Evlerin girişleri üst kısımlarında bulunmaktadır.K přízemním bytům náleží předzahrádky.
Görüşmeler ve barış anlaşmaları tamamlandıktan sonra askerler evlerine döndü.Po skončení válek se vojska rozpadávala, vojáci se vraceli do svých domovů.
Bu evlerin her biri bir sanat eseridir.Každá z budov je svým způsobem legendou.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.Většina těchto budov byla později zrestaurována.
Zaten pis evleri seçermiş.Vybere si dům Na Úbočí.
Evlerin batısında bölme duvarları vardır.Na západní straně jsou bytové domy.
Gayzerlerden gelen buhar ve sıcak su 1943 yılından bu yana evleri ısıtmak için kullanılmaktadır.Pára a teplá voda byla taktéž používána pro vyhřívání islandských domácností, a to již od roku 1943.
Kadınlar evlerine dönerler.Ženy zůstávaly doma.
Günümüzde Cherry'nin hayatı Malmö, Stokholm ve Londra arasındaki evlerinde geçmektedir.Dnes střídavě obývají své domy u Malmö,Stockholmu a Londýna.
İkinci kitap Nikolay Rostovun Moskova'ya, evlerine dönmesi ile başlar.Nikolaj Rostov se vrací domů do Moskvy a jede s ním Děnisov.
Osetlerden evlerini geri satın aldılar.Jak získat klienty zpět.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.V televizi se již večer objevily záběry z okolí domu.
Evleri mezarları hâline geldi.Naplivu na vaše hroby.
Avrupa’daki gibi, üst sınıfların evleri yemek pişirme işi için ayrı bir odaya sahiptiler.Podobně jako v Evropě měly bohatší domácnosti samostatnou stavbu, která byla určena speciálně pro vaření.
Bodø'da Altı bin kişi yaşıyordu ve 3500 kişi saldırıda evlerini kaybetti.Ve městě v tu dobu žilo 6000 lidí, 3500 obyvatel ztratilo během náletu své domovy.
Evlerini boşaltıp bıraktık.Ta poničila některé domy.
Tarihi Antep Evleri FotoğraflarıPortály: Antika | Pes domácí
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Když se rodině začalo trochu dařit, přestěhovali se do malého domku v lepší části města.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.To se velmi osvědčilo např. u recenzí na ubytování.
Evleri ise kar ve yağmurun etkisiyle harabeye dönmüstür.Jezero je napájeno sněhovými a dešťovými srážkami.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Maďarsko tak přišlo o třetinu svého území a o polovinu obyvatel.
Evlerinde zengin bir kütüphaneleri vardı.V chrámu byla bohatá knihovna s mnoha cennými svazky.
Akşam, ayı yine evlerine gelince sevinmişler.Zvony se však přes noc vrátily zpět domů.
Evleri, Ibrox Stadyumu, şehrin güneybatısındadır.Jeho domovským stadionem je Ibrox Stadium, který stojí na jihozápadě města Glasgow.
Bu sağlık ocaklarına bağlı sağlık evleri de halka sağlık hizmetlerini sunmaktadır.Dále pak tyto zdravotní pojišťovny musí mít smlouvy se zdravotnickými zařízeními.
1638'de ise bölgedeki evlerin sayısı kırka yükseldi.Před rokem 1648 byla rozloha obce dvojnásobná.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.Většina domů zůstala nepoškozená.
Yöreye ait eski ahşap işlemeli evlerin pek çoğu yanmış veya yıkılmıştır.Spousta doposud zachovalých středověkých hradních budov se zřítila nebo vyhořela.
Güvenli evlerinde birçok silah bulundurur.Mezi uprchlíky se mělo nacházet mnoho zbraní.
Evleri herkese açıktır.Rodinný dům pro každého snadněji.
Meyve ağaçları ise daha ziyade evlerin bahçelerinde yetiştirilmekteydi.Ovocné stromy jsou v zahradách spíše výjimečně.
3.304 kişilik nüfusa sahip Çaldıran'da evlerin %95'i yıkıldı ve 615 kişi öldü.Povodní bylo celkově postiženo 11 milionů obyvatel a zničeno 5 960 000 budov.
Yayın ekipmanları ise onların olduğu evlerine taşındı.Vojáci se tedy rozešli do domů, kde byli ubytováni.
Bundan sonra gelen misafirler evlerine dönerler.I ostatní hosté se pak odebírají domů.
Bandırma ilçesinde bütün Rum evleri Yunan Bayrakları ile donatılmıştır.Při každém výročí je většina veřejných budov a bydlišť ozdobena řeckými vlajkami.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.O treime din casele sale au fost avariate sau distruse, iar orașul a pierdut jumătate din populație.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Aceasta viziune completează o profeție care spune cum ei au găsit noua casă în această locație.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Familia sa a fost silită să își părăsească locuința, trebuind să se mute într-o zonă mărginașă a orașului.
Çift New York'ta yaşasalar da Edinburgh'da da evleri vardır.Ei locuiesc în Los Angeles ,dar au și o a doua casă în Hamburg.
Gemilerini batıdaki evlerine dönmek için Adriyatik Denizi'ne taşımış, karaya çıkmışlardır.Au debarcat, pentru a-și căra barca la Marea Adriatică, înspre vest, pentru a ajunge înapoi acasă.
28 Kasım 2005'te Manson ve von Teese evlerinde düzenledikleri bir tören ile evlendi.Pe 28 noiembrie 2005, Manson și Von Tesse s-au căsătorit în privat, o ceremonie în propria casă.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Majoritatea caselor au o vechime de aproape un secol.
Sağ kalanlar ise 1944'te evlerine döndüler.Ultimii supraviețuitori s-au întors acasă în 1952.
Evlerimiz fevkalade sağlam inşa edilmiştir.Locuințele erau foarte dezvoltate.
Takımdaki ilk golünü 1 Eylül 2013 tarihinde evlerinde 6-2 yendikleri TSG Hoffenheim'a attı.A marcat primul său gol pentru Stuttgart pe 1 septembrie 2013 într-o victorie de 6-2 cu TSG Hoffenheim.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.Telespectatorii au parte doar de câteva momente din casă.
Bu opera Mozart'ın ölümünden sonra birçok yıl popüler olarak opera evlerinde sahnelendi.Opera a rămas populară pentru mulți ani după moartea lui Mozart.
Evleri ve bağları yakıldı.Le arde casele și locurile unde lucrau.
Siyasi tutukluların ve sürgün edilenlerin büyük kısmına, evlerine dönme izni verildi.Unele articole prevăd repatrierea forțată a refugiaților și imunitatea lor după reîntoarcerea în patrie.
Bunların çoğu evlerin altındadır.Majoritatea acestora se află în clădiri-monument.
Evlerinde zengin bir kütüphaneleri vardı.În atelierul său ținea o bibliotecă nu prea mare.
Zaten pis evleri seçermiş.Li s-au confiscat chiar casele.
Arazi üzerindeki evleri birbirine bağlamak üzere yollar inşa edilebilir.Clădirile trebuie să fie unite prin drumuri.
Bazen de evlerin uzağında kırlarda bulunurlar.Uneori ei sunt întâlniți și în locuințele umane.
Karaevli: Kara Otağlı yani evleri kara.Zona: Podișul Târnavelor - Terasele Mureșului.
Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır.Părinții lui dețineau un magazin de dulciuri și era de așteptat ca întreaga familie să lucreze acolo.
Bir avlunun etrafında sıralı birimlerden oluşan evlerin tarihi 150-200 yıl kadardır.Locuințe din zona Anatoliei care să aibă peste 150-200 de ani se găsesc greu.
Gerçi, evlerinde sürekli çeşitli müzikler dinlenirdi.Acasă la familia lui erau organizate regulat seri muzicale.
Ayrıca bu bina ve çevresindeki evlerin kiraları oldukça yüksektir.Prețurile locuințelor și terenurilor din acest cartier continuă să fie mari.
Birçoğu depremden sonra evlerini kaybetti.Mulți și-au pierdut casele după cutremur.