Ana içeriğe geç
Sözlük

evlerin ile cümle

evlerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.20% mieszkańców Suclei i uległo zniszczeniu 1/3 budynków mieszkalnych.
Ayrıca isyana katılmayan hocalar da geri gitmemek üzere evlerinden çıkarılarak oraya getirilmişlerdi.Postanowili więc wrócić do swoich do Alezji, jednak i tu zostali wypędzeni.
Genel olarak evlerde ve evlerin civarında bulunur.Często znajdowany w pobliżu i wewnątrz domów.
Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşmelerdir.Domy były podobne do siebie i ściśle do siebie przylegały.
Beverly Hills'teki evlerinde yaşıyorlar.Zamieszkali w Beverly Hills.
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.Potem zostawiono więźniów samych w kaplicy, aby mogli się pomodlić.
21 Kasım'da evlerinde küçük bir cenaze töreni yapıldı.W niedzielę, 21 listopada odbył się pogrzeb.
Üç yaşında evlerinin yakınındaki İbtidaî Okulu'na (ilkokul) gitti.W wieku trzynastu lat trafił do szkoły z internatem.
Erkeklerin bilgisayara dayalı olan teknolojik dünyasını kadınların dekore edilmiş evlerine taşıdı.Do przeniesienia ruchu człowieka na ruchy komputerowej postaci użył techniki zwanej rotoskopią.
Atölyelerin hepsi evlerin içinde yer alıyordu.W czasie występów wszystkie miejsca były zajęte.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Przywożąc ze sobą dary niejednokrotnie odwiedzała Lubaczów.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Rodzina przeprowadza się do mniejszego domu.
Evlerin çoğu tipik Karadeniz evidir.Większość z pozostałych to typowe ronda osiedlowe.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.W ten sposób przygotowuje się np. budynie.
Annesine suikast edildiği gün Dubai daki evlerinde tatilde idi.W chwili zamachu na jego matkę 27 grudnia 2007, przebywał w domu rodzinnym w Dubaju.
Njal, oğullarının evlerini koruyabileceklerini ve bu doğrultuda bir plan yapmalarını önerir.Njal sugeruje swoim synom, żeby bronili się wewnątrz domu.
İnsanlar iktisada dayalı olarak yaşadıklarından, tamamı, kendi evlerini yapmış ve işlerini kurmuşlardır.Wbrew obietnicom większość z nich musiała wybudować sobie domy.
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.Policja austriacka zrewidowała jego rzeczy, nic jednak nie znalazła.
Aynı zamanda JOTI'ye izciler evlerinden de katılabilmektedir.Dodatkowo użytkownicy mogą otrzymać zaproszenia bezpośrednio od Joost.
750.000 Kosovalı mülteci evlerine geri döndü.27 tys. uchodźców rozpoczęło powroty do swoich domostw.
Evlerin çatıları ahşap kirişler ve hasır kullanıldığı altında, geleneksel yuvarlak çinilerle kaplanmıştır.Dach wieńczący konstrukcję pokryty jest kolorowymi dachówkami i zdobiony tradycyjnymi chińskimi smokami.
Evlerin çoğu bir ya da iki katlı olup daha büyük de olabilirler.Lokal może składać się z dwóch lub większej liczby pomieszczeń.
Eski evlerin altında "dam"(ahır) yer alır.Obecnie w miejscu dawnej kamienicy znajduje się pawilon ,,Sawa” Domów Towarowych Centrum.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Zarabiał wynajmując jeden z pokojów swojego domu.
Şehirde bulunan evlerin yoğunluğu 275.1/km² idi.W mieście było 22 507 budynków mieszkalnych z zagęszczeniem 271,4/km².
Bunların çoğu evlerin altındadır.Większość z nich zarejestrowana jest w Chojnicach.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.Myśliwi w panice uciekają do miasteczka.
Bayram sabahı sahah namazı öncesi evlerin önünde ateş yakılır.Zapala się ją w czasie wieczornic i modlitw porannych.
Ülkelerinden çıkan Yahudiler evlerini, işlerini ve mal varlıklarını arkada bırakmak zorunda kaldılar.Uchodźcy musieli opuścić swoje domy, firmy i większość majątku.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Många åker hem så länge till sina gårdar och hjälper till med skörden.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Omkring 300 000 människor tvingades lämna sina hem.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Han tvingades snart att flytta från sitt hus till en billigare bostad.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.Många av husen är nyligen renoverade.
Bunun yanında ailelere, evlerinde destek sağlamak amacıyla oluşturulan bir ekip de bulunur.Utöver detta finns hemtjänst, för dem som klarar av att med viss hjälp bo kvar i sitt eget hem.
Bunların çoğu evlerin altındadır.De flesta finns i Oretrakten.
Çok fakir olan kiracılar gidecek başka yerleri olmadığı için evlerinden çıkmayı reddederler.Många av de familjer som bor kvar har inte råd att flytta då de inte får sålt sina hus.
30 cm külün binalara yığılması evlerin yıkılmasına neden olabilir.Laharer som är tjockare än 30 cm kan få hela byggnader att kollapsa.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.De yttre delarna av nätet är mer än 100 år gamla.
Bu evlerin her biri bir sanat eseridir.Varje artikel blev ett konstverk.
Sağ kalanlar ise 1944'te evlerine döndüler.Få av dem kunde 1945 återvända till hemlandet.
Evlerin çoğu ahşaptır.De flesta hus är höghus.
Bugün taş evlerin çoğu iskelet halindedir.Idag är de flesta byggnader vid Årstaviken rivna.
Almanya'da, Lebensborn evlerinde yaklaşık 8.000 çocuk dünyaya geldi.I Kanada finns det cirka 48.000 barn som bor i familjehem.
Bu evlerin bir bölümü günümüzde otel olarak hizmet vermektedir.En av dem fungerar nu tidvis som hotell.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.De anländer ungefär samtidigt och ska ta plats i soffan för att se på TV.
İkinci kitap Nikolay Rostovun Moskova'ya, evlerine dönmesi ile başlar.Henry (Fredde Granberg), i sin tur kommer hem från Moskva.
Ocaklar ise hem evlerin içinde hem de dışında yer alıyordu.Fängelset har både varit inom- och utomhus.
Daha sonra kalabalık , evlerine döner.Efter detta kan gruppen återvända till sina hem.
Aile yeni evlerine doğru yola çıkarlar.Snart är de på väg mot pojkarnas hus...
Bazı yerel yetkililer evlerinde klimaları olmayanlar için genel serinleme merkezleri bile oluşturmuşlardır.Alla kommuner hade ställt i ordning nödinkvarteringsplatser för dem som inte kunde bo kvar hemma.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.Många kontorsbyggnader förblev oanvända.
Onları tutsak aldı ve evlerini yıktı.Han tog dem därför som gisslan och fängslade dem.
Kısa bir süre sonra ayılır ve hepsi evlerine dağılırlar.När vattnet slutligen lättar går alla hem.
Ailesi kısa bir süre sonra iflas etti ve evlerinden çıkarıldılar.Fadern lät då göra dem arvlösa och de fördrevs från hemmet.
Bunun üzerine Doktor'un adını ve evlerinin adresini verir.Крім того він повідомив його ім'я і домашню адресу.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Геродот зазначав, що єгиптяни були єдиним народом, який тримав тварин у своїх будинках.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Ще два роки він перебував у Лунді.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Більша частина будівель цього району мають понад 100 років.
Yeşil ağaç kurbağaları evlerin içindeki lavabo ve tuvalet gibi su kaynaklarına yerleşmeleriyle de tanınırlar.Зелені деревні жаби відомі тим, що населяють водні джерела всередині будинків, таких як раковини або туалети.
Yalnız perşembe öğleden sonra ve cuma günleri evlerine gitme hakları vardı.У четвер і п'ятницю ми ночували ще в своїй хаті.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod