Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Entre otras cosas, dos haces de luz que coinciden no interactúan entre sí.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.În primul rând, două raze de lumină care se intersectează nu interacţionează una cu alta deloc.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.한 예를 들면, 두 줄기의 빛이 서로 교차하더라도 서로를 전혀 방해하지 않았습니다.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Para começar, dois raios de luz que se atravessem não interagem de todo um com o outro.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Premièrement, deux rayons de lumière qui se croisent n'interagissent pas l'un avec l'autre.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Prima di tutto, due raggi di luce che si incrociano non interagiscono per nulla tra di loro.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Vì một điều, 2 chùm sáng giao nhau không tác động qua lại với nhau.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Zaprvé: dva paprsky světla, které si zkříží cestu, na sebe vzájemně nepůsobí.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Για παράδειγμα όταν δύο δέσμες φωτός διασταυρώνονται δεν αλληλεπιδρούν καθόλου μεταξύ τους.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Прежде всего, два луча света, которые пересекаются, никак друг с другом не взаимодействуют.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.Първо на първо, два лъча светлина, които пресичат пътищата си, въобще не взаимодействат помежду си.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.דבר ראשון, שתי קרני אור שחוצות אחת את השנייה לא פועלות זו על זו בכלל.
Evvela, yolları kesişen iki ışık demeti birbiriyle hiç etkileşmiyordu.お互い何の作用もおこしません もし 光が粒だとしたら
Evvelden aşırı sıkıldığı yerde, şimdi tutkuyu hissediyor.Autrefois il ressentait l'ennui, il perçoit désormais la passion
Evvelden aşırı sıkıldığı yerde, şimdi tutkuyu hissediyor.Donde la enamorada anteriormente sentía aburrimiento, ahora siente pasión.
Fransa'da, yaşadığım yerde, iki sene evvel olduğu gibi, herkesi şok eder, çünkü herkes "Aman,제가 살았던 프랑스에서 2년 전에 벌어진 일 처럼요. 그일로 모두가 경악했었습니다. 왜냐면 모두들
Fransa'da, yaşadığım yerde, iki sene evvel olduğu gibi, herkesi şok eder, çünkü herkes "Aman,Như sự kiện ở Pháp 2 năm trước, nơi tôi sống, đã gây sốc, bởi vì người ta nghĩ: " Ồ,
Fransa'da, yaşadığım yerde, iki sene evvel olduğu gibi, herkesi şok eder, çünkü herkes "Aman,Это потрясло всех, так как все думали:
Fransa'da, yaşadığım yerde, iki sene evvel olduğu gibi, herkesi şok eder, çünkü herkes "Aman,כמו בצרפת לפני שנתיים, איפה שאני גר וזה זעזע את כולם, כי כולם חשבו, "נו טוב,
Fransa'da, yaşadığım yerde, iki sene evvel olduğu gibi, herkesi şok eder, çünkü herkes "Aman,مثل تلك التي حدثت في فرنسا منذ سنتين، حيث أعيش، والتي صدمت الجميع، لأن الجميع اعتقد، " أوه حسن،
Fransa'da, yaşadığım yerde, iki sene evvel olduğu gibi, herkesi şok eder, çünkü herkes "Aman,自由国家フランスに 幻滅しました
Hani ateş ediyordunuz? Şurada -- az evvel? Hahahah!L'échange de coup de feu de tout à l'heure ?
Hani ateş ediyordunuz? Şurada -- az evvel? Hahahah!Το πιάσατε; Επειδή πυροβολούσατε πριν;
Hani ateş ediyordunuz? Şurada -- az evvel?Quando avete sparato ?
İnsanlar daha evvel bizi birçok kez uçarken izledi.Die Leute haben uns zuvor schon oft fliegen gesehen.
İnsanlar daha evvel bizi birçok kez uçarken izledi.Gyertek fel srácok. Itt is vannak. Gyertek, tessék meghajolni.
İnsanlar daha evvel bizi birçok kez uçarken izledi.[Naurua] >> Sergey Brin: Okei, pojat, pitäkää hauskaa. Voit tavata heitä.
İnsanlar daha evvel bizi birçok kez uçarken izledi.Sunteti deja aici. Urcaţi şi faceţi o plecăciune. Sergey Brin:
İnsanlar daha evvel bizi birçok kez uçarken izledi.Люди багато разів бачили коли ми летимо.
İşte baktığım şey, Bernard, Albert Allen, biraz evvel işte bu sarıları bulmuştum.C'est ce que je regarde, bernard, Albert Allen, je viens juste de regarder...
İşte baktığım şey, Bernard, Albert Allen, biraz evvel işte bu sarıları bulmuştum.כמו צהוב ואפור, לבנים.
İşte biz de, o biraz evvelki hikayeyi anlattığında, ve biz onun yanındayken aynı şeyi hissettik.Ed era quello di cui facevamo esperienza anche noi quando eravamo con lui e mentre raccontava quella storia.
İyi atıştı. - Az evvel konuştın mu sen? - Evet.Buen tiro. - ¿Has dicho algo?
Kevin Shangraw: Oraya yardıma gelen Iraklılar -- az evvel birini öldürdük. Askerler:Wir sind da, um dem irakischen Volk zu helfen -- und wir töteten gerade einen.
Kevin Shangraw: Oraya yardıma gelen Iraklılar -- az evvel birini öldürdük.(Kevin Shangraw:) Dovremmo aiutare gli iracheni, e ne abbiamo appena ammazzato uno.
Kevin Shangraw: Oraya yardıma gelen Iraklılar -- az evvel birini öldürdük.케빈 샹그로우: 우리는 이라크 사람들을 도우러 와서
Kevin Shangraw: Oraya yardıma gelen Iraklılar -- az evvel birini öldürdük.Oamenii din Iraq sunt cei pentru care am venit aici sa ajutam-- si tocmai am ucis unu.
Kevin Shangraw: Oraya yardıma gelen Iraklılar -- az evvel birini öldürdük.קווין שנגרו: באנו לעזור לעם העיראקי -
Kevin Shangraw: Oraya yardıma gelen Iraklılar -- az evvel birini öldürdük.كيفين شانجرو : إننا هنا من أجل مساعدة العراقيين --
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Aku harus memeriksa kompas, sebelum aku menghancurkannya.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Debería haber revisado la brújula, antes de que la reventara.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Ellenőrizned kellett volna az iránytűt, mielőtt összetört.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.I burde have tjekket kompasset, før I smadrede det.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Je had je kompas moeten nakijken voor je het stuk maakte.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Ni borde ha kollat kompassen, innan ni hade sönder den.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Θα έπρεπε να δεις την πυξίδα, πριν την σπάσεις.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Май трябваше да провериш посоките, преди да си размажеш компаса.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.Трябваше да провери компас, преди да съм го разби.
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.הייתי צריך לבדוק את .המצפן לפני שריסקת אותו
Kırmadan evvel pusuladan kontrol etmeliydin.كان يجب أن تقرأ البوصلة قبل أن تحطمها
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Azelőtt soha gondoltam a molekulákra igazán.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Eu nunca tinha pensado em moléculas.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Ich habe mir nie wirklich Gedanken über Moleküle gemacht.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Ik had daarvoor nooit over moleculen nagedacht.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Jeg havde aldrig rigtigt tænkt på molekyler før.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Je n'avais jamais vraiment pensé aux molécules.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.저는 이전에 분자에 대해서는 생각해 본 적이 없었죠.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Nici nu mă gândisem la molecule până atunci.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Nigdy przedtem nie mysłałem o molekułach.
Moleküller hakkında daha evvel hiç düşünmemiştim.Non avevo mai pensato alle molecole.