Seyahat ve araç evraklarının karşılıklı olarak tanınması üzerinde çalışıyoruz.We are dealing with mutual recognition of travel documents and documents of vehicles.
Binanın arkasında külçe altın ve diğer evrakların teslim alındığı bir kapı daha var [1]At the rear of the building is another entrance used for receiving bullion and supplies.[5]
Başkanın ofisine girdiler, tüm evraklarına ve kasasına el koydular.They entered the president's office and confiscated all his papers and took away his safe.
Hurston öldükten sonra evraklarının yakılması söylendi.After Hurston died, her papers were ordered to be burned.
Bu kıymetli evraklar merkez bankası bilânçosunun (4) pozisyonu altında belirtilmektedir.Diese Wertpapierbestände werden unter der Position (4) der Zentralbankbilanz aufgeführt.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Es war vorgesehen, das Schiff an die britische Royal Navy abzugeben.
Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü: Banknot ve kıymetli evrakların basımını yapmakla görevlidir.Als Notenbank ist sie für die Ausgabe von Banknoten des Meticals zuständig.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Bei Überprüfung des Ausweises erwies sich dieser als gefälscht.
RGS için evrakları ortaya koymaya devam etti ve 1910 yılına kadar Hakluyt Society başkanlığında kaldı.Il continue à produire des documents pour la RGS et reste président de l'Hakluyt Society jusqu'en 1910.
Kişisel evrakları University College Dublin'in arşivlerinde saklanmaktadır.Sus documentos personales se custodian en la University College Dublin.
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.La línea aérea rechaza poner el cuerpo de su padre en el avión porque no tiene la documentación apropiada.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Questi documenti furono inviati alla marina britannica.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Все бумаги, за исключением судового журнала, исчезли.
Kişisel evrakları University College Dublin'in arşivlerinde saklanmaktadır.Его личные бумаги находятся в архиве Университета Техаса.
Denizaltıdaki evraklarda E20 denizaltısının yeri gösterilmekte idi, bu bilgiler doğrultusunda E20 batırıldı.وتبين موقع الغواصة E20 في الوثائق التي في الغواصة ووفقا لهذه المعلومات أغرقت E20 .
Örneğin, 16. yüzyıla ait çeşitli resmî evraklarda Ankara (انقره) adı geçmektedir.وفي الأوراق الرسمية المختلفة التي تعود إلى القرن 16 الخاصة بالدولة العثمانية استخدم اسم أنقرة.
Kendisi ve arkadaşları için terhis evraklarını almayı başardı.Tornou-se um refúgio para si e para os seus amigos.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.A conclusão do procurador foi que tais documentos eram falsos.
Genellikle resmî evraklarda dönem ismi ve yılının bulunması gerekmektedir.Urzędy państwowe zwykle wymagają na dokumentach nazwy ery i kolejnego jej roku.
Mahkeme binasındaki ve polis merkezindeki evraklar da tahrip edildi.Zniszczono dokumentację w gminie i w siedzibie policji.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Detta innebar nya uppgifter för Royal Navy.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Усі папери, за винятком суднового журналу, зникли.
Mahkeme binasındaki ve polis merkezindeki evraklar da tahrip edildi.Будівля вокзалу і депо на площі були знесені.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Jedna byla později převedena k norskému královskému námořnictvu.
Kariyerinin başında yazdığı Pickwick Papers (Pickwick evrakları) bir komedi şaheseridir.Operele sale timpurii cum ar fii Pickwick Papers sunt adevărate capodopere comice.
Kariyerinin başında yazdığı Pickwick Papers (Pickwick evrakları) bir komedi şaheseridir.Az olyan korai művei, mint A Pickwick Klub (Pickwick Papers) igazi mesterművek.
Kasaba, tarihte ve çağdaş bazı evraklarda Eğri Dere olarak da yer alır.A város neve és elhelyezkedése több korábbi dokumentumban, illetve térképen is megjelenik.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.A ruházat az akkori Brit Királyi Haditengerészet egyenruhájának mintájára készült.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Kyseisessä kokoonpanossa niitä toimitettiin myös Britannian kuninkaalliselle laivastolle.
Şirketin, resmî evraklarda kayıtlı olduğu yer Man Adası'dır, ana ofisi ise Londra'dadır.Yhtiö on rekisteröity Mansaarelle, mutta pääkonttori on Lontoossa.
Ben atalarımın kim olduğunu bilmiyorum. Bizim evraklar Nuh Tufanı sırasında kayboldu.En tiedä, keitä esi-isäni ovat. Meidän asiakirjamme katosivat tulvassa.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Σύντομα εκδόθηκαν καταδυτικοί πίνακες βασισμένοι στη συγκεκριμένη μελέτη από το Βρετανικό Βασιλικό Ναυτικό.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Anklagemyndigheden har efterfølgende erklæret at dokumenterne var falske.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Alle skipspapirene unntatt kapteinens loggbok manglet.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Semua berkas yang ada di kapal menghilang kecuali buku harian kapten kapal.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Tất cả giấy tờ của tàu ngoại trừ nhật ký hàng hải của thuyền trưởng đã mất.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Những tài liệu này được chuyển cho Hải quân Hoàng gia Anh.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.船内の書類は、船長の航海日誌以外は全く見つからなかった。
RGS için evrakları ortaya koymaya devam etti ve 1910 yılına kadar Hakluyt Society başkanlığında kaldı.王立地理学会のために論文を制作し続け、ハックルート協会の会長は1910年まで続けた。
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.这些文件随后转交至英国皇家海军。
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.6個月的補給與食物被放置在船上,除了船長的航海日誌以外,船上所有的紙張都不見了。
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.잭은 이를 확인 하고 아버지의 시체를 가지고 비행기에 타려 하지만 공항측에서는 적절한 서류 없이 시체를 비행기에 둘 수 없다는 이유로 거절한다.
Mahkeme binasındaki ve polis merkezindeki evraklar da tahrip edildi.이듬해에는 이곳에 재판사무소와 경찰 본부가 설치되었다.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Всички документи за кораба с изключение на капитанския дневник липсвали.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Съществуват и съмнения, че резултатите са фалшифицирани.
Genellikle resmî evraklarda dönem ismi ve yılının bulunması gerekmektedir.Vladini uredi obično zahtijevaju imena razdoblja i godina kod službenih dokumenata.
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.Potom bola opäť zaradená do zoznamu aktívnych lodí kráľovského námorníctva.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Palubný denník sa stratil, ako aj viaceré dokumenty týkajúce sa aktívnej služby tejto lode.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Po vsej verjetnosti, pa so bili ti dokumenti ponaredki.
Rus evrakları 1992 yılını işaret etmektedir.Kai kuriuos dokumentus 1992 m. Rusija grąžino.
Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı.Kõik laevadokumendid peale kapteni logiraamatu, olid kadunud.
Mahkeme binasındaki ve polis merkezindeki evraklar da tahrip edildi.Kõik dokumendid, mis rahukohtuniku ja politseipristavi juurest leiti, hävitati.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Ja dziedziczę dom Armstrongów, więc nie możesz umrzeć przed spisaniem testamentu.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Jag ska ärva Armstrongs hushåll. Du kan inte dö förrän allt är i ordning.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Jeg skal arve Armstrongs hus. Du kan ikke dø, før alt er på plads.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Minä perin Armstrongin omaisuuden. Et voi kuolla ennen papereiden tekemistä.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Nós é que vamos herdar a casa Armstrong, por isso, não podes morrer até a papelada estar toda tratada.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Yo seré quien herede la mansión Armstrong, así que no puedes morirte hasta que todo el papeleo esté hecho.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Εγώ θα κληρονομήσω τον Οίκο των Άρμστρονγκ. Δεν μπορείς να πεθάνεις πριν ετοιμαστούν τα χαρτιά!
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Имущество Армстронгов перейдёт ко мне, и я не дам тебе умереть, пока не будут оформлены бумаги.