Bu evlerin hepsi benzer.Toate aceste case se aseamănă.
1952'den itibaren müstakil evlerin inşası için ilk parsellerin dağıtımına başlandı.Din anul 1952 s-a început repartizarea primelor loturi pentru construcția caselor individuale.
1901 -1911 arasında inşa ettiği küçük ve konforlu evleri Prairie Evleri serisi olarak anılmaktadır.Az 1901 és 1911 között tervezett lakóépületei az úgynevezett Prairie House-ok voltak.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Ezután a háziak megvendégelik őket.
Panikleyen vatandaşlar evlerini boşaltmaya, sokaklarda ve geçitlerde toplanmaya başladı.A pánikba esett lakosok elhagyták házaikat, az utcákon és a sikátorokban gyülekeztek.
Bazen Persler Yahudilerin evlerine giriyor canlarının istediğini alıyorlar.Néha a perzsák betörnek a zsidók lakhelyeibe és elvesznek, akármit akarnak.
Evleri herkese açıktır.Lakása mindenki számára nyitva volt.
Beverly Hills, Los Angeles County'nin ve ülkenin en büyük evlerine sahiptir.Beverly Hillsben találhatóak Los Angeles megye és talán az USA legnagyobb házai.
Yahudi geleneklerince mezarlıklar dua evlerinin yakınında bulunmamalıdır.A zsidó szokás szerint ugyanis a temetőket nem helyezik a zsinagógák mellé.
Eilis İrlanda yatılı evlerinde yaşamaktadır ve her gece ev sahibeleriyle akşam yemeği yemektedir.Egy ír vendégházban lakik ahol minden este együtt vacsoráznak a többi lakóval.
Peter, Quahog'daki evlerini gizlice sattığını söyleyerek onları yeniden işe alır.Peter azonban újra alkalmazza őket, miután bevallja, hogy eladta a régi quahogi házukat.
Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş “megaron”lardan oluşuyordu.Korábban a házak egymás mellett álló megaronokból épültek fel.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Népességének egyharmada elpusztult, a városi lakosoknak a fele.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Ennek következtében több tízezren hagyták el házaikat.
Çevrede kullanılan geleneksel eşyalar bu evlerin içinde ve dışında sergilenmektedir.Ezt a technikát is alkalmazzák az épületeken kívül és belül is.
Yapılan deprem evleri hala kullanılmaktadır.A lerombolt házakat újjáépítették.
Osetlerden evlerini geri satın aldılar.Házát gyűjtők vásárolják.
Bu evlerin bir bölümü günümüzde otel olarak hizmet vermektedir.Ma az épület egy részét egy szálloda foglalja el.
Evleri mezarları hâline geldi.Házsongárdi séta sírjaik közt.
Prens onlara evlerine götürmüş.Egy férfi vitte haza őket.
Ardından, 1894'te, Deyra' da başlayan yangın evlerin birçoğunu yok etti.A második 1894-ben, amikor Deirában pusztított tűzvész, s a legtöbb otthon leégett.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.1928-ban 27 háza leégett.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.A kastély nagy része kihasználatlanul áll.
Bodø'da Altı bin kişi yaşıyordu ve 3500 kişi saldırıda evlerini kaybetti.6000 lakosából 3500 vesztette el otthonát a támadáskor.
Hacılar’a benzer dikdörtgen planlı evlerin duvarları geometrik motifli resimlerle bezelidir.Az épületek a hacilariakhoz hasonlóak, rajtuk geometrikus mintázatú képekkel.
Halen bazı evlerin önünde su kuyusu bulunmaktadır.A házak előtt vízelvezető árkok húzódtak.
Daha sonrasında da köydeki evlerinin ateşler içinde yanmasını izliyorlar.Körülnézve látta hogy háza lángokban áll.
Evlerini boşaltıp bıraktık.A házukat üresen találták.
Görüşmeler ve barış anlaşmaları tamamlandıktan sonra askerler evlerine döndü.Miután újra béke lett a katonák visszatértek állomáshelyükre.
Evleri kerpiçten yapılmıştır.Házaikat vályogból készítették.
Wittgenstein bir süre özellikle evlerin iç mimarisi ve dizaynı ile ilgilenmiştir.A Bauhaus szellemisége főleg a bútor- és interieurtervezésben jelentkezett.
Evleri genellikle üç-dört katlı ve bahçelidir.Ezek általában 3-4 szobás, középfolyosós épületek voltak.
Geleneklerin temeli, baharı karşılamak için evleri çiçekler ve çiçek açan dallarla süslemektir.A roma đurđevdan hagyományai szerint otthonukat virágokkal és virágzó ágakkal díszítik a tavasz tiszteletére.
Buna rağmen Csaba, çamurlu sokakları ve tıkış tıkış evleri ile büyük bir köye benzer.Ettől függetlenül még mindig egy nagyra nőtt falura hasonlított kis házaival, zsúfolt, sáros utcáival.
Bu kızların evlerine gelin olarak getirilmesi önemli sayıldı.Ezekben a házasságokban a nő hozományát az új háztartás megalapítására használták.
Evlerin kapıları hep doğuya açılır.A ház bejárata minden esetben kelet felé néz.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.A házak nagy részét újjáépítették.
Hasankeyf'in eski evleri.Régi tornácos lakóházak.
Köylüler hep birlikte yürüyüş halinde evlerine dönerler..Hárman, mint jóbarátok gyalog indulnak haza.
Bu sırada Georino da ortaya çıkıp karısına hemen evlerine dönmesini bildirir.Ezért hamarosan megérkezik Kreón, hogy hazavigye.
2005'te (kimisi zorla da olsa) Yahudiler Gazze'deki evlerinden çıkarıldı ve evleri yıkıldı.2005-ben Izrael kiürítette a gázai zsidó településeket, és kivonult az övezetből.
Müslümanların evleri tek tek aranarak Ermenilere ait malları kendilerine verilmek üzere toplattı.A muzulmánoknak a vagyonukhoz mérten kell adományokat adni.
Bu yüzden komşularının evlerinde tuhaf bir şeyler olduğundan şüphelenmektedir.Elmondja, hogy valami borzalmas dolog történik a doktor házában.
Evleri Ockham Park’taki geniş arazideydi.A család Ockham Parkban élt a Surrey megyei Ockhamben.
29 Ağustos 1984'te babası tarafından evlerinin bodrumuna hapsedildi.A lányt 1984. augusztus 28-án, tehát 18 éves korában börtönözte be az apja a pincéjükben kialakított cellába.
Kristi, evlerine ruhun musallat olduğuna inanır ve bunu kocasına söyler.Murphy meg van győződve arról, hogy a házban szellem van, aki kommunikálni akar vele.
En az Safranbolu evleri kadar ayakta kalabilmiştir.Mint nyugalmazott bányatanácsos Abrudbányán lakott egészen haláláig.
1870 yılındaki Beyoğlu yangınında evlerini kaybeden Levantenler zamanla bu bölgeye taşınmaya başladılar.Az 1870-es nagy beyoğlui tűzvészkor fedél nélkül maradt levanteiek kezdték el benépesíteni.
Bir bölümde Puggo ekibi ile Andy'nin evlerinin önünde çekim yaparlar.Elhatározza, hogy riasztót szereltet a maga és Andrea lakásába.
Bu örümcek ortalığı kasıp kavurur, insanların evlerini yakıp yıkar.A harag eluralkodik rajta és felgyújtja a férfi csizmáját.
Bu evlerin bir depreme dayanma özelliği de toprağın dibine yapılmamasıdır.Példa Kulcs Vissza, a háztetőn szükséges ez az alap, nem a földön.
Aile geçmişleri ve evleri ile gurur duymaktadırlar.Foglalkozott szülőfaluja és a Sóvidék népi fazekasságának múltjával és jelenével.
Evlerimizin neşesiydi.Az élmények otthona.
Evlerin çoğu tarihi ve eskidir.Az intézet különböző épületeinek többsége történelmi és építészeti különcség.
Evlerin çıkışını birçok hanenin birlikte kullandığı uzun avlular sağlıyordu.Időszakos falvaikban nagy, több család által használt kunyhókat építettek.
Halk topraklara el koyup kendi evlerini inşa ettiler.A betelepülők földeket vettek, házakat építettek.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Tuhannet ihmiset joutuivat jättämään kotinsa.
Sıklıkla evlerin içinde veya pencerelerde, evdeki ışığa gelen böcekleri yerken görülebilir.Niitä löydetään usein ikkunoista ja talojen sisältä syömässä valon houkuttelemia hyönteisiä.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.Ihmiset ryntäilevät paniikissa sinne tänne.
Yaşadığı evlerin bazıları müze hâline dönüştürülmüştür.Osa heidän rakentamistaan taloista on edelleen olemassa museotiloina.