Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Ez a különbség a randizás és a házasság között, nem?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Ini adalah perbedaan antara pacaran dan pernikahan, kan?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?이게 데이트와 결혼의 차이죠.
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Questa è la differenza tra vedersi e il matrimonio, giusto?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Tämähän on ero seurustelun ja avioliiton välillä?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?To je razlika med zmenkom in zakonom, je res?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?To je rozdíl mezi randěním a sňatkem, že?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Umiesz się pocieszyć. (Śmiech)
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Αυτή είναι η διαφορά μεταξύ του να βγαίνεις με κάποιον και του να είσαι παντρεμένος, σωστά;
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Взять, к примеру, разницу между свиданиями и браком, а?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?Саме це є різницею між побаченнями і шлюбом, правда?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?זה ההבדל בין שלב הדייטים לחתונה, נכון?
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?هذا هو الفرق بين المواعدة او الزواج . صحيح ؟
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?ある男性とデートに出掛けると
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.De lärde mig om hur ett starkt äktenskap känns.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Ensinaram-me a sensação de um casamento forte.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.He opettivat minulle miltä vahva avioliitto näyttää.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Ils m'ont appris ce que signifie un mariage solide.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.강한 유대관계를 가진 결혼생활은 어떤 모습을 띄는지 등에 대해 말이죠.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Me enseñaron cómo se percibe un matrimonio fuerte.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Megtanítottak rá, hogy milyen egy erős házasság.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Mereka mengajarkan tentang bagaimana rasa dari pernikahan yang kuat.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Mi hanno insegnato come ci si sente in un matrimonio forte.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Naučili mě, jak vypadá silné manželství.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Nauczyli mnie, jak wyglądają silne małżeństwa.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Sie zeigten mir, wie sich eine gute Ehe anfühlt.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Učili ma, ako by malo vyzerať silné manželstvo.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Ze leerden me hoe een sterk huwelijk voelt.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Με έμαθαν τι σημαίνει ένας δυνατός γάμος,
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Они научили меня понимать, что такое крепкий брак.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.Те ме научиха какво е усещането в един силен брак.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.הם לימדו אותי מהם נישואים חזקים.
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.لقد علموني ماهية شعور الزواج المتماسك بشدة .
Güçlü bir evliliğin nasıl olduğunu bana öğrettiler.信頼と献身 そして
Gu JunPyoe ve Han JaeKyung'un evlenme töreni başlıyor. bu çiftin evliliğine ve damat ve gelinin birleşmesine..신랑 구준표군과 신부 하재경양에 성스러운 결혼을시작하겠습니다 결혼이란 두사람이 이들을아끼고 사랑하는 사람들앞에서 인생을건 경근하고 염숙한 선약의 의식입니다
Gu JunPyoe ve Han JaeKyung'un evlenme töreni başlıyor. bu çiftin evliliğine ve damat ve gelinin birleşmesine..Σε αυτό το ζευγάρι έρχεται ο γάμος<br /> και η ένωση της νύφης και του γαμπρού.
Gu JunPyoe ve Han JaeKyung'un evlenme töreni başlıyor. bu çiftin evliliğine ve damat ve gelinin birleşmesine..مراسم تزويج غو جون بيو و ها جي كيونج ستبدأ الآن حتى يتزوج هاذان الإثنان ويبقيا معا كعريس وعروسة
Gu JunPyoe ve Han JaeKyung'un evlenme töreni başlıyor. bu çiftin evliliğine ve damat ve gelinin birleşmesine..結婚と言うのは 二人が慈しみ 愛する人たちの中で いつまでも厳粛な契約をすることです ですから この婚姻に異議のある者は 今、申出るか
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.À đúng rồi! Chúng ta phải đăng ký kết hôn!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh asa e! Trebuie sa va inregistram casatoria!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh c'est vrai ! Nous devons enregistrer votre mariage !
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh dat klop. We moeten je huwelijk registreren.
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh det stämmer! Vi måste registrera ert äktenskap!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh giusto! Dobbiamo registrare il vostro matrimonio!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh iya! Kita harus mendaftarkan pernikahan kalian!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh richitg! Wir müssen eure Hochzeit registrieren!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh točno! Registrirati moramo tvojo poroko!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.O, racja! Musimy zarejestrować wasz ślub!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Αχ, ναι! Πρέπει κάνετε την εγγραφή του γάμου σας!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.О, точно! Надо зарегистрировать ваш брак!
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım..או, נכון! צריך לרשום את הנישואים בחוק
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.! أوه هذا صحيح ! يجب علينا أن نسجل زواجك
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.どうでしょうね...
Hayatımla ilgili bütün kararlarımı evliliğin en önemli şey olduğunu düşünerek almam bekleniyor.Es wird erwartet, dass ich bei meinen Entscheidungen immer im Kopf behalte, dass die Ehe das Wichtigste ist.
Hayatımla ilgili bütün kararlarımı evliliğin en önemli şey olduğunu düşünerek almam bekleniyor.Jag förväntas göra mina livsval, alltid medveten om att äktenskapet är viktigast.
Hayatımla ilgili bütün kararlarımı evliliğin en önemli şey olduğunu düşünerek almam bekleniyor.항상 인생에서 어떤 결정을 할 때 결혼을 가장 먼저 생각한다고 여겨집니다.
Hayatımla ilgili bütün kararlarımı evliliğin en önemli şey olduğunu düşünerek almam bekleniyor.Se așteaptă ca alegerile mele în viață să țină mereu cont că cel mai important e mariajul.
Hayatımla ilgili bütün kararlarımı evliliğin en önemli şey olduğunu düşünerek almam bekleniyor.ومن المتوقع مني حين أقرر خيارات حياتي أن أضع بالحسبان أن الزواج هو أهم شيء.
Hayatımla ilgili bütün kararlarımı evliliğin en önemli şey olduğunu düşünerek almam bekleniyor.私が人生の選択をする時 常に結婚が第一だと覚えておかないといけない 結婚は良い物かもしれません
"Irklar arası evliliğin yasaklanmasını istiyor musun?" sorusunu yönelttiğinizde..."Apakah Anda mendukung peraturan yang melarang pernikahan berbeda ras?"