Ana içeriğe geç
Sözlük

evlere ile cümle

evlere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şarkı popüler Amerikan müziğinin evlere ulaşmasına yardım etmiştir.A musical sokat segített az amerikai zenés színháznak elérni a fiatalabb generációkat is.
Dünyanın birçok yerinde pizza evlere servis edildiği için tüketimi oldukça yüksektir.A világ számos részén hagyományos gyógyászati módszerek miatt nagy igény van a tobzoskák pikkelyeire.
Muhtemelen bu sebepten, yapılan evlere kızıldam denmekteydi.Elsőként valószínűleg háziméheket használtak szándékosan e célra.
Askerler evlere davet edilir ve yemek ikram edilir.Οι αθλητές φιλοξενήθηκαν και τους παρατέθηκε γεύμα.
Bu tip evlere mahalli olarak kandil yapı veya daraba adı verilir.Huse af denne type kaldtes våninger eller boder.
Bazı roketler evlere ve işe giden insanların arabalarına isabet etti.Der er sket adskillige uheld, hvor biler er kørt ind i husene ved svinget.
Evlere kadar su alma imkanı vardır.Vannverk pumper vann ut til husholdninger.
Kent genelinde ahşap evlere rastlanabilmektedir.Jordbruksarealene finnes overveiende i Skoger.
Magnavox Odyssey evlere giren ilk video oyun konsoludur.Magnavox Odyssey adalah konsol permainan video rumah komersial pertama.
"Yalı nedir, sadece Boğaziçi kıyısındaki evlere mi denir?".長宗我部国親(ちょうそかべ くにちか) 家中では御屋形様と呼ばれる。
Bunun üzerine evlere servis yapılmaktadır.大屋剛人(おおや のりと)。
Askerler evlere davet edilir ve yemek ikram edilir.自宅に招待され食事をご馳走になった。
(NDP Diğer yandan Ordu protestoculara evlere gitmesi konusunda uyarıda bulundu.(後に、BAT社はホームページ上でこの件について否定している。
Su şebekesi evlere kadar döşenmiştir.同日水内郡消滅。
Yüzyıllarca evlere kapatıldık, daha yeni yeni hayatın her alanında varız.隅々までそれらが行き渡っており、生活のあらゆる場面で登場する。
Şarkı popüler Amerikan müziğinin evlere ulaşmasına yardım etmiştir.それは彼の音楽が、そこに暮らすアメリカ人の生活に寄り添っていたからである。
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır;ama evlere çekilmemiştir.kanalizasyon şebekesi yoktur.村子裡有自來水,但它沒有連接到家家戶戶。
Evlere ve işyerlerine verilen elektrik alternatif akımdır.白色家電指的是生活及家事用的家庭用電器。
"Yalı nedir, sadece Boğaziçi kıyısındaki evlere mi denir?".중동분(衆同分) "어떠한 것이 ‘중동분(衆同分)불상응행법’입니까?
(NDP Diğer yandan Ordu protestoculara evlere gitmesi konusunda uyarıda bulundu.(참고로 동생 박명수는 군 복무 후 전역을 하였다.)
Önceden mahallede su olmadığından köylü suyu kuyulardan evlere taşıdıklarından adı Susuz mahallesi kalmıştır.앞쪽으로 마북동 하늘말(마을)이 보이고 남쪽은 탄천의 지류가 되고 있는 옥정천이 흐른다.
Erkekleri günü birlik işlerde çalışırlardı, hanımları evlere günlük çamaşır ve temizlik işlerine giderlerdi.그날 사병들을 동원하여 비밀리에 매복시키고, 그날 저녁 한성부를 점령하였다.
İki katlı avlulu evlere giriş avludan yapılır.לשם כך נבנה ביתן מיוחד בכניסה.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .נזק רב נגרם לבתים ולרכוש.
Ama evlere yerleşmeyen Gömeçliler, nedeniyle evler belediyeye kalır.אין בילוי משותף של צריכת בידור, אנשים נשארים בבית.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .Грабежите и щетите върху жилищата били огромни.
Askere gidecek gençlerde yaklaşık son bir aylarını evlere davete giderek geçirirler.За ваканцията момчето е пратено у дома за един месец.
"Yalı nedir, sadece Boğaziçi kıyısındaki evlere mi denir?".Što je to stablo života (ec hajim) i otkuda mu taj naziv?
Diğer türlerin aksine Kuzey Amerika'daki boz sincaplar evlere bile girmektedir.Poput ostalih vidri, sjevernoameričke riječne vidre žive u jazbinama.
Yakın zamanda içme suyunun evlere taşınılması öngörülmektedir.V večini razvitih držav je pitna voda pripeljana v gospodinjstva.
Magnavox Odyssey evlere giren ilk video oyun konsoludur.Magnavox Odyssey – pirmoji kompiuterinių žaidimų konsolė.
Kış günlerinde ısınmak için evlere gelirler, yemek yerler.Žiemą jos traukdavo pas žmones ieškoti maisto.
Bunun dışında da dünyanın en büyük evlere dağıtım yapan pizza firmasıdır.Tai yra pats didžiausias picos pristatymo į namus tinklas Jungtinėse Valstijose.
Su: (1958)'de evlere su verilmiştir. elektrik: (1982)'de elektrik verilmiştir.Kaimu teka Verknė, yra nedidelė vandens jėgainė (pastatyta 1958 m.), tvenkinys (24 ha).
Akıllı evlere inanmıyorum.Ich glaube nicht an das ›kluge Haus‹.
Akıllı evlere inanmıyorum.Je ne crois pas aux maisons intelligentes.
Akıllı evlere inanmıyorum.공간을 활용할 수 있게 됩니다. 저는 스마트 홈을 믿지 않아요.
Akıllı evlere inanmıyorum.No creo en las casas inteligentes.
Akıllı evlere inanmıyorum.Non credo nelle case intelligenti.
Akıllı evlere inanmıyorum.Nu cred în case inteligente.
Akıllı evlere inanmıyorum.Tôi không tin rằng trong những căn nhà thông minh.
Akıllı evlere inanmıyorum.Δεν πιστεύω στα έξυπνα σπίτια.
Akıllı evlere inanmıyorum.Я не верю в "умные" дома.
Akıllı evlere inanmıyorum.Я не вірю у розумні будинки.
Akıllı evlere inanmıyorum.על-ידי שימוש בשיטות אלו. איני מאמין בבתים חכמים.
Akıllı evlere inanmıyorum.وبتطبيق تلك الاستراتيجيات . لا أؤمن بالبيوت الذكية.
Akıllı evlere inanmıyorum.役立たずのアイディアです
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Egyáltalán nem gondoltak rájuk -- nem elektromosságot vezettek az otthonokba, hanem világítást.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.En lo que realmente estaban pensando -- no era en llevar la electricidad al hogar. Era llevar la luz al hogar.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Într-adevăr, ei s-au gândit cum să-- nu au pus electricitate in casă. Ei au introdus iluminatul în casă.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.그들이 정말 생각했던 것은 -- 그들은 집에 전기를 넣는다고 생각했던 것이 아니라, 집에 불빛을 공급한다고 생각하면서 전기를 설치했던 것입니다.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Men bracht geen elektriciteit naar de huizen, men bracht licht naar de huizen.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Myślano o -- wcale nie myślano o umieszczaniu elektryczności w domach. Umieszczano oświetlenie w domach.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Nepřemýšleli o tom jako o přívodu elektřiny do domu, ale jako o přívodu světla do domu.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Всъщност мислели за... не прокарвали електричество в дома. Прокарвали осветление в дома.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Люди думали лишь о... они не проводили электричество в дом; они проводили в дом только освещение.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.הם באמת חשבו על-- הם לא התקינו חשמל בתוך הבית. הם התקינו תאורה בתוך הבית.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.كانوا - حقيقةً - يفكرون في . . . لم يكونوا يفكرون بإمداد البيوت بالكهرباء. بل كانوا يفكرون بإمدادها بالضوء.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.電力を家庭に普及させるというより 電球がメインだったのです ですからご想像どおり
Aslına bakarsanız, bu dönemde kiraların da düştüğüne şahit olduk. İnsanlar başka evlere taşındılar.I w zasadzie w okolicach zatoki, od 2001 do z grubsza 2003, ceny wynajmu spadały, i ludzie się wyprowadzali.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod