Benim çekmecenin kilidi kurcalanmış ve benim evraklardan bazıları eksik.The lock on my drawer had been tampered with and some of my papers were missing.
Lütfen bu ayın son gününe kadar evraklarını teslim et.Please hand in your papers by the last day of this month.
Lütfen evrakları gözden geçirin.Look over the papers, please.
Casus evrakları yaktı.The spy burned the papers.
Evraklarını derhal teslim et.Hand in your papers at once.
Bu evraklara göz atar mısın?Will you look over these papers?
Lütfen boş vaktinde bu evrakları incele.Please look through these papers at your leisure.
Tüm evraklar bantlandı ve kasada muhafaza edildi.All the papers were taped up and kept in the safe.
Lütfen girişte evrakları teslim edin.Please hand in the papers at the entrance.
O, evrakları sınıflandırmayı bitirdi.He finished sorting the papers.
O, evraklara bir göz attı.He took a glance at the papers.
O, dolapta bazı eski evraklarla karşılaştı.She came across some old documents in the closet.
Evrakların hepsini bir araya toplar mısın?Can you gather all of the papers together?
Lütfen evraklarını şimdi teslim et.Please hand your papers in now.
Resmî evrakları imzalayamadı.He could not sign official papers.
Lütfen bu evraklara bir göz atar mısın?Would you please have a look at these papers?
Ben atalarımın kim olduğunu bilmiyorum. Bizim evraklar Nuh Tufanı sırasında kayboldu.I don't know who my ancestors are. Our papers got lost during the Flood.
Bu evraklar geri dönüştürülmüş kağıda bastırıldı.These documents were printed on recycled paper.
Evraklarınızı teslim edin.Turn your papers in.
"İşte boşanma evrakları." "Onları imzalamıyorum.""Here are the divorce papers." "I'm not signing them."
Bu evraklara göz gezdirmeni isteyebileceğini düşündüm.I thought you might want to look over these documents.
Bu evrakları yakmamızı istediğinden emin misin?Are you sure you want us to burn these documents?
Lütfen bu evraklara dikkatlice bak.Please look at these papers carefully.
Tom'un evrakları imzalamasını istedim.I asked Tom to sign the papers.
Evrakları sana gösterebilirim.I can show the documents to you.
Tom'u evraklarıma göz atarken yakaladım.I caught Tom going through my papers.
Tom'un önemli evraklarını nerede tuttuğunu biliyorum.I know where Tom keeps his important papers.
Evrakları gözden geçirdim.I looked over the documents.
Şu evraklara göz atabilir misin?Could you take a look at these papers?
Şu evraklara göz atabilir misiniz?Could you take a look at these papers?
Tom evrakları isteksizce imzaladı.Tom reluctantly signed the papers.
Bana o evrakları ver.Hand me those papers.
Tom evraklarını topladı ve onları çantasına koydu.Tom gathered his papers and put them in his briefcase.
Tom ofisinde evrakları inceliyor.Tom is in his office looking over papers.
Tom önemli evraklarını kahverengi bir deri çantada tutar.Tom keeps his important papers in a brown leather case.
Tom önemli evraklarını güvenli bir kasada saklıyor.Tom keeps his important papers in a safety deposit box.
Tom önemli evraklarını kiralık kasada saklıyor.Tom keeps his important papers in a safety deposit box.
İstediğin evrakları masana koydum.I put the documents you requested on your desk.
Tom evraklara bir göz atıyor.Tom is looking through the documents.
Onların evrakları imzalamasını istedim.I asked them to sign the papers.
Tom evrakları yanlış kişiye verdi.Tom gave the documents to the wrong person.
Tom bu öğleden sonra bize evrakları gösterecek.Tom is going to show us the documents this afternoon.
Ben evrakları imzaladım.I signed the papers.
Tom bu öğleden sonra evrakları bize gösterecek.Tom will show us the documents this afternoon.
Tüm evrakları imzalamadın.You didn't sign all the documents.
Tom, evrakları doldururken telaşlandı.Tom got flustered when filling out the paperwork.
Evrakları imzaladın mı?Did you sign the papers?
Bu evraklar daha sonra Britanya Kraliyet Donanması'na ulaştırıldı.These documents were then passed on to the Royal Navy.
Genellikle resmî evraklarda dönem ismi ve yılının bulunması gerekmektedir.Government offices usually require era names and years for official papers.
Mahkeme binasındaki ve polis merkezindeki evraklar da tahrip edildi.The police documents at local police station, procurature and court were destroyed.
Kişisel evrakları University College Dublin'in arşivlerinde saklanmaktadır.His personal papers are held in University College Dublin Archives.
Kendisi ve arkadaşları için terhis evraklarını almayı başardı.It became an exclusive retreat for he and his friends.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiIt was you who dropped the papers.
Sahte evraklara ihtiyaçları olduğuna karar veren büyükbabamdı.It was my grandfather who decided they needed false documents.
Zulüm gören siyah Güney Afrikalılar için sahte evraklar yaptı.He made false papers for persecuted black South Africans.
Üstüne sahte evraklar yazılmıştı ve nem yüzünden çok kötü bir hâle gelmişti.Forgeries were painted over it, and it suffered very badly from mold.
O sadece yetersiz evrakları olan genç bir adamı seçmeni önlemek istiyorHe just wants to keep you from picking up a young guy with disability papers.
Bir sürü para, mücevher, önemli görünen evraklar.Just money, valuables, like important looking documents.
Araçları, sürücüleri ve malları kaydediyor ve evrakların fotokopilerini çekiyorlar.Our customs officers are registering vehicles, drivers and goods, and photocopying documents.
Sırbistan, Kosova tarafından verilen araç plakalarını ve evrakları tanıyacak mı?Is Serbia willing to accept car plates and Kosovo issued documents?