Burasi Patkotak'ların* Barrow'daki evlerinin salonu.To jest pokój dzienny rodziny Patkotaków w ich domu w Barrow.
Burasi Patkotak'ların* Barrow'daki evlerinin salonu.Εδώ είμαστε στο σαλόνι της οικογένειας Πάτκοτακ στο σπίτι τους στο Μπάρροου.
Burasi Patkotak'ların* Barrow'daki evlerinin salonu.Това е във всекидневната на семейство Паткотак, в дома им в Бароу.
Burasi Patkotak'ların* Barrow'daki evlerinin salonu.Это в гостиной комнате семьи Паткотак в их доме в Барроу.
Burasi Patkotak'ların* Barrow'daki evlerinin salonu.זהו הסלון של משפחת פטקוטאק
Burasi Patkotak'ların* Barrow'daki evlerinin salonu.هذه في غرفة الجلوس الخاصة بعائلة باتكوتاك*
Burasi Patkotak'ların* Barrow'daki evlerinin salonu.リビングルームです これはごちそうになった箱入りワインです
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Aber eure Zeit ist da, daß ihr in getäfelten Häusern wohnt, und dies Haus muß wüst stehen?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"¿Acaso es tiempo de que vosotros habitéis en vuestras casas enmaderadas mientras que esta casa está en ruinas
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Acaso é tempo de habitardes nas vossas casas forradas, enquanto esta casa fica desolada?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Är då tiden kommen för eder att själva bo i panelade hus, medan detta hus ligger öde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Či je čas pre vás, aby ste vy bývali vo svojich vykladaných domoch, kým je tento dom pustý?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››,,Dar pentru voi a venit oare vremea să locuiţi în case căptuşite cu tavan, cînd Casa aceasta este dărîmată?``
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Er det da Tid for eder at bo i Huse med træklædte Vægge, når dette Hus ligger øde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Er det tid for eder til å bo i eders bordklædde hus, mens dette hus ligger øde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Est-ce le temps pour vous d`habiter vos demeures lambrissées, Quand cette maison est détruite?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Ideje-é néktek, hogy ti mennyezetes házakban lakozzatok, holott ez a ház romban áll?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Izali wam jest czas, abyście mieszkali w domach waszych listwowanych, a dom ten aby pusty stał?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Jest-liž vám čas, abyste vy seděli v domích svých taflovaných, a dům tento pustý stál?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››이 전이 황무하였거늘 너희가 이 때에 판벽한 집에 거하는 것이 가하냐
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Nay có phải là thì giờ các ngươi ở trong nhà có trần ván, khi nhà nầy hoang vu sao?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Nay có phải là thì_giờ các ngươi ở trong nhà có trần ván , khi nhà nầy hoang_vu sao ?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"Onko sitten aika teidän asua panelilla kaunistetuissa huoneissanne, kun tämä huone on rauniona?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Za vas same pa je čas, da prebivate v svojih z deskami obitih hišah, hiša ta pa bodi pusta?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Ειναι καιρος εις εσας, να κατοικητε σεις εν τοις φατνωτοις οικοις σας, ο δε οικος ουτος να ηναι ερημος;
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››а вам самим время жить в домах ваших украшенных, тогда как дом сей в запустении?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Време ли е сами вие Да живеете в своите с дъски обковани къщи, Докато тоя дом остава пуст?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››העת לכם אתם לשבת בבתיכם ספונים והבית הזה חרב׃
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››هل الوقت لكم انتم ان تسكنوا في بيوتكم المغشّاة وهذا البيت خراب.
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››這 殿 仍 然 荒 涼 、 你 們 自 己 還 住 天 花 板 的 房 屋 麼
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››這殿 仍然 荒涼 、 你 們 自己 還 住 天花板 的 房屋麼
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.cướp đem đi hết tài vật , các con_trẻ và đờn bà , cùng mọi vật chi ở trong nhà vậy .
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.cướp đem đi hết tài vật, các con trẻ và đờn bà, cùng mọi vật chi ở trong nhà vậy.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.그 모든 재물을 빼앗으며 그 자녀와 아내들을 사로잡고 집 속의 물건을 다 노략한지라
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.le-au luat ca pradă de război toate bogăţiile, copiii şi nevestele, şi tot ce se găsea în case.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.Og alt deres gods og alle deres barn og deres kvinner førte de bort som bytte, og alt annet som var i husene.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.Ook de vrouwen en kinderen werden gevangen genomen. Alle kostbaarheden in de huizen werden buitgemaakt.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.tudi vse njih blago in vse njih otročiče in njih žene odvedo ujete in uplenijo sploh vse, kar je bilo v hišah.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.und alle ihre Habe; alle Kinder und Weiber nahmen sie gefangen, und plünderten alles, was in den Häusern war.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.и все богатство их, и всех детей их, и жен их взяли в плен, и разграбили все, что было в домах.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.и откараха в плен всичките им деца и жени, и разграбиха всичко що имаше в къщите.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.ואת כל חילם ואת כל טפם ואת נשיהם שבו ויבזו ואת כל אשר בבית׃
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.وسبوا ونهبوا كل ثروتهم وكل اطفالهم ونساءهم وكل ما في البيوت
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.又 把 他 們 一 切 貨 財 、 孩 子 、 婦 女 、 並 各 房 中 所 有 的 、 都 擄 掠 去 了
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.又 把 他 們一切 貨財 、 孩子 、 婦女 、 並各 房 中 所有 的 、 都擄掠 去了
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.A karolinai papagáj mindenki udvarában ott díszelgett.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Il parrocchetto della Carolina era un pappagallo colorato molto comune.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.캐롤라이나 잉꼬는 모든 뒷마당을 환하게 만드는 앵무새였습니다.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.La perruche de Caroline était un perroquet qui illuminait tous les jardins.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.O periquito-da-Carolina era um psitaciforme que dava vida aos quintais em todo o lado.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Papagalul din Carolina lumina curțile tuturor.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Papużka karolińska była pospolitym gatunkiem.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Parkit Carolina adalah sejenis kakatua yang menyemarakkan halaman setiap rumah.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Vẹt đuôi dài Carolina từng rực rỡ khắp các mảnh sân.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Το παρακίτ της Καρολίνα ήταν παπαγάλος που τον συναντούσες σε κάθε αυλή.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Когда-то Каролинского длиннохвостого попугая можно было встретить в каждом дворе.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi."תוכוני קרוליינה" היו תוכים שהאירו חצרות בכול מקום.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.كانت طيور بَرَاكِيت كَارُولَيْنَا تملأخلفيات المنازل في كل مكان.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.しかし羽毛が狙われ絶滅しました
Cenaze evlerinden.Begrafenis ondernemers.