Ana içeriğe geç
Sözlük

evleri ile cümle

evleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ocaklar ise hem evlerin içinde hem de dışında yer alıyordu.Fängelset har både varit inom- och utomhus.
Daha sonra kalabalık , evlerine döner.Efter detta kan gruppen återvända till sina hem.
Aile yeni evlerine doğru yola çıkarlar.Snart är de på väg mot pojkarnas hus...
Grup bir hapishane bulur ve orayı yeni evleri yapmaya karar verir.De hittar till slut ett fängelse som de lyckas att göra till ett nytt och säkert hem.
Bazı yerel yetkililer evlerinde klimaları olmayanlar için genel serinleme merkezleri bile oluşturmuşlardır.Alla kommuner hade ställt i ordning nödinkvarteringsplatser för dem som inte kunde bo kvar hemma.
1901 -1911 arasında inşa ettiği küçük ve konforlu evleri Prairie Evleri serisi olarak anılmaktadır.Mellan 1900 och 1917 var hans design så kallade präriehus.
Bludworth Cenaze Evleri'nin sahibidir.Begravd i Viborgs domkyrka.
Evlerin çoğu kullanılamaz haldedir.Många kontorsbyggnader förblev oanvända.
Onları tutsak aldı ve evlerini yıktı.Han tog dem därför som gisslan och fängslade dem.
Kısa bir süre sonra ayılır ve hepsi evlerine dağılırlar.När vattnet slutligen lättar går alla hem.
Bu karanlık üç gün boyunca sürdü fakat İsrailoğullarının evleri aydınlıktı.Slaget hade då pågått tio timmar och i mörkret lyste den brinnande byggnaden upp omgivningen.
Ailesi kısa bir süre sonra iflas etti ve evlerinden çıkarıldılar.Fadern lät då göra dem arvlösa och de fördrevs från hemmet.
Bunun üzerine Doktor'un adını ve evlerinin adresini verir.Крім того він повідомив його ім'я і домашню адресу.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Геродот зазначав, що єгиптяни були єдиним народом, який тримав тварин у своїх будинках.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Ще два роки він перебував у Лунді.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Більша частина будівель цього району мають понад 100 років.
Yeşil ağaç kurbağaları evlerin içindeki lavabo ve tuvalet gibi su kaynaklarına yerleşmeleriyle de tanınırlar.Зелені деревні жаби відомі тим, що населяють водні джерела всередині будинків, таких як раковини або туалети.
Evlerimizin neşesiydi.Веселі чепурні будинки.
Yalnız perşembe öğleden sonra ve cuma günleri evlerine gitme hakları vardı.У четвер і п'ятницю ми ночували ще в своїй хаті.
Kışa doğru tekrar evlerine geri dönerler.На зиму вони поверталися на місця свого проживання.
Zaten pis evleri seçermiş.Шкідливі домішки відсутні.
Kadınlar evlerine dönerler.А друзі поспішають додому.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.Будинок збудований у 1929 році.
Bunların çoğu evlerin altındadır.Більшість березян знаходилася по домівках.
Halk topraklara el koyup kendi evlerini inşa ettiler.Вони колонізували світи, перетворюючи їх на свої домівки.
Eğer bu centilmenler evlerinize girmek isterse, siz evleriniz terk edin.Якщо ви збираєтеся повернутися додому в своє ліжко, не носіть їх!
Evlerin çoğu bir ya da iki katlı olup daha büyük de olabilirler.В номері може бути від двох ліжок і більше.
Los Angeles ve Massachusetts'te evleri vardır.Живе в Лос-Анджелесі та у Москві.
Son yıllarda taş evleri sayesinde çok fazla gelişmiştir.За останні роки в Пісках побудовано багато сучасних будинків.
İki Yahudi çocuğunu evlerine götürdüler .Бягство) про двох єврейських дітей.
Evleri genellikle üç-dört katlı ve bahçelidir.Як правило на поверсі 3—4 квартири.
Evlerin etrafında toprak veya tahtadan duvarlar bulunur.З будь-якого будинку видно поля і ліси.
Osmanlıların Kıbrıs'ı fethi sırasında, köylerde yaşayanlar evlerini terk edip dağlara kaçtı.Дізнавшись про новий наступ ворогів, селяни покинули домівки і сховались на горі.
Bu günde, ölülerin ruhlarının geçmişte yaşadıkları evleri ziyaret ettiğine inanılıyordu.Наприкінці осени поминали померлих, оскільки вірили, що душі небіжчиків відвідують будинки, у яких жили.
Günümüzde bu evlerin birçoğu hediyelik eşya mağazaları ve galeri gibi kullanılıyor.Деякі з цих приміщень і сьогодні використовують як сараї або хліви.
Bu dönemde aile Topağacı semtindeki evlerinde yaşadı.Дружина на той момент проживала в Лохвиці.
Tarım faaliyetleri sadece evlerin ihtiyacını karşılayabilecek kadardır.Сільське господарство задовольняє потреби лише місцевого населення.
19. yüzyılda yapılmış klasik Adana evlerine benzemektedir.Також зберігся палац побудований в XIX ст. столітті в класичних формах.
Evlerinin yakınına bir buz pisti yapılınca o ve annesi patencileri izlemeye gitti.Поруч з його будинком відкрилась ковзанка, і Дайсуке з мамою пішов подивитись на хокеїстів та фігуристів.
Evlerin çoğu yakın zamanda restore edilmiştir.Більша частина будинку була перебудована.
Evlerin çoğu ahşaptır.Більшість вугрів — хижаки.
Suçlu gittiğinde Griffinler Quahog'daki evlerine geri döner.Після цього майбутня королева їде назад в Хетфілд-хаус.
Evleri herkese açıktır.Усі будинки — приватні.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.Через деякий час в країні ввели кабельне телебачення.
Üç tane olan Eğlence Evleri'nin sayısı, 34'e çıkar.Кількість жертв у будинку сягнула 34 осіб.
Mary bebek evlerini sever.Мері подобаються лялькові будиночки.
Tom evleri nasıl satacağını bilir.Том уміє продавати будинки.
Filmde ayrıca Üçhisar'ın ünlü mağara evlerini birçok kez izliyoruz.У фільмі ми також багато разів переглядаємо знамениті печерні будинки Üçhisar.
Yüzde 92'sinin cep telefonu vardır ve evlerin yüzde 58'inde internet bağlantısı vardır.Přibližně 92 % Finů má mobilní telefon a 58 % je připojeno k internetu doma.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Stovky lidí musely opustit své domy.
Bu dönemlerde Japonların evlerinde, mutfak ayrı bir oda haline gelmeye başlamıştı.V japonských domácnostech se v té době stávaly kuchyně oddělenou místností hlavního domu.
Bununla beraber Loch Torridon’da başka bir arazileri ve Londra’da bir evleri vardı.Vlastnili také další pozemky u jezera Loch Torridon a dům v Londýně.
Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar.Svá obydlí staví na hojně se vyskytujících jehličnanech.
Erken Orta Çağ Avrupa’nın tek odalı evlerinde binanın en yüksek yerinde açıkta bir ateş olurdu.Rané středověké jednoduché domy měly otevřený oheň pod nejvyšším bodem budovy.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.Ti jim roku 1929 zapálili dům.
Suriye İç Savaşında evleri yıkıldı.Její dům byl zničen v syrské občanské válce.
Evleri Ockham Park’taki geniş arazideydi.Jejich sídlem byly rozsáhlé pozemky Ockham Parku v Surrey.
Bunun üzerine Doktor'un adını ve evlerinin adresini verir.Uvedl přitom své jméno a adresu.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Mrtví bývali pohřbíváni pod podlahy domů.
Ocaklar ise evlerin hem içinde hem de dışında yer alıyordu.Tratě se nacházely ve městech i mimo ně.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod