Ana içeriğe geç
Sözlük

evlerin ile cümle

evlerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kışa doğru tekrar evlerine geri dönerler.На зиму вони поверталися на місця свого проживання.
Kadınlar evlerine dönerler.А друзі поспішають додому.
Bunların çoğu evlerin altındadır.Більшість березян знаходилася по домівках.
Halk topraklara el koyup kendi evlerini inşa ettiler.Вони колонізували світи, перетворюючи їх на свої домівки.
Eğer bu centilmenler evlerinize girmek isterse, siz evleriniz terk edin.Якщо ви збираєтеся повернутися додому в своє ліжко, не носіть їх!
Evlerin çoğu bir ya da iki katlı olup daha büyük de olabilirler.В номері може бути від двох ліжок і більше.
İki Yahudi çocuğunu evlerine götürdüler .Бягство) про двох єврейських дітей.
Evlerin etrafında toprak veya tahtadan duvarlar bulunur.З будь-якого будинку видно поля і ліси.
Osmanlıların Kıbrıs'ı fethi sırasında, köylerde yaşayanlar evlerini terk edip dağlara kaçtı.Дізнавшись про новий наступ ворогів, селяни покинули домівки і сховались на горі.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Деякі з цих приміщень і сьогодні використовують як сараї або хліви.
Bu dönemde aile Topağacı semtindeki evlerinde yaşadı.Дружина на той момент проживала в Лохвиці.
Tarım faaliyetleri sadece evlerin ihtiyacını karşılayabilecek kadardır.Сільське господарство задовольняє потреби лише місцевого населення.
19. yüzyılda yapılmış klasik Adana evlerine benzemektedir.Також зберігся палац побудований в XIX ст. столітті в класичних формах.
Evlerinin yakınına bir buz pisti yapılınca o ve annesi patencileri izlemeye gitti.Поруч з його будинком відкрилась ковзанка, і Дайсуке з мамою пішов подивитись на хокеїстів та фігуристів.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.Більша частина будинку була перебудована.
Evlerin çoğu ahşaptır.Більшість вугрів — хижаки.
Suçlu gittiğinde Griffinler Quahog'daki evlerine geri döner.Після цього майбутня королева їде назад в Хетфілд-хаус.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.Через деякий час в країні ввели кабельне телебачення.
Mary bebek evlerini sever.Мері подобаються лялькові будиночки.
Filmde ayrıca Üçhisar'ın ünlü mağara evlerini birçok kez izliyoruz.У фільмі ми також багато разів переглядаємо знамениті печерні будинки Üçhisar.
Yüzde 92'sinin cep telefonu vardır ve evlerin yüzde 58'inde internet bağlantısı vardır.Přibližně 92 % Finů má mobilní telefon a 58 % je připojeno k internetu doma.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Stovky lidí musely opustit své domy.
Bu dönemlerde Japonların evlerinde, mutfak ayrı bir oda haline gelmeye başlamıştı.V japonských domácnostech se v té době stávaly kuchyně oddělenou místností hlavního domu.
Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar.Svá obydlí staví na hojně se vyskytujících jehličnanech.
Erken Orta Çağ Avrupa’nın tek odalı evlerinde binanın en yüksek yerinde açıkta bir ateş olurdu.Rané středověké jednoduché domy měly otevřený oheň pod nejvyšším bodem budovy.
Bunun üzerine Doktor'un adını ve evlerinin adresini verir.Uvedl přitom své jméno a adresu.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Mrtví bývali pohřbíváni pod podlahy domů.
Ocaklar ise evlerin hem içinde hem de dışında yer alıyordu.Tratě se nacházely ve městech i mimo ně.
Evlerin girişleri üst kısımlarında bulunmaktadır.K přízemním bytům náleží předzahrádky.
Görüşmeler ve barış anlaşmaları tamamlandıktan sonra askerler evlerine döndü.Po skončení válek se vojska rozpadávala, vojáci se vraceli do svých domovů.
Bu evlerin her biri bir sanat eseridir.Každá z budov je svým způsobem legendou.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.Většina těchto budov byla později zrestaurována.
Evlerin batısında bölme duvarları vardır.Na západní straně jsou bytové domy.
Kadınlar evlerine dönerler.Ženy zůstávaly doma.
Günümüzde Cherry'nin hayatı Malmö, Stokholm ve Londra arasındaki evlerinde geçmektedir.Dnes střídavě obývají své domy u Malmö,Stockholmu a Londýna.
İkinci kitap Nikolay Rostovun Moskova'ya, evlerine dönmesi ile başlar.Nikolaj Rostov se vrací domů do Moskvy a jede s ním Děnisov.
Osetlerden evlerini geri satın aldılar.Jak získat klienty zpět.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.V televizi se již večer objevily záběry z okolí domu.
Bodø'da Altı bin kişi yaşıyordu ve 3500 kişi saldırıda evlerini kaybetti.Ve městě v tu dobu žilo 6000 lidí, 3500 obyvatel ztratilo během náletu své domovy.
Evlerini boşaltıp bıraktık.Ta poničila některé domy.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Když se rodině začalo trochu dařit, přestěhovali se do malého domku v lepší části města.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.To se velmi osvědčilo např. u recenzí na ubytování.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Maďarsko tak přišlo o třetinu svého území a o polovinu obyvatel.
Evlerinde zengin bir kütüphaneleri vardı.V chrámu byla bohatá knihovna s mnoha cennými svazky.
Akşam, ayı yine evlerine gelince sevinmişler.Zvony se však přes noc vrátily zpět domů.
1638'de ise bölgedeki evlerin sayısı kırka yükseldi.Před rokem 1648 byla rozloha obce dvojnásobná.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.Většina domů zůstala nepoškozená.
Yöreye ait eski ahşap işlemeli evlerin pek çoğu yanmış veya yıkılmıştır.Spousta doposud zachovalých středověkých hradních budov se zřítila nebo vyhořela.
Güvenli evlerinde birçok silah bulundurur.Mezi uprchlíky se mělo nacházet mnoho zbraní.
Meyve ağaçları ise daha ziyade evlerin bahçelerinde yetiştirilmekteydi.Ovocné stromy jsou v zahradách spíše výjimečně.
3.304 kişilik nüfusa sahip Çaldıran'da evlerin %95'i yıkıldı ve 615 kişi öldü.Povodní bylo celkově postiženo 11 milionů obyvatel a zničeno 5 960 000 budov.
Yayın ekipmanları ise onların olduğu evlerine taşındı.Vojáci se tedy rozešli do domů, kde byli ubytováni.
Bundan sonra gelen misafirler evlerine dönerler.I ostatní hosté se pak odebírají domů.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.O treime din casele sale au fost avariate sau distruse, iar orașul a pierdut jumătate din populație.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Aceasta viziune completează o profeție care spune cum ei au găsit noua casă în această locație.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Familia sa a fost silită să își părăsească locuința, trebuind să se mute într-o zonă mărginașă a orașului.
Gemilerini batıdaki evlerine dönmek için Adriyatik Denizi'ne taşımış, karaya çıkmışlardır.Au debarcat, pentru a-și căra barca la Marea Adriatică, înspre vest, pentru a ajunge înapoi acasă.
28 Kasım 2005'te Manson ve von Teese evlerinde düzenledikleri bir tören ile evlendi.Pe 28 noiembrie 2005, Manson și Von Tesse s-au căsătorit în privat, o ceremonie în propria casă.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Majoritatea caselor au o vechime de aproape un secol.
Sağ kalanlar ise 1944'te evlerine döndüler.Ultimii supraviețuitori s-au întors acasă în 1952.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod