"Yalı nedir, sadece Boğaziçi kıyısındaki evlere mi denir?".Što je to stablo života (ec hajim) i otkuda mu taj naziv?
Bugün, Quedlinburg, Fachwerk evlerinin restorasyon merkezidir. ^Sada je Quedlinburg središte restauracije za tzv.
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Također su se preselili u manji dom.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Izgubila je dvije trećine svoga prostora i više od polovice stanovništva.
Evleri inşa ederek bugünkü köye yerleşmişlerdir.Njihovi potomci i danas naseljavaju selo.
Ölüler evlerin taban altına gömülmüştür.Grobovi se nalaze ispod kućnih podova.
Evler genelde eski yapıdadır.Kasnije su građene kuće u Starom Redu.
Genellikle bodrum ve evlerin diğer soğuk bölgelerinde görülürler.Često prezimljuje na hladnim mjestima u kućama.
Evler genellikle, meyve ağaçları olan bahçelere sahipti.Oko kuća često su se nalazile okućnice sa vrtovima i voćnjacima.
Yenilenebilir olmayan enerji kaynakları sadece evlerin %1'inde kullanılır.Kod transporta neobnovljivi izvori energije su još uvijek dominantni sa udjelom od 93%.
Diğer türlerin aksine Kuzey Amerika'daki boz sincaplar evlere bile girmektedir.Poput ostalih vidri, sjevernoameričke riječne vidre žive u jazbinama.
Evlerin çoğu ahşaptır.Velik broj kuća su vikendice.
Bazı evler yıkıldı, kıyı 100 m geriledi.Plaža je pješčana a plićina se proteže stotinjak metara daleko od obale.
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Kuće u pa neselju stisnute su jedna uz drugu.
Yalnızca bir yanına evler sıralanmıştı, diğer yanı ise Ayasofya’nın bahçe duvarıydı.Bila je i ostala izdvojena od drugih zgrada; blizu nje je bio samo župni dvor.
Evleri ve bağları yakıldı.Crkva i kuća bile su spaljene.
Ziyaret Tepesi'nden Gölceğiz Yaylasının evlerinin yanında Söğüteli Köyü'nün bulunduğu vadi izlenebilmektedir.Nevolja će biti vela po palacim tvrdimi, kad vidite da sa sela s maškinima gremo mi.
Evsiz kalan veya hasarlı evlerine girmekten korkanlar için çadırlar kuruldu.Najviše straha izazivali su arditi (smjeli) ili udarni jurišni odredi.
Tüm bu yapılanların içinde, en önemlisi evler bu kez ahşaptan değil taş ve tuğladan yapıldı.Takve kuće nude vrhunsku izolaciju u odnosu na zgrade građene isključivo od drva ili kamena.
Taş evleri mevcuttur.Kuće su bile kamene.
Dadı, evlerde çocuğa bakan kimse.Radio kao odgojitelj u Domu za djecu bez roditelja.
Evler birbirine yakın olup toplu köy tipi özelliği göstermektedir.Kuće su jedna uz drugu i selo ima karakter drumskog naselja.
Avrupa’daki gibi, üst sınıfların evleri yemek pişirme işi için ayrı bir odaya sahiptiler.Zbog kuhara usavršenih u Europi, lokalni restorani su na vrlo visokoj razini kvalitete.
19. yüzyıl evleri, demiryolu tüneli inşaatı sırasında ölen işçiler için bir anıttır.Nenaseljen otok u 19. stoljeću naselili su radnici za rad u rudniku fosfata.
Evlerdeki ana görevleri sahibi adına ticaret yapmak ve gezilerde ona eşlik etmekti.Tu je glavna uloga roba bila pomagati gospodaru u njegovim poslovima i pratiti ga na putu.
Evleri kerpiçten yapılmıştır.Kuće su bile izgrađene od borovine.
Binlerce insan evlerini kaybettiler.Tisuće su izgubile svoje domove.
Evleri, Ibrox Stadyumu, şehrin güneybatısındadır.Ich domov, Ibrox Stadium, sa nachádza v juhozápadnej časti mesta.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodotos uvádza, že Egypťania sú jediným národom, ktorý zdieľa svoje obydlia so svojimi zvieratami.
Günümüzde Cherry'nin hayatı Malmö, Stokholm ve Londra arasındaki evlerinde geçmektedir.Dnes striedavo obývajú svoje domy pri Malmö, Štokholme a Londýne.
Zaten pis evleri seçermiş.Je opakom súkromných domácností.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Tento výjav bol naplnením proroctva, ktoré hovorilo, že nájdu svoj nový domov na takomto mieste.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Časom sa začali predávať i do domácností.
Bir ay Lübnan'da, iki ay evlerinde kalıyorlardı.Podarilo sa im dosiahnuť Lhasu, kde zostali dva mesiace.
Prens onlara evlerine götürmüş.Zobral ju do svojho kniežatstva.
Bugün, buna rağmen insanlar apartmalarda ve daha modern evlerde yaşarlar.Dnes žijú v sídlach v domoch s elektrinou a ďalšími vymoženosťami.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Jednotlivé rodiny zostávajú aj v týchto stádach pohromade.
Bu merkezde 18 ve 19. yüzyıllardan kalma tarihi ahşap evler, müzeler ve sergiler mevcuttur.Nachádza sa tam množstvo drevených domov z 18.a 19. storočia, je miestom výstav a domovom viacerých múzeí.
Bölgede bulunan eski evlerin çoğu yüz yıldan yaşlıdır.Väčšina hornín na povrchu je staršia ako 100 mil. rokov.
Mahallede yenilenen su şebekesi ile tüm evlerde su vardır.Do všetkých domov je zavedený plyn a studená voda.
Şehri terk etmemiş olanlar evlerinde salgının bitmesini beklemeye başladı.Tí, čo zostali doma, pocítili následky.
Evleri ve bağları yakıldı.Domy aj s obeťami podpálili.
Modern evlerde tuvalet genellikle küvet ya da duş gibi bir yıkanma tertibatı ile aynı odaya yerleştirilmiştir.V dome môže byť záchod v rovnakej miestnosti ako sprcha, vaňa a umývadlo alebo je oddelene.
1940 yılından sonra köy halkı yassı örtü evler yerine kiremitli binaları kullanmaya başlamıştır.V 3. stor. sa namiesto obytných domov začali stavať súkromné vily.
Kanalizasyon şebekesi yoktur ancak köy sakinleri kendi evlerinin kanalizasyon sistemlerni oluşturmuşlardır.Ale nie sú to len rodinné domy, ktoré obyvateľom Lukáčoviec poskytujú pohodlie domova.
Sokaktaki evlerin birinde ise 14. yüzyıldan kalma silahlar sergileniyor.V historickom centre sú dochované meštianske domy zo 14. storočia.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.Čoskoro stavby nanovo vystavali.
Evler genelde 2 katlıdır.Domy sú väčšinou poschodové, dvojtraktové.
Ayrıca evlerde de yaygın şekilde yapılır.Nárečia sa bežne v domácnostiach používajú aj teraz.
Karşılıklı ve yan evler arasında yatıp kalkan köprücükler vardı.Medzi jatkami a múrom boli zásobné komory.
Geri döndüğü vakit ise köydeki samanlıkları, evleri yakar ve hayvanlara zarar verir.Po ceste domov začne ubližovať zvieratkám a ničiť všetko živé naokolo.
Aynı şey Yahudiler'i evlerinde saklayanlar için de geçerli olacaktı.Za nepriateľov považovali aj židov, ktorých na obsadených územiach prenasledovali.
Popüler inancın aksine, evler su üzerinde değil, bataklık topraklarında inşa edildi.V nasprotju s splošnim prepričanjem, hiše niso bile postavljene nad vodo, ampak na bližnjem močvirnem ozemlju.
No 16 ve 17 nolu evler, günlük hayatın ve işin tüm araçlarıyla folk müziğine dönüştürülmüştür. ^Hiši številka 16 in 17 sta preurejeni v muzej orodij in pripomočkov za delo in vsakdanjo rabo.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Herodot je zapisal, da so Egipčani edino njemu znano ljudstvo, ki živi s svojimi živalmi v isti hiši.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Svoje domove je zapustilo več kot 100.000 ljudi.
Prens onlara evlerine götürmüş.Kralj Matjaž jih je odpeljal s seboj domov.
TV ekipleri bir sonraki gün evlerindeydi.V trgovinah je bil videospot na voljo že naslednji dan.
Bugün, Quedlinburg, Fachwerk evlerinin restorasyon merkezidir. ^Danes je Quedlinburg središče restavriranja Fachwerk – predalčne lesene gradnje hiš.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Tretjina mest je bila v ruševinah, število prebivalstva se je zmanjšalo za 20 %.