Bana dedi ki bu sahte evraklar medya ile alakalı ve yapmak zorunda olduğu en yararsız şeydi.E mi ha detto che quei documenti falsi erano i più "mediatici", e i meno utili che ha fatto in tutta la vita.
Bana dedi ki bu sahte evraklar medya ile alakalı ve yapmak zorunda olduğu en yararsız şeydi.아버지는 말하기를 그 서류는 가장 언론매체에 영향을 준 것이긴 하지만 자기가 만든 것 중 큰 용도는 없었다고 하시더군요.
Bana dedi ki bu sahte evraklar medya ile alakalı ve yapmak zorunda olduğu en yararsız şeydi.Mi-a spus că acele acte false au fost cele mai mediatizate și mai inutile acte pe care le-a făcut vreodată.
Bana dedi ki bu sahte evraklar medya ile alakalı ve yapmak zorunda olduğu en yararsız şeydi.Svěřil se mi, že to byly nejvíce zprofanované a nejméně užitečné doklady, které za svůj život vyrobil.
Bana dedi ki bu sahte evraklar medya ile alakalı ve yapmak zorunda olduğu en yararsız şeydi.הוא אמר לי שהמסמכים המזוייפים האלה היו הכי רלוונטיים למדיה אך הלא שימושיות ביותר שהיה עליו להכין בכל חייו.
Bana dedi ki bu sahte evraklar medya ile alakalı ve yapmak zorunda olduğu en yararsız şeydi.واخبرني ان هذه الوثائق كانت لأغراض إعلامية وكانت تلك الاقل فائدة من تلكم التي قام بها
Bana dedi ki bu sahte evraklar medya ile alakalı ve yapmak zorunda olduğu en yararsız şeydi.人生で作ってきた中で 最も役に立たないものだったと言っていました それでも父は承諾したので
Bir sürü para, mücevher, önemli görünen evraklar.Nur Geld, Wertsachen und wichtige Unterlagen.
Bir sürü para, mücevher, önemli görünen evraklar.Soldi e documenti di valore.
Bir sürü para, mücevher, önemli görünen evraklar.Μόνο λεφτά, πολύτιμα πράγματα, όπως και σημαντικά έγγραφα.
Bir sürü para, mücevher, önemli görünen evraklar.Там деньги, драгоценности, важные документы.
Bir sürü para, mücevher, önemli görünen evraklar.でもポルノはないの!
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.Ako ukazujú tieto dokumenty CIA, boli dostatočne varovaní a vedeli všetko o ich sprisahaní.
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.Come questi documenti CIA mostrano, fu assolutamente preannunciato e si sapeva tutto della loro cospirazione.
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.Diese CIA-Dokumente zeigen, dass sie gewarnt waren und alles über den Komplott wussten.
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.Pokazują to dokumenty CIA Mieli pełną świadomość, wiedzieli o istnieniu spisku
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.Όπως δείχνουν αυτά τα έγγραφα της CIA... ήταν πλήρως ενήμεροι και γνώριζαν τα πάντα για τη συνομωσία τους.
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.Как показывают документы ЦРУ, оно было полностью в курсе и знало все о заговоре
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.Както доказват тези документи на ЦРУ, всичко е било програмирано и се е знаело предварително за конспирацията.
Bu CIA evraklarının gösterdiği gibi, tamamiyle uyarılmışlardı ve suikastlerinden haberdardılar.陰謀について警告し すべてを知っていました ... 急進的な下級士官により チャベス大統領へのクーデターを準備が進められ 計画者は 今月下旬後半に予定される 反対デモによる混乱を利用するかもしれない
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.알제리 내전 중 알제리 사람들을 위해 위조서류들을 만들었고
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.הוא הכין ניירות מזויפים עבור אלג'ירים במהלך מלחמת אלג'יר.
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.وكان يقوم بتزوير الاوراق للجزائرين اثناء الحرب الجزائرية
Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.アルジェリア戦争後は
Evrakları yere atan sensin.2010年11月 控訴審判決 前日
Evrakları yere atan sensin.Det var dig der tabte papirerne.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiByl jste to Vy kdo ty papíry upustil.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiC'est vous qui avez jeté les papiers.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiĐó là cậu đã đánh rơi giấy tờ.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiE' a te che hanno consegnato i documenti.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesi Hadi ama!Det är du som släpper dem.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesi Hadi ama!Det är du som släpper dem.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesi Hadi ama!Kaulah yang menjatuhkan kertasnya. ayolah...!
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiJij bent degene die de papieren liet vallen.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesi당신이 떨군거에요!
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiMaga dobta el a papírokat. <i>A Feljebbviteli Bíróság ítélethirdetése elõtti nap.</i>
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiSie waren es, die gerade die Papiere fallengelassen haben.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesi- Вие ги хвърлихте. <b>#Ноември, 2010 г., денят преди съдът да отхвърли обжалването#</b>
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiЭто был ты, кто бросил бумаги.
Evrakları yere atan sensin. Kasım 2010 Temyiz Mahkemesi'nin kararı arifesiنوفمبر 2010 يوم قبل الإعلان عن حُكم الإسئناف
Evrakları yere atan sensin.Maga dobta el a papírokat.
Evrakları yere atan sensin.Nie ja to upuściłem.
Evrakları yere atan sensin.Se te cayeron los papeles a ti.
Evrakları yere atan sensin.Sinä se pudotit paperit.
Evrakları yere atan sensin.Tu eşti cel care le-a aruncat jos.
Evrakları yere atan sensin.Εσείς ρίξατε τα χαρτιά.
Evrakları yere atan sensin..זה אתה שהפיל את המסמכים
İsrail'in kuruluşundan önce Filistin'e göç etmesini sağlayacak sahte evraklar hazırladı.위조서류들을 꾸며서 수용소 의 생존자들이 팔레스타인으로 이주할 수 있도록 도와 주셨습니다.
İsrail'in kuruluşundan önce Filistin'e göç etmesini sağlayacak sahte evraklar hazırladı.כדי לאפשר לניצולי מחנות ריכוז להגר לפלסטינה לפני הקמת מדינת ישראל.
İsrail'in kuruluşundan önce Filistin'e göç etmesini sağlayacak sahte evraklar hazırladı.لكي يدفع بالناجين من مخيمات الاعتقال بالهجرة الى فلسطين قبل ان تُقام دولة إسرائيل
İsrail'in kuruluşundan önce Filistin'e göç etmesini sağlayacak sahte evraklar hazırladı.パレスチナに向かえるようにしました 父は断固とした反植民地主義者だったので
Ofisinizde evraklarla uğraşıyorsanız, mesela bir Word dosyasıyla falan, bu dosyalar Web'de değil.워드 문서를 작성하면 이것이 웹에 존재하지는 않지만
Ofisinizde evraklarla uğraşıyorsanız, mesela bir Word dosyasıyla falan, bu dosyalar Web'de değil.מסמך וורד, הם לא ברשת
Ofisinizde evraklarla uğraşıyorsanız, mesela bir Word dosyasıyla falan, bu dosyalar Web'de değil.مستند تحريري، ليست على الويب ،
Ofisinizde evraklarla uğraşıyorsanız, mesela bir Word dosyasıyla falan, bu dosyalar Web'de değil.でもそうなっていくでしょう このマシンの一部になっていくのです
O sadece yetersiz evrakları olan genç bir adamı seçmeni önlemek istiyorSólo intenta evitar que se busque a un jovencito con excedencia militar.
O sadece yetersiz evrakları olan genç bir adamı seçmeni önlemek istiyorОн просто не хочет, чтобы Вы нашли себе кого-нибудь моложе, чем он.
Sadık bir sömürgecilik karşıtı olduğu için Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.Daarna maakte hij, als overtuigde antikoloniaal, valse papieren voor Algerijnen tijdens de Algerijnse oorlog.
Sadık bir sömürgecilik karşıtı olduğu için Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.Ker je bil zagrizen antikolonialist, je ponarejal dokumente za Alžirce med alžirsko vojno.
Sadık bir sömürgecilik karşıtı olduğu için Cezayir savaşı sırasında Cezayirliller için sahte evraklar yaptı.Y como era un anticolonialista convencido, falsificó documentos para argelinos durante la guerra de Argelia.