İki odalı küçük evleri dönmelidir.Taajamassa on kaksi pientä hotellia.
Simpsonlar kendi evlerini alana kadar ailesiyle birlikte Springfield’ın aşağı doğu kısmında yaşadı.Hän asui perheensä kanssa Springfieldin itäpuolella, kunnes hänen vanhempansa ostivat ensimmäisen talonsa.
Zaten pis evleri seçermiş.Hän suunnitteli myös taloja.
Odunpazarı Evleri ^ GörünümüUnohdettujen ovien talo).
Kahve evlerinde popüler bir içecektir.70 % kahvista juodaan kotona.
Kışa doğru tekrar evlerine geri dönerler.Syksyllä ne hakeutuvat takaisin talvehtimisalueilleen.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Jäljellä olevista taloista suurin osa on alle sata vuotta vanhoja.
Edirne evlerinin hepsinin genişçe bahçeleri vardı.Kaikkien pönttöjen lähituntumassa oli kotipuutarhoja.
Çocuk, devletin ücretsiz doğum evlerinde doğardı.Lapsi oli heti synnyttyään valtion omaisuutta.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.Sen rakennukset purettiin lopulta 1929.
Buduq evleri tarihen 2 odalı evlerden oluşan olmuş ve alt kattan genelde hayvan korunması için kullanılmıştır.Tyypillisessä talossa on kaksi kerrosta, joista ylin on asuinkäytössä ja alin kotieläinten suojana.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Ihmisiä haudattiin talojen alle.
Fakat bu kaçamak evlerine hırsız girmesiyle son bulur.Raivoissaan se lähtee etsimään varkaita.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Heinävedellä kärsittiin väestökatoa ja kolmasosa taloista autioitui.
Şikago’nun banliyösü olan Oak Park’ta kendi evlerini tasarladı.Wright perusti oman arkkitehtitoimiston ja rakensi talon Chicagoon Oak Parkiin.
Harran Evleri Eshab-ı Kehf Dağı : Yedi Uyurlar'ın mağarasının bulunduğu dağLegenda pitää ihmeen tapahtumapaikkana ns. Seitsemän nukkujan luolaa (turk.
Daha sonra bir patlama olmuş yakındaki evlerin camları kırılıp duvarları çatlamıştır.Räjähdyksen seurauksena lähialueen talot vavahtelivat ja ikkunoita rikkoutui.
Onları tutsak aldı ve evlerini yıktı.He vapauttivat panttivangit ja tuhosivat leirin.
Ancak evler terk edildiği için evlerin çoğu yıkılmıştır.Suurin osa asuinalueiden taloista on purettu.
Bu örümcek ortalığı kasıp kavurur, insanların evlerini yakıp yıkar.Ihmisten verta vuodatetaan ja heidän talonsa tuhotaan.
Sağ kalanlar ise 1944'te evlerine döndüler.Takaisin vallatut alueet evakuoitiin uudelleen vuonna 1944.
Evlerin tuvaletleri evin dışındaydı.Kylpyammeet katosivat kotoa.
Bu sırada beyazlar, kadının sokağındaki evleri aramaya başlamıştır.Tämän myötä koko valkoisen talon turvamiehet joutuvat etsimään tyttöä pitkin kaupunkia.
Otoyolların yakınında bulunan yükseltilerde bolca müstakil evlerin bulunduğu yerleşkeler bulunur.Majan lähituntumassa on aurattuja pysäköintipaikkoja melko runsaasti.
Bugün taş evlerin çoğu iskelet halindedir.Ruukinpuiston rakennukset ovat nykyään pääosin asuntoina.
Modern opera evlerindeki yapımların çoğu "Gustav Mahler" versiyonu kullanmaktadır.Hän loi orkesterin maailmanmaineen erityisesti Gustav Mahlerin teosten tulkkina.
Aynı zamanda saldırganlar Ziraat Bankası'nı soymak amacıyla banka personelinin evlerine baskın yaptılar.Se estää myös pankkiryöstäjiä sulkemasta ihmisiä pankkiholviin ryöstön jälkeen.
Üç tane olan Eğlence Evleri'nin sayısı, 34'e çıkar.Valmistajien MM-sarjassa talli sijoittui neljänneksi 34 pisteen turvin.
Siyasi tutukluların ve sürgün edilenlerin büyük kısmına, evlerine dönme izni verildi.Sopimus antoi pakolaisille ja sotavangeille luvan palata kotimaihinsa.
Samanbahöe Evleri projesi üç aşamada tamamlanır.Nummenpakan koulu on rakennettu kolmessa vaiheessa.
Ziyaretçilerin büyük kısmı her yaz dönmekte ve bazıları sahil boyunca kendi tatil evlerini kiralamaktadır.Kesäisin osa heistä palaa mökeilleen kosken rannalle.
Şehri terk ederken cemaat evlerini yakarlar.Lähden isänmaastani, kotikaupunkini palaa.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Perhe muutti Maskussa entistä isompaan taloon.
Halen bazı evlerin önünde su kuyusu bulunmaktadır.Kerrostaloalueella asutaan kuitenkin edelleen monessa talossa.
İşçiler paydosla evlerine gider, nöbetçiler kalır.Illalla viimeiset työntekijät lähtevät kotiinsa, kun yövartija jää vartioimaan työpaikkaa.
Evleri mezarları hâline geldi.Tanssi yli hautojen.
Evleri kerpiçten yapılmıştır.Talot rakennettiin savitiilistä.
Oldukça ağır biçimde beden eğitimi çalışır, her gün güvenli evlerinde sahip olduğu poligonlarda ateş eder.Päijät-Hämeen maanpuolustuspiiri pitää vuosittain yhteistoimintaharjoitukset Hälvälän ampumaradan maastossa.
Deprem evleri salladı.Maanjäristys tärisytti taloja.
Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır.Ο πατέρας του έχει μια κλινική κάτω από το σπίτι τους, στην οποία βάζει όλη την οικογένεια να δουλέψει.
Bu evlerin her biri bir sanat eseridir.Κάθε σπίτι εδώ είναι ένα αριστούργημα.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Το ένα τρίτο των κτιρίων του καταστράφηκε και έχασε σχεδόν τον μισό πληθυσμό του.
Artık fakirdir, evlerinin bir odasını bir kadına kiralamışlardır.Επειδή ήταν πολύ φτωχός νοίκιαζε δωμάτια του σπιτιού για να βγάλει κάποια χρήματα.
Kadınlar evlerine dönerler.Γυρίστε στα σπίτια σας!
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Χιλιάδες ατόμων εγκαταλείπουν τις εστίες τους.
Sıklıkla evlerin içinde veya pencerelerde, evdeki ışığa gelen böcekleri yerken görülebilir.Μπορεί να βρεθούν σε παράθυρα ή ακόμη και μέσα στα σπίτια, τρώγοντας έντομα που παρασύρονται από το φως.
Daha sonrasında da köydeki evlerinin ateşler içinde yanmasını izliyorlar.Όλοι πλέον παρακολουθούν το σπίτι του να καίγεται.
İngiltere'nin en büyük malikane evlerinden biri olan saray 1705-1722 yılları arasında inşa edilmiştir.Είναι μια από τις μεγαλύτερες οικίες στην Αγγλία και κτίστηκε κατά την περίοδο 1705 - 1724.
Evlerin tuvaletleri evin dışındaydı.Οι κουντούρες ήταν φοριόνταν εκτός σπιτιού.
Bununla birlikte, aile büyük evlerini terk edip küçük bir eve yerleşir.Η οικογένεια τελικά μένει σε ένα μικρό φτωχικό σπίτι.
Kimi yerlerde evlerin saçaklarına kadar yükselmiş.Σε πολλά σπίτια ξεριζώθηκαν οι στέγες τους.
Sağ kalanlar ise 1944'te evlerine döndüler.Επιστράφηκε στους ιδιοκτήτες του το 1944.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Αναγκάστηκε να μετακομίσει μαζί με την θεία του σε ακόμα μικρότερο σπίτι.
Dakka'daki evlerin sadece üçte ikisi su sistemine bağlıdır.Τα 2/3 των νοικοκυριών στη Ντάκα έχουν τρεχούμενο νερό.
Bu mimari yağan yoğun yağmurlardan evlerini korumak için yapılan su oluklarıdır.Προτιμάει να έχει κάποιο καταφύγιο για να προφυλάσσεται από τις έντονες βροχοπτώσεις.
Gerçi, evlerinde sürekli çeşitli müzikler dinlenirdi.Στο σπίτι του ακουγόταν κλασική μουσική όλη μέρα.
Günümüzde hamak, özellikle Latin Amerika ülkelerinde evlerin çoğunda bulunmaktadır.Έτσι δημιουργήθηκαν οι περισσότερρες Ελληνικές παροικίες κυρίως σε χωρες της Λατινικής Αμερικής.
Bandırma ilçesinde bütün Rum evleri Yunan Bayrakları ile donatılmıştır.Δόθηκε διαταγή να εφοδιαστούν όλα τα καταστήματα και τα σπίτια με βουλγαρικές σημαίες.
Ölüler evlerin tabanlarında açılan çukurlara gömülmüştür.Οι νεκροί ενταφιάζονταν σε λάκκους σκαμμένους στο εσωτερικό των κατοικιών.
Eski bir yerleşim birimi olup, kemerli taş evleri evleri halen ayaktadır.Είναι ένα δασοσκέπαστο χωριό με πέτρινα σπίτια, και παλιές ερειπωμένες κατοικίες.