektirir.Niestety wydarzenia zmuszają ich do negocjowania warunków wyjścia.
Tanpınar, geçmişe güncelin penceresinden bakarak bir inşa eyleminde bulunmuştur.Admirał przeważnie obserwował z okna odbywający się apel.
Glükagonun eylem mekanizması içinde β-alıcılar yer almaz.Mechanizm działania glukagonu nie obejmuje receptorów β.
Bununla birlikte evi ve kilisesi, eylemlerine misilleme olarak dinamitlendi.Władze i duchowieństwo były jednak rozczarowane jego wystąpieniem.
Eylemleri daima “özgürlük” amacında olmalıydı.W istocie wymagają oni czegoś więcej od "wolnej woli".
Ancak, sivilleri hedef alan eylemlerini terör olarak nitelendiriyoruz.Za ataki na cywilów obarczono terrorystów.
Bir ihlal oluştuğunda eylem hemen durdurulmalıdır.Po dokonaniu zamówienia transakcja zostaje natychmiast wykonana.
Meksika Ulusal Eylem Partisi (PAN) üyesidir.W Meksyku założono Partię Akcji Narodowej (PAN).
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.Po prostu gramy, aż w końcu coś zaskoczy.
Performans kuramında halkbilim sanatsal bir eylemdir.Domeną ich artystycznej działalności jest performance.
Eylemsizlik başka bir şeye bağlı olmalıdır.A wykładnia nie ma już nic wspólnego z działaniem pozaustawowym.