Ana içeriğe geç
Sözlük

evlerin ile cümle

evlerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Sa femme était à la maison en Nouvelle-Zelande, enceinte de sept mois de leur premier enfant.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Seine Frau war zu Hause in Neuseeland, im siebten Monat schwanger mit ihrem ersten Kind.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Soţia lui era acasă în Noua Zeelandă, însărcinată în luna a şaptea cu primul lor copil.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Sua moglie era a casa, in Nuova Zelanda, incinta di sette mesi con il loro primo figlio.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Su esposa estaba en Nueva Zelanda, con 7 meses de embarazo de su primer hijo.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Vợ Rob ở nhà tại New Zealand, cô ấy đang mang thai đứa con đầu lòng được 7 tháng.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Zijn vrouw was thuis, in Nieuw-Zeeland, zeven maanden zwanger van hun eerste kind.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Его жена была дома в Новой Зеландии, на седьмом месяце беременности их первым ребенком.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.Жена му си беше вкъщи, в Нова Зеландия, бременна в седмия месец с първото им дете.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.אשתו היתה בבית בניו זילנד, בהריון חודש שביעי עם הבן הראשון שלהם.
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.وكانت زوجته في منزلها في نيوزلاندا وكانت حاملاً في الشهر السابع بإبنهما الأول
Karısı Yeni Zelanda'daki evlerinde, ilk bebeklerine 7 aylık hamileydi.最初の子供が妊娠7ヶ月でした 妻につないでほしいという彼の願いはかなえられ
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.A Chaldeji spálili dom kráľov ako i domy ľudu ohňom a múry Jeruzalema rozborili.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.A király házát pedig és a nép házait felgyújták a Káldeusok tûzzel, és Jeruzsálem kõfalait leronták.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Después los caldeos incendiaron la casa del rey y las casas del pueblo, y demolieron los muros de Jerusalén
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Dom także królewski i dom onego ludu spalili Chaldejczycy ogniem, i mury Jeruzalemskie rozwalili.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Dům také královský i domy toho lidu vypálili Kaldejští ohněm, a zdi Jeruzalémské pobořili.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Haldeii au ars cu foc casa împăratului şi casele poporului, şi au dărîmat zidurile Ierusalimului.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Hišo kraljevo pa in hiše ljudske so požgali Kaldejci z ognjem in obzidje jeruzalemsko so podrli.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.I Caldei diedero alle fiamme la reggia e le case del popolo e demolirono le mura di Gerusalemme
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Intussen brandde het leger Jeruzalem plat, ook het paleis, en haalde de muren van de stad omver.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.kaldæerne satte Ild på Kongens Palads og Folkets Huse og nedbrød Jerusalems Mure.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.갈대아인들이 왕궁과 백성의 집을 불사르며 예루살렘 성벽을 헐었고
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Kuninkaan linnan ja kansan talot kaldealaiset polttivat tulella, ja Jerusalemin muurit he repivät maahan.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Người Canh-đê dùng lửa đốt cung vua và nhà cửa của dân sự, phá tường thành Giê-ru-sa-lem.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Người_Canh - đê dùng lửa đốt cung vua và nhà_cửa của dân_sự , phá tường thành Giê-ru-sa-lem .
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Och kaldéerna brände upp i eld både konungens hus och folkets hus och bröto ned Jerusalems murar.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Og kongens hus og de hus som hørte folket til, brente kaldeerne op med ild, og Jerusalems murer rev de ned.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Os caldeus incendiaram a casa do rei e as casas do povo, e derribaram os muros de Jerusalém.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.А халдейците изгориха с огън царския дворец и къщите на людете и събориха ерусалимските стени.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.Дом царя и домы народа сожгли Халдеи огнем, и стены Иерусалима разрушили.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.ואת בית המלך ואת בית העם שרפו הכשדים באש ואת חמות ירושלם נתצו׃
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.اما بيت الملك وبيوت الشعب فاحرقها الكلدانيون بالنار ونقضوا اسوار اورشليم.
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.迦 勒 底 人 用 火 焚 燒 王 宮 、 和 百 姓 的 房 屋 、 又 拆 毀 耶 路 撒 冷 的 城 牆
Kildaniler sarayla halkın evlerini ateşe verdiler, Yeruşalim surlarını yıktılar.迦勒 底 人 用 火焚 燒 王宮 、 和 百姓 的 房屋 、 又 拆毀 耶路撒冷 的 城牆
Kimse, evlerini borçlarından daha pahalıya satarsa borçlarını ödememezlik etmez. -Nikdo by se nedostal k tomu, že by nesplácel svou půjčku, pokud by to mohli prodat za více, než byla půjčka.
Kimse, evlerini borçlarından daha pahalıya satarsa borçlarını ödememezlik etmez. -Більше ніхто б не сплатив кредит, якщо вони могли продати за більше, ніж кредит.
Kimse, evlerini borçlarından daha pahalıya satarsa borçlarını ödememezlik etmez. -デフォルトする事はなかったでしょう。 非常に多くの人がこれらは、すごく安全だと言いました。
Kredisini ödeyemeyen, evlerini likide ettiğimiz kişilerden de 3 milyon $ almış olduk.-A potom máme 3 miliony dolarů od lidí, kterým jsme domy zabavili.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››As rãs, pois, se apartarão de ti, e das tuas casas, e dos teus servos, e do teu povo; ficarão somente no rio.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››A widząc Farao, że miał wytchnienie, obciążył serce swoje, i nie usłuchał ich, jako był powiedział Pan.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››Frøerne skal vige bort fra dig, dine Huse, dine Tjenere og dit Folk; kun i Nilen skal de blive tilbage."
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››Froskene skal vike fra dig og dine hus og fra dine tjenere og ditt folk; bare i elven skal de bli tilbake.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››In zapustijo žabe tebe in hiše tvoje in služabnike tvoje in ljudstvo tvoje, samo v reki ostanejo.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››I odejdou žáby od tebe a od domů tvých, i od služebníků tvých a od lidu tvého; toliko v řece zůstanou.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››개구리가 왕과 왕궁과 왕의 신하와 왕의 백성을 떠나서 하수에만 있으리이다 하고
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››Las ranas se irán de ti, de tus casas, de tus servidores y de tu pueblo, y solamente quedarán en el Nilo
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››Tak tedy ujdú žaby od teba, z tvojich domov, od tvojich služobníkov a od tvojho ľudu. Zostanú iba v rieke.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››Vậy , ếch_nhái sẽ lìa xa bệ_hạ , cung_điện , tôi_tớ , cùng_dân sự của bệ_hạ ; chỉ còn lại dưới sông mà thôi .
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››Vậy, ếch nhái sẽ lìa xa bệ hạ, cung điện, tôi tớ, cùng dân sự của bệ hạ; chỉ còn lại dưới sông mà thôi.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››Жабите ще се махнат от тебе от къщите ти, от слугите ти и от людете ти; само в реката ще останат.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››и удалятся жабы от тебя, от домов твоих, и от рабов твоих и от твоего народа; только в реке они останутся.
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››וסרו הצפרדעים ממך ומבתיך ומעבדיך ומעמך רק ביאר תשארנה׃
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››فترتفع الضفادع عنك وعن بيوتك وعبيدك وشعبك. ولكنها تبقى في النهر
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››青 蛙 要 離 開 你 和 你 的 宮 殿 、 並 你 的 臣 僕 與 你 的 百 姓 、 只 留 在 河 裡
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden, halkından uzaklaşacak, yalnız ırmakta kalacaklar.››青蛙 要 離開 你 和 你 的 宮殿 、 並 你 的 臣 僕與 你 的 百姓 、 只留 在 河裡
- Marija. - Evlerini bir görsen.Ty nevieš, ako vyzerá ten byt.
- Marija. - Evlerini bir görsen.Ty nevíš, jak vypadá ten byt.
Mekska caddelerini bir düşünün: şiddetten dolayı güvenli değiller, bu nedenle insanlar evlerinden çıkmıyor.Ajatelkaamme Meksikon katuja: ne ovat vaarallisia väkivallan takia, joten ihmiset pysyvät kotona.
Mekska caddelerini bir düşünün: şiddetten dolayı güvenli değiller, bu nedenle insanlar evlerinden çıkmıyor.Denk aan de straten van Mexico. Ze zijn onveilig door het geweld... dus blijven de mensen thuis.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod